İrritabl bağırsak sendromu ile ilgili bilgi veren, Medicana International İstanbul Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Mutluay Soyer, “İrritabl bağırsak sendromu (İBS), karın ağrısı ve bağırsak alışkanlığında değişiklik ile karakterize fonksiyonel bağırsak hastalığıdır. Oldukça sık bir durum olup toplumun yüzde 5-10’unu etkiliyor. Sinir sistemi değişiklikleri ve stres irritabl bağırsak sendromuna neden olabiliyor” dedi.

TOPLUMUN YÜZDE 5-10'U ETKİLİYOR

İrritabl bağırsak sendromu (İBS), karın ağrısı ve bağırsak alışkanlığında değişiklik ile karakterize fonksiyonel bağırsak hastalığıdır. Oldukça sık bir durum olup toplumun yüzde 5-10’unu etkiliyor. Kadınlarda erkeklere göre, gençlerde ise yaşlılara göre daha sık görülen hastalığın beraberinde; depresyon, anksiyete, fibromiyalji, jinekolojik ve mesane problemleri, baş ağrısı ve kronik yorgunluk gibi bağırsak dışı semptomlar bulunabildiğini söyleyen Medicana International İstanbul Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Mutluay Soyer, diğer fonksiyonel gastrointestinal hastalıklar ile birlikte görülme sıklığının arttığını kaydetti. İBS’nin meydana geliş mekanizmasının oldukça karmaşık olduğunu aktaran Soyer, sinir sistemi değişiklikleri, bağırsak aşırı duyarlılığı, bağırsak hareketlerinde bozulma, bağırsak bakteri kompozisyonunda değişiklikler, genetik ve psikososyal stres gibi pek çok faktörün rol oynadığının düşünüldüğünü belirtti.

KARINDA GAZ VE ŞİŞKİNLİK EN YAYGIN ŞİKAYETLER ARASINDA

Karın ağrısını İBS tanısı için şart olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Soyer, “İBS hastalarında ishal, kabızlık, ishal-kabızlık atakları bulunabilir. Karında gaz ve şişkinlik çok yaygındır. İBS tanısı, altta yatan organik hastalıkların dışlanması ile konulur. Yaşın 50’nin üzerinde olması, kanlı dışkılama, gece ishali, kilo kaybı, demir eksikliği anemisi, ailede Crohn hastalığı, ülseratif kolit veya ailede kolorekral kanser varlığında acil kolonoskopi yapılmalıdır” diye konuştu.

TEDAVİDE BİR HASTA HEKİM İLİŞKİSİ ÖNEMLİ

İBS'nin doğal seyrini değiştiren herhangi bir tedavi bulunmadığını söyleyen Doç. Dr. Soyer, “Tedavi ile şikayetler ve hastane başvuruları azalırken hayat kalitesi artmaktadır. Sağlam bir hasta-hekim ilişkisi İBS tedavisinde başarının en önemli anahtarıdır. Yeterli hasta eğitimi tedavinin ilk aşamasını oluşturmaktadır. Yaşam tarzı ve diyet değişikliği faydalı olabilmektedir. Küçük ve düzenli öğünler, bilinen tetikleyici gıdalardan kaçınmak ve alkol ve kafein tüketiminin azaltılması önerilir. Fermente olabilen oligo-, di- ve mono-sakaritler ve polioller (FODMAP'ler) bazı meyvelerde, yapay tatlandırıcılarda, baklagillerde ve yeşil sebzelerde yüksek seviyelerde bulunur” dedi.

KRONİK BİR HASTALIK

Doç. Dr. Soyer, sözlerini şöyle sürdürdü: “İBS'li hastalarda FODMAP içeren gıdaların tüketimi ile ince bağırsak su içeriğinde ve bağırsak hacminde artış ile şikayetlerde artma olabilmektedir. FODMAP içeren gıdaların kısıtlanması ile bazı hastalarda şikayetlerde azalma sağlanabilmektedir. Ancak pek çok gıda kısıtlaması gerektirmesi nedeni ile uygulaması oldukça zordur. Yaşam tarzı ve diyet ile etkin yanıt alınamayan vakalarda ilaç tedavisi uygulanır. Kabızlık, ishal, karın ağrısı, karın şişliğine yönelik gerekli tedavi verilir.  İBS, kronik yani uzun süreli bir hastalıktır. Hastaların yüzde 30-50’si stabil seyreder; yüzde 2-18’inde şikayetler artarken, yüzde 12-38’inde iyileşme görülür. İBS kanser riskini artırmaz, hastanın yaşam süresini etkilemez ancak en az organik hastalıklar kadar hayat kalitesini etkileyebilir.”