Dolmabahçe Ofisi'nde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yapılan tarihi toplantı ile ilgili Sabah Gazetesi yazarı Prof Dr. Erhan Afyoncu bir yazı kaleme aldı.

Sabah Gazetesi yazarı Prof Dr. Erhan Afyoncu, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde toplantıda konuşulanları yazdı.

İşte Prof Dr. Erhan Afyoncu'nun o köşe yazısı...

Cuma günü Dolmabahçe Ofisi'nde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında, Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, bakanlar, rektörler, hukukçular, sosyologlar, jeologlar, sismologlar, psikiyatrlar, mimarlar, doktorlar, orman mühendisleri, maden mühendisleri, iletişimciler, afet yönetimi uzmanları, meteorologlar, tarihçiler, edebiyatçılar, şehir plancıları, inşaat mühendisleri, AFAD, AKUT, YÖK, TÜBİTAK, TOKİ başkanları ve Kandilli Rasathanesi Müdürü'nün de katıldığı Ulusal Risk Kalkanı toplantısı yapıldı.

KAYIT ALTINA ALINDI

Toplantıya Prof. Dr. Mustafa Erdik, Prof. Dr. Naci Görür, Prof. Dr. Okan Tüysüz, Prof. Dr. Şükrü Ersoy, Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu, Prof. Dr. Oğuz Cem Çelik, Prof. Dr. Orhan Şen, Prof. Dr. Refik Korkusuz, Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Prof. Dr. Feridun Emecen, Prof. Dr. Ali Koçak, Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, Prof. Dr. Tuncay Taymaz, Prof. Dr. Mustafa Kumral, Prof. Dr. İbrahim Kalın, Prof. Dr. İskender Pala, Mimar Emre Arolat, Mimar Sinan Genim, Japon uzman Yoshinori Moriwaki, Murat Bardakçı, Ömer Çelik, Ertan Aydın'ın da aralarında olduğu 110 bilim adamı, bürokrat, STK temsilcisi ve siyasetçi katıldı.

Saat 14.30'da başlayan toplantıda bilim adamları sırayla konuştular. Herkesin konuşmuş olmasına özellikle dikkat edildi. Tekrar tekrar "Fikrini söylemeyen kaldı mı?" diye soruldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, başından sonuna kadar toplantıda hazır bulundu. Toplantıda konuşan bütün bilim adamlarını dikkatle dinleyerek notlar aldı. Ayrıca toplantı kayıt altına alındı.

Cumhurbaşkanımız bu kayıtların yetkililer tarafından izlenerek çalışmaların ona göre yapılacağı ve çalışmalara bilim adamlarının desteğinin önemini vurguladı. Bilim adamlarının fikirleri üzerine bakan ve bürokratlara talimatlar verdi.

ŞEHİRLERİMİZ ÇOK BÜYÜK

Toplantıya deprem tarihi üzerine araştırmaları olan bir bilim adamı olarak ben de katıldım. Toplantıda benim dikkat çektiğim hususlar şunlar oldu:

Başımıza gelen afetlerin (deprem, sel, heyelan) ağır sonuçları olmasının tek bir sebebi var. Şehirlerimiz haddinden fazla büyüdü. Nitekim pandemide de bu durumun dezavantajları görüldü. Artık İstanbul da, Sivas da, Erzurum da daha fazla büyümemelidir. Köy ve kasabalarımızın yaşam konforunu artırıp 5-10 bin nüfuslu yerleşim yerleri oluşturarak nüfusu bütün ülkeye yaymalıyız.

Türkiye'de multidisipliner çalışmalar maalesef fazla yok. Deprem üzerine çalışan bilim adamları, eksik tarihi bilgilerden hareketle yorum yapıyorlar. Tarihçiler ile jeolog ve sismologların bir araya gelmesi lazım. Pandemi öncesinde böyle bir sempozyum planlamıştık, ancak salgın engel oldu. Şimdi Milli Savunma Üniversitesi olarak İstanbul Teknik Üniversitesi'yle birlikte tarihçiler ile jeolog ve sismologların bir araya geleceği bilimsel bir toplantı planlıyoruz.

Bu şu açılardan önemli: Mesela, Maraş depremi yorumlanırken en son bölgede 1513'te deprem olduğundan hareket ediliyor. Ancak 1513'te Maraş'ta deprem yok. Muhtemelen 1514'te Tarsus-Adana hattında bir deprem var. Onun da Maraş'a etkisini bilmiyoruz. Asıl 1795'te Maraş'ı yerle bir eden büyük bir deprem var. Bu deprem fazla bilinmediği için Maraş depremini yorumlarken kullanılmıyor.

Antakya, Türkiye'nin en fazla depreme maruz kalan şehri. Tarihte 15 büyük depremde yerle bir oldu. Şehrin yeniden inşasında bunun göz önüne alınması lazım. Deprem üzerine çalışan hocalarımız deprem tarihiyle ilgili ön kabullerini gözden geçirmeliler. İstanbul'da 250 yıllık aralıklarla deprem olduğu fikri yeniden analiz edilmelidir. İstanbul'da 869, 989, 1296, 1509, 1766 ve 1894 yıllarında büyük depremler oldu. 1894 zelzelesi niçin İstanbul depremi kabul edilmiyor? Şehrin altıda birini yıktı. İstanbul'da 22 bin 500 bina hasar gördü.

Biz bu depremde hasar alan yerleri ev ev biliyoruz. Örneğin, Cerrahpaşa- Kocamustafapaşa'da 4 bin 926 bina yıkıldı. 1766 depreminde 173 cami yıkılırken 1894 depreminde 472 cami hasar gördü. Bu durum bile 1894 depreminin 1766 depremi kadar İstanbul'a zarar verdiğini gösteriyor. Bu deprem yeniden gözden geçirilmelidir.

İstanbul'daki hastanelerin yüzde 80'e yakını yenilendi. Üniversiteler, karakollar gibi diğer kamu binaları ve kamu lojmanları da gözden geçirilip yenilenmelidir. Eğer bu binalar ayakta kalırsa devlet görevlileri halka daha fazla yardım edebilir.

BİLİM ADAMLARININ GÖRÜŞLERİ

Dolmabahçe'de çok değerli fikirler söylendi. Bilim adamlarımız, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan nezdinde fikirlerini ifade etmenin önemi üzerinde sık sık durdular. Toplantıya katılan bilim adamlarının dikkat çektiği bazı başlıklar ise şunlar oldu:

Deprem görüntülerini devamlı izleye izleye depremi kanıksayacağız. Depremin nasıl bir felaket olduğunu unutturmayacak insanlı fotoğraflar kullanılmalıdır.

Elimizde aşı olduğu için bölgede salgın açısından şanslıydık. Yerli aşı çalışmaları bu açıdan çok önemlidir.

İnşaatta müteahhit ve mühendis kadar usta ve işçiler de önemlidir. Bu alanda mesleki eğitim çok önemlidir. Mimar Sinan Genim, betonun bu kadar toz olmasının, betonun yanmaması için sulayan işçinin bu işi iyi yapmamasından kaynaklanabileceğinin üzerinde durdu. Sinan Genim, yapılacak köy evlerinin ileride köylünün devamlılığını sağlayabileceği evler olması gerektiğini de söyledi.

İnşaat yaparken zemin meselesi ve denetlenmenin önemi defalarca vurgulandı.

İmar affı çıkarılmamalıdır.

Kentsel dönüşümler parsel değil ada bazında yapılmalıdır.

Coğrafya derslerine ve jeolojiye önem verilmelidir.

Afet yönetiminin planlaması uzmanlar tarafından yapılmalıdır.

Türkiye ciddi bir su krizine doğru gidiyor. Her şeyin bağışı olur, size kimse su bağışlamaz. Son 60 yılda 160 göl ya kurudu veya biz kuruttuk.

Daha büyük ölçekli fay haritaları hazırlanmalıdır.

Şehirlerimiz planlı değil, oluşmuş şehirler. Şehir planlaması çok önemlidir.

Yeni şehirler planlanırken o şehrin ruhuna ve kültürüne önem verilmelidir.

Afetlere karşı eğitime küçük yaşta okullarda başlanmalıdır.

Arama-kurtarma çalışmaları için daha fazla insanımızı eğitmeliyiz.

Sigorta meselesi daha farklı bir şekilde ele alınmalıdır.

ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK

Toplantının sonunda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde Afet Yönetimi Politikaları Kurulu oluşturulacağını belirterek, "Gelin hep beraber 'Türkiye için hemen şimdi' diyerek ülkemizi afetlere hazırlıklı, afetlere dirençli bir yer haline getirelim" dedi.

Toplantıda bilime önem verilmesi, bilim adamlarının desteğinin ehemmiyeti, afetler konusunda hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı ve bu konuda kararlı olunduğu vurgusu öne çıktı.