Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Toplum Bilimleri Kurulu Üyesi ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan İHA muhabirine yaptığı değerlendirmede, “Toplumun yüzde 75'i eğer iki doz aşısını olmamış olsaydı bu vakaların çok daha yukarıda olacağını kestirmek çok doğru bir yaklaşım olacaktı. Belki buradan bakmak çok daha doğru. Bunun yanında aslında sadece okullara bağlamak da doğru değil. Güz döneminin gelmesi ile beraber hem büyük şehirlerimizde hem de Anadolu'daki şehirlerimizde, insanlar yayladan, bahçeden, yazlıktan, kent merkezlerine hatta ilçe merkezlerine doğru yol alır oldu. Doğu'daki bazı bölgelerimizde de hava artık soğudu ve yayla zamanı artık geçti. Haliyle insanlar kapalı alanlarda daha çok bulunur oldular. Bu durum Ankara, İzmir, İstanbul için de geçerli, diğer illerimiz için de geçerli” ifadelerini kullandı.

'İNSANLAR KAPALI ALANDA BİR ARAYA GELMEKTEN KAÇINMIYOR'

Birçok etkenin vaka artışında etkili olduğunu ancak kapalı alanlarda ve havasız ortamlarda bir araya gelmenin de önemli bir risk olduğunu belirten Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İlhan, “Bunları üst üste koyduğumuz zaman kapalı alanlarda bulunma sıklığının arttığını görüyoruz. Tabi ki okula giden çocukların da kapalı alanlarda olmasından değil de birbirleri ile temasından dolayı etkisi olmuş olabilir. Ama şu anda biz esas olarak kapalı alanlarda kurallara uymamanın hastalığı artırdığına şahit oluyoruz. Zira filyasyon sonuçlarına baktığımızda kendi saha gözlemlerimize baktığımızda insanların kapalı alanlarda bir araya gelmekten kaçınmadıkları, buralarda da ister aşılı isterse aşısız olsun, fiziki mesafe, maske ve hijyen koşullarına dikkat edilmediğine şahit oluyoruz” dedi.

'MUTLAKA MASKE TAKILMALI'

Kapalı alanlara giren vatandaşların aşılarını olsalar da olmasalar da yine maske mesafe ve temizlik kurallarına çok dikkate etmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. İlhan, “Kapalı alanlara giren vatandaşlarımız ister aşılı, ister aşısız olsunlar mutlaka maskelerini takmaları gerekiyor. Aşı olmayan vatandaşlarımızın bugünden tezi yok bir an önce aşı olmaları gerekiyor. Halihazırda geldiğimiz aşamada 18 yaş üzeri nüfusun yaklaşık olarak 4'te 3'ünün aşı olduğunu görüyoruz. Yüzde 75 çok güzel bir oran. Tabi bu oran yüzde 80'lere doğru geldiğinde daha da başarılı bir süreç yaşayacağımızı düşünüyorum. İki doz aşı olan vatandaşlarımız olmasaydı, hatta süresi geldiği zaman üçüncü doz aşısını olanlar da olmasaydı, açıkçası bu rakamlar çok daha yukarı doğru çıkardı. Böyle olması gerekiyor” diye konuştu.

'ÜÇÜNCÜ DOZ AŞILAR TAMAMLANMALI'

Vaka oranlarının ağırlığının gençlerden oluştuğuna dikkat çeken Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İlhan, “Sağlık Bakanı geçen haftaki Bilim Kurulumuz sonrasında vakaların yarısından fazlasının 30 yaş altında olduğunu söylemişti. Demek ki 30 yaş altı gençlerimizde aşılama oranı hem daha düşük, hem yeterli önlemleri almıyorlar hem de bu insanlar daha çok bir araya geliyorlar. Özellikle sosyal alanlarda daha çok bir arada bulunuyor. Bu vatandaşlarımız enfeksiyonu alıyorlar evlerine götürüyorlar, evlerinde aşılarını olmamış veya eksik olmuş büyüklerimiz etkileniyorlar ve hala maalesef büyüklerimizi kaybediyoruz. Şu an aslında böyle bir noktadayız. Artık hiçbir yerin kapanmasını hiçbirimiz istemiyoruz. Bu nedenle genç vatandaşlarımızın da bir an önce aşılarını yaptırmaları, eksik aşılarını tamamlamaları, büyüklerimizden de 2 doz inaktif aşı olanlar varsa onların da üçüncü doz aşılarını tamamlamaları çok doğru bir yaklaşım olacaktır” şeklinde konuştu.

“(Üniversite öğrencileri) Bir hocaları olarak bunu söylüyorum açıkçası; fiziki mesafeye çok dikkat etmeleri gerekiyor”

Kendi üniversitelerinin kampüs girişine bir aşı noktası kurduklarını ve aşı olmak isteyen öğrencilerin kolaylıkla bu noktalarda aşılarını olabildiklerini vurgulayan Prof. Dr. İlhan, şunları kaydetti:

“Kampüs girişi aşılama çok önemli bir yaklaşım. Bunu diğer üniversiteler de uygulayabilir. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Genç arkadaşlarımız, öğrencilerimiz, ben de bir hocaları olarak bunu söylüyorum açıkçası. Fiziki mesafeye çok dikkat etmeleri gerekiyor. Aynı alanda bulunuyorlarsa, aşılı olsalar da olmasalar da mutlaka ortamın sık sık temiz hava ile havalandırılmasına dikkat etmeleri gerekiyor. Tabi artık bunu söylemeye gerek yok ama birbirlerine ait eşyaları kullanmamaları gerekiyor. Kalabalık olmak güzel. Ama olabildiğince açık alanlarda ve sınırlı sayıda bir araya gelirlerse, hem kendilerinin enfekte olmayacağını, hem de herkes belki yurtta kalmıyor. Türkiye'nin her yerinde evlerinde ikamet eden öğrencilerimiz de var. Enfeksiyonu arkadaşlarından alıp evlerine götürüp büyüklerini enfekte edebileceklerini de söylememiz gerekiyor. Tabi ki genç arkadaşlarımızın da aşı olmayanlar varsa veya eksik aşıları varsa aşı olmaları doğru bir yaklaşım olacaktır.”