15 Temmuz'un yıl dönümüne özel hazırlanan dizide, terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in başlangıcından bu yana devletin içine sızarken mensuplarını kontrol altında tutmak için uyguladığı yöntemler, başvurduğu psikolojik taktikler ve ulaştığı teknik altyapı gözler önüne serilecek.

TRT'nin geçen yıl ekranlara getirdiği, FETÖ'nün askeri öğrenci yapılanmasındaki faaliyetleri anlatan "Mahrem"in ardından "Kumpas"ın yapımcılığını üstlenen Halis Cahit Kurutlu, 8 bölümlük belgeselin konusunu, hazırlık sürecini ve detaylarını anlattı.

Kurutlu, "Mahrem"in izleyiciler tarafından takdir gördüğünü, başarılı ve etkili bulunduğunu belirterek, FETÖ'nün çok katmanlı ve karışık bir örgüt olması dolayısıyla da "Kumpas"ta bu kez görevdeki muvazzaf askerlerin yürüttükleri operasyonları ele almaya çalıştıklarını söyledi.

'ETKİN PİŞMANLIK MÜESSESESİ'

Belgesele hazırlanırken kumpas davalarına odaklandıklarını dile getiren Kurutlu, "Bugün kumpas olduğu daha net anlaşılan birçok dava yaşandı. Bunlara kafa yorduk ve konuyla ilgili kimler konuşabilir diye araştırdık ve aslında örgütsel anlamda rütbesi yüksek bir etkin pişmanı konuşmaya ikna ettik." dedi.

Yapımda, 15 Temmuz'da darbeciler tarafından bacaklarından vurulan, başlangıçta gazi ve kahraman olarak bilinen, ancak darbeden bir buçuk yıl sonra Ankara TEM Şube Müdürlüğü'ne giderek örgüt üyesi olduğunu itiraf eden Eski Yüzbaşı Burak Akın'ın yaşam öyküsünü anlattıklarına işaret eden Kurutlu, şöyle devam etti:

"Bu örgüt bir hücre şeklinde yapılanmış bir örgüt. Yani görevdeki muvazzaf bir asker veya askeri öğrenci en fazla üç kişiyi tanıyor, daha fazlasını tanımıyor. Yani biri gelip itirafçı olsa anlatacağı şey, verebileceği isim üç tane. Dolayısıyla bir kişi itirafçı olunca çok kişiyi çözemiyorsunuz. Bu örgütü tamamen çözecek olan şey etkin pişmanlık müessesesi. Burak da bu anlamda önemli biriydi, kendisinin gidip konuşmuş olması. Maalesef çoğu etkin pişman, gözaltına alındıktan sonra orada bir karar veriyor, konuşmaya ya da konuşmamaya."

'ALİ BAL ÇOK DETAYLI BİLGİLERDEN BAHSETTİ'

Halis Cahit Kurutlu, Burak Akın'ın cemaate bağlı dershanelerden devşirilmiş birisi olduğunu aktararak, "Daha 13, 14 yaşında fen lise sınavlarına hazırlanırken örgütün dershanelerine Adana'da gitmiş. Fakir ve kapıcı bir ailenin çocuğu, beş kardeşten en küçüğü ve deneme sınavlarında başarı gösterdiği, ilk yüze girdiği için örgüt tarafından fark edilmiş. Örgütün radarına girmiş ve cemaat evlerine götürülmüş." diye konuştu.

Akın'ın yaptığı cemaat dışı evlilikten yola çıkarak, belgeselde örgüt içi izdivaçlara da değindiklerini ifade eden Kurutlu, ayrıca yapımda örgütün Hava Kuvvetleri Komutanlığı mahrem yapılanmasında üst düzey görevlerde bulunmuş etkin pişman Ali Bal'ın itiraflarına da yer verildiğini kaydetti.

Kurutlu, Ali Bal ile Adil Öksüz arasında sadece bir genel müdürün olduğunu, Bal'ın Öksüz'le birçok kez sohbete katıldığını ve örgütsel birtakım faaliyetlerle ilgili konuştuğuna dikkati çekerek, şunları anlattı:

"Ali Bal'ın şüpheye mahal bırakmayacak şekilde bir şahitliği var Adil Öksüz'le ilgili. Mesela İzmir Casusluk Davası'yla alakalı örgütün üst düzey yöneticilerinin yaptığı bir toplantıda, davada ele geçirilen ajandaya örgütün dışındaki askeri personelin bir şekilde eklenmesi, kiminin de mağdur olarak o davaya dahil edilip ordudan tasfiye edilme süreci bizzat gözünün önünde yaşanmış. Bunun detaylarını anlatacağız belgeselde. Polislik sınavının, 2010 KPSS sorularının örgütçülere dağıtılması, 17 Aralık'tan sonra soruşturma başlayınca örgütün aldığı önlemler, KPSS soruşturmasında kendi mensuplarını korumaya çalışması, yani meselelerin örgütsel bir bağlamda değerlendirilmesine fayda sağlayacak bilgileri anlattı bize Ali Bal. Bunun dışında 17 Aralık'tan sonra örgüt nasıl bir panik yaptı. Bylock, Eagle, Kakao gibi programları nasıl kullanıyorlardı? Bunlar nasıl yükleniyordu vesaire bunlarla ilgili birtakım detaylar, patates hatlar dediğimiz işte başkalarının üzerine aldıkları hatları aktardık. Masum insanların üzerine hatlar alıyorlar. Mesela olaydan hiç haberi olmayan, gitmiş hastanede acilde müdahale edilmiş kimliğini vermiş devlet hastanesinde. Orada çalışan bir Fetullahçı memur, genelde 60 yaş üstü insanların kimliklerini topluyor. Bunların adına hat çıkartıyorlar ve o hatları örgütsel faaliyetlerde kullanıyorlar, yani örgütün çalışma metotları, mahrem yapının çalışma yöntemleriyle ilgili çok detaylı bilgilerden bahsetti Ali Bal."

ÇEKİMLER DEVAM EDİYOR

Projeye 6 aydır hazırladıklarını söyleyen Kurutlu, belgeselde iki etkin pişmanın yanı sıra finalde 15 Temmuz 2016'da Genelkurmay Başkanlığı önünde darbeci askerlerce helikopter ateşiyle 22 yaşında şehit edilen Yasin Naci Ağaroğlu'nun ailesiyle yaptıkları röportaja yer verdiklerini dile getirdi.

Kurutlu, çekimlerin hala devam ettiğini ve tamamlanmasına 3 hafta kaldığını belirterek, "Beş haftayı bitirdik. Belgesel bir yandan çekilecek, bir yandan yayınlanacak. Aslında ucu ucuna bir süreç var. Ama günü gününe yetiştirmeye çalışacağız Allah'ın izniyle. 15 Temmuz'da ilk iki bölüm televizyonda yayınlanacak. Proje toplamda sekiz bölüm. Daha sonra hem YouTube'da hem TRT'nin platformunda hem de internette yayınlanacak proje." dedi.

FETÖ'yle ilgili içerik yönetimi anlamında bir iş yapmanın oldukça zor olduğunun altını çizen Halis Cahit Kurutlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Karşımızda manipülatif bir örgüt var. Bu örgütün esas mahiyeti casusluk örgütü olması. Türkiye çok terör örgütüyle uğraştı. Daha da uğraşır. Türk milleti, Türk devleti bu konuda şerbetli biraz aslında. Ama FETÖ, sıra dışı bir terör örgütü. Çok geniş hacimli bir casusluk örgütü. Yani 8-10 bin kişiden bahsetmiyoruz. Yüz binlerce insanı bir şekilde o tezgah içine katmış, bir şekilde işlemiş, yetiştirmiş başka bir şeye dönüştürmüş. Çok küçük yaştan itibaren kod adı veren, tedbir kavramı içerisinde casusluk öğretilerini kullanan çok ciddi bir örgüt. Şimdi bu örgütle mücadele etmekte en önemli şey bir kere bilinç ve şuur. Aslında toplumun önemli bir kesimi Fetullahçılara öfkeli. Meşruiyetini milletin nezdinde tamamen kaybetmiş bir örgüt. Fakat örgütün içeriğiyle ilgili bir bilinç ve şuur gerekiyor, mücadeleyi güçlendirmek için. Çünkü siz ne kadar düşman olursanız olun, bazen FETÖ'nün aleyhine bir şey yaptığınızı düşünürsünüz ama FETÖ onu da kendi lehine bir şekilde kullanacak argümanlar çıkartabiliyor. Biz belgeseli yaparken de, bu kaygıyı hep yaşadık. Bir yandan da izlenirlik kaygısı vardı. Çünkü ekrana bir iş yapıyoruz. Dramatik akışı da bozmamamız lazım. Dolayısıyla içerik yönetimi çok zor FETÖ'yle ilgili işlerde. Bir yandan da bu işlerin yapılması lazım. Ben yapımcılara çağrıda bulunuyorum, bu konuda aslında çok geniş bir malzeme var. Çok geniş bir alan FETÖ ile ilgili iş yapmak. Başka yapımcı arkadaşlar da dahil olsunlar, daha çeşitli yapımlar yapılsın isterim. Bu bir görevse aslında ben de 'Mahrem' ve 'Kumpas' ile görevimi yaptığımı düşünüyorum."

'ETKİN PİŞMANLIK HUSUSU HAYATİ ÖNEMİ HAİZDİR'

Kurutlu, son olarak etkin pişmanlık hususunun önemini vurgulayarak, sözlerine şunları ekledi:

"Fetullah Gülen'in 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra, pişman olup geçmişte içinde bulundukları yapıyla ilgili bildiklerini devlet kurumlarına anlatan etkin pişmanlara kafir dediğini örgütün yayınladığı videolardan biliyoruz. Hücre yapılanması ile tecessüm etmiş ve kendi içinde kompartımantasyon uygulayan bir casusluk örgütü olan FETÖ'nün çözülmesi ve bozguna uğraması noktasında etkin pişmanlık hususu hayati önemi haizdir. Bunu FETÖ çok iyi biliyor, biz de farkındayız. Bu sebeple geçen yıl 'Mahrem' projesini etkin pişmanların yüzleri açık bir şekilde beyanlarını alarak bir gerçekleştirmiştik. Bu sene 15 Temmuz hain darbe girişiminin yıl dönümünde yayınlanacak 'Kumpas' projesinin fragmanında işlenen konuların, konuşan etkin pişmanların örgüt içinde bildiği bağlantıların ve vakaların ipuçlarından anlaşılması sebebiyle Pensilvanya'daki terör ve casusluk yuvasında nasıl bir panik ve çöküntü oluşturduğunu da az çok tahmin edebiliyorum."