Komisyonun çalışma amacına ilişkin bilgi veren Yıldırım İslamofobi’nin yoğun olarak görüldüğü ülkelerde yerinde ziyaretler yapılacağını söyledi.

Yıldırım;

İslamofobi ve ırkçılık denildiği zaman hem alanı geniş hem dünya gündemi hem Türkiye gündemini ilgilendiren bir konu haline geliyor. Bazen açıktan İslam karşıtlığı ve düşmanlığı yapılırken bazen açıktan İslam düşmanlığı yapılırken bazen sübliminal mesajlarla ırkçılık ve İslam karşıtlığı yapılıyor. Son dönemde baktığımız zaman çok açık ve bariz bir şekilde bir İslam karşıtlığından bahsediyoruz. Daha çok Batıdan kaynaklandığını düşünüyoruz. Her Türlü özgürlüğü serbest bıraktığını söyleyip İslam’la ve Müslümanlarla alakalı özgürlüğü kısıtlayan bu tür ülkelere ziyaretler yapmayı planlıyoruz. Oradaki öne çıkmış bir takım kanaat önderleriyle, yapılarla, STK’larla oradaki bizim ateşelerimiz, büyükelçilerimiz ve başka Müslüman ülkelerde ki öne çıkan yapılarla tabi ki görüşmeler yapıp oradan aldığımız görüşmeleri O devletlerin yetkili makamlarıyla paylaşıp gereğinin yapılmasını isteyeceğiz. Gereğinin yapılmadığı takdirde de tüm dünya kamuoyuna orada ki yaşananları ilan etmiş olacağız.

Yıldırım Avrupa Ülkelerinin Türkiye’ye yönelik özgürlük ve demokrasi eleştirilerini de gündemine aldı.

Avrupa bize özgürlük ve demokrasiden dem vuruyor. Türkiye ile Avrupa’yı kıyasladığımız zaman hangi alanda olursa olsun İnsan hakları alanında, hukuk alanında, polis ve vatandaş arasındaki ilişkinin nasıl ve ne şekilde olması gerektiği alanlarda, devletle vatandaş arasındaki ilişki anlamında baktığımız zaman Türkiye çok daha özgür bir ülke olduğunu çok daha bir vatandaşına sahip olduğunu görebiliyoruz.

Yıldırım; En temel İnsan Hakları İhlali Gazze’de yaşanıyor.!

Birinci Gündemimiz Gazze en temel insan haklarının ihlal edildiği yer burası. Tüm insan hakları adı altında Dünya’da kurulan tüm kuruluşları aslında sıfırlayan yer haline geldi Gazze. Bu kuruluşların ne kadar boş olduklarını, ne kadar anlamsız olduğunu sanki bu kuruluşların Tüm insan hakları için değil de sadece yahudileri korumak, israillileri korumak için kurulan bir kuruluşlarmış da insan hakları isminin arkasına sığınmış gibi bir durumu da ortaya çıkarttı   maalesef.

7 Ekim’de bir saldırı oldu hemen Hamas’ı terörist ilan ettiler. Vay sivillere saldırıyorsun Diyelim ki sayılar üzerinden konuşalım, orada yüz sivil öldüyse Gazze’de Yirmi beş bin sivil öldürdünüz. Yüz sivil ölürken insan hakları devreye giriyor da, yirmi beş bin çocuk, kadın ,sivil ölürken nerde kalıyor bu insanlık. Hani biz insanlıktan yanaydık.? Hani insan haklarından yanaydık. Acaba Gazze ismini değiştirsek Ukrayna ya da Kiev yapsaydık ya da Gazze’de ki yaşayan çocuklarımızın rengini değiştirsek Sarı saçlı Mavi gözlü beyaz tenli yapsaydık acaba böyle davranacaklar mıydı.? Onların bu katliamına sessiz kalmalarının temel sebebin altında işte bu islam karşıtlığı yatmaktadır." dedi.