İsrail'in soykırımcı Başbakanı Netanyahu, ay başında Washington’da (bu kez arka kapıdan girdi) Trump ile görüştü. 1 yılda 7.kez Trump ile görüşen Netanyahu'nun görüşme sonrası kafasının karıştığı idda ediliyor.

 Netanyahu'nun yakın çevresine 'Trump'ın İran hakkındaki tutumunu anlamakta zorlandığını' itiraf ettiğini yazıyor ülke basını.

 Kanal 12 televizyonu Netanyahu'nun, Trump ile görüşmesinden sonra üst düzey ABD’li bir yetkiliye, "Hala bizimle mi?" diye sorduğunu bile iddia etti.

 Ve İran'ı vurma konusunda kendisi kadar hevesli görünmeyen Trump'tan şüphe ederken bu durumdan da endişe duyuyormuş!

 Yani donanmasının 3'te 1'ini, 2 uçak gemisiyle birlikte 2003'teki 2.körfez savaşından bu yana en fazla uçağı (yaklaşık 900) bölgeye yığan Trump'tan şüphe ve endişe duyuyor Netanyahu!

 Oysa kendisine kalsa Gazze'de olduğu gibi, Batı Şeria da yapmaya çalıştığı gibi yer yeri yakıp yıkacak sonra da dönüp, Amerika'yı biz inşaat ettik diyecek!

 Netanyahu endişeleriyle başbaşa iken saldırı planlarından vazgeçmiyor! Çünkü Ekim ayındaki seçimde her bir oyu düşmana atılan mermi, bomba ile tahvil etme hesabı yapıyor.

 İsrail güvenlik kabinesini toplayıp ABD'nin İran'a saldırı olasılığını ve bölgesel çatışma ihtimallerini de inceden inceye masaya yatırdı...

 İsrail, ABD İran ile uğraşırken bir başka hesabı daha kapatmanın peşinde..

 Netanyahu, ABD'nin İran'ı vurması halinde Hizbullah’ın nasıl hareket edebileceğini de değerlendirdi kurmaylarıyla. Olası saldırıda Hizbullah'ın İsrail ile doğrudan çatışmaya girip girmeyeceği ölçmeye çalışıyor İsrail...

 Hizbullah, saldırıyı kendilerine yapılmış sayacağını daha önce açıklamıştı. Ancak nasıl bir cevap vereceği konusunda belli ki İsraillilerin de kafası karışık. Netanyahu hükümeti, Lübnan ile silah bırakmayı ağır aksak ilerleten Hizbullah'a saldırabilir.

 İran'ın nükleer enerji dışında vekil güçlerden desteğini çekmesi konusunda güçlü bir mesaj verme hesabı içinde olabilir.

 İsrail yönetimi Trump'tan şüphe etse de iki ülke arasında bir anlaşma olasılığını ise düşük bir ihtimal olarak görüyor. Ve hazırlığını ABD'nin saldırısına destek vermek üzerine yapıyor. Ancak asıl belirleyici olacak tavır ABD 'nin İran'a olası saldırısının boyutu olacak!

 Sınırlı bir saldırı mı? Rejimin çökmesine neden olacak şekilde haftalarca sürecek bombardıman ve rejimin asli unsurlarına yönelik suikastlerle ortadan kaldıracak detayları çalışılmış kapsamlı bir plan mı?

 Trump'ın önce sınırlı bir saldırı yapıp -hatta Perşembe günü Cenevre'deki görüşemeden önce olacağını- söyleyenler var. Sonra İran'ı masada istediği anlaşmaya ikna etmek için duracak. Anlaşma olmazsa topyekün yığınağın kapasite kadar kapsamlı bir saldırı...

 Hatta geniş çaplı bir saldırının bölge ülkelerinin Ramazan hassasiyetini de dikkate alarak Mart sonuna kalacağı değerlendirmeleri de batı basında yer alıyor.

 İran, kazanamayacağı savaşa girmek yerine masadan kalkmadan alacağı tavizlere odaklanmış durumda. Asıl mesele ise Trump'ın bunu nasıl okuyacağı bir vakit geçirme mi? Gerçekten iki tarafında makul bulacağı bir anlaşma arayışı mı?