Gazze nefes almakta zorlanıyor

İsrail ablukası altındaki Gazze’de hayat şartlarının her geçen gün daha da kötüye gittiği bildirildi. Gazze konusunda konuşanlar ablukanın öyle şartlara ulaştığını söylüyor ki, “hayvanların dahi daha özgür olduğu” yorumları yapılıyor. İlaç bulmakta zorlanan Gazzeliler duvarların arasında sıkışmış halde yaşadıklarını kaydediyor.

İşgal altındaki Filistin topraklarında hayat mücadelesi veren Gazzeliler için hayat şartları her gün daha kötüye gidiyor. Müslümanların büyük çoğunluğunun bolluk içinde yaşadığı günümüzde Filistinli Müslümanların hali yürekleri parçalıyor. En öncelikli insani ihtiyaçlarına bile ulaşmakta güçlük çeken Gazzelilerin seslerinin Müslümanlara ulaşmaması ise bu acıyı daha da perçinliyor.

Filistin’in Gazze Şeridindeki “Büyük Dönüş Yürüyüşü” gösterilerinin organizatörlerinden olan Filistinli gazeteci Ahmet ebu Artema, Merkezi Washington merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Endowment for International Peace’de düzenlenen panelde konuştu.

Filistinli gazeteci Ahmet ebu Artema, “Hayvanlar dahi Filistinlilerden daha özgür. Bir uçtan bir uca arabayla yarım saatte gidebildiğiniz Gazze’de 2 milyon Filistinli hapis hayatı yaşıyor.” dedi. Gazze’deki yaşam şartlarının her geçen gün zorlaştığına dikkati çeken Artema, kentin yoğun bir abluka altında olunduğunu, bu sebeple gazeteci olarak bile ABD’ye gelmekte zorlandığını belirtti.

2020’DE GAZZE YAŞANMAZ BİR YER OLACAK

Artema, Birleşmiş Milletler’in (BM) “Gazze, 2020’de yaşanamayacak bir yer olacağı” yönündeki raporuna atıfta bulunarak “Gazze çok uzun zamandır yaşanamayacak bir durumda. En basit insani ihtiyaçlara bile erişilemiyor. Hastalar, doktor veya yeterli ilaç bulamıyor. İsrail tarafından tedavi için komşu ülkelere gitmelerine bile engel olunuyor.” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararından sonra işlerin daha kötüye gittiğini anlatan Artema, İsrail yönetiminin Filistinlilere uyguladığı baskıyı daha da arttırdığını dile getirdi.

Artema, bir kaç arkadaşı ile beraber bu baskıları dünyaya duyurabilmek ve haklarını savunmak maksadıyla sosyal medya hesabından “Büyük Dönüş Yürüyüşü” çağrısı yaptığını, Filistin halkının da bu çağrılara kulak verdiğini ifade ederek, “Bu, benim etkim ile olan bir kalkışma değil. Bu, Filistinlilerin kendilerine yapılan zulme dayanamayacak boyuta gelmesinden kaynaklanan doğal bir tepkidir.” değerlendirmesinde bulundu.

İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM KABUL EDİLEBİLİR

ABD öncülüğünde uygulanmaya çalışılan iki devletli çözüm planına da değinen Artema, söz konusu planın kabul edilebilir olduğunu fakat planın evlerinden ve yurtlarından atılan 2 milyon Filistinliyi de göz ardı ettiğini vurguladı. Artema, gösteri ve protestoların Gazze halkının özgürlüğüne ve yaşama hakkına ulaşana kadar devam edeceğinin altını çizerek, “Hayvanlar dahi Filistinlilerden daha özgür. Rahatça bir taraftan diğer tarafa geçebiliyorlar. Buna rağmen bir Filistinli Gazze etrafına örülmüş duvarlara yaklaştığı an vuruluyor. Bir uçtan bir uca arabayla yarım saatte gidebildiğiniz Gazze’de 2 milyon Filistinli hapis hayatı yaşıyor.” diye konuştu.

Filistinliler, 30 Mart 2018’den bu yana abluka altındaki Gazze Şeridi’nin İsrail sınırında “Büyük Dönüş Yürüyüşü” adı altında barışçıl gösteriler düzenliyor. İsrail ordusu, abluka altında tuttuğu Gazze’de sınıra 300 metreden fazla yaklaşılmasına izin vermezken, “sürgün edildikleri topraklarına geri dönmeyi ve 2006’dan beri Gazze’ye uygulanan hukuksuz ablukanın kaldırılmasını” talep eden ve bu mesafeyi geçen sivillere ateş açarak ya da gözaltına alarak karşılık veriyor. İsrail askerlerinin 30 Mart’tan beri süren bu gösterilere müdahalesinde 230’un üzerinde Filistinli şehit oldu.

GAZZE’NİN TEK İLAÇ FABRİKASI

Yaklaşık 2 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze’nin ilaç ihtiyacının yüzde 15’ini karşılayan kentteki tek ilaç fabrikasının üretimi İsrail’in uyguladığı abluka nedeniyle yüzde 80 azaldı. İlaç fabrikası, İsrail’in 2006’dan bu yana Gazze’ye uyguladığı abluka nedeniyle ihtiyaç duyduğu ham maddelerin geçişine izin verilmediğinden ve birçok kez İsrail’in saldırılarına maruz kalmasından dolayı basit ekipman ve sınırlı imkanlarla üretim mücadelesi veriyor. Fabrikanın müdürü Mervan el-Astal, İsrail’in ilaç fabrikasına yönelik ilk saldırısının 2003’te olduğunu ve bu saldırının ekipman, cihaz ve büyük miktarda ham maddeyi tahrip ettiğini belirtti.

“2003 yılından bu yana işgalci İsrail, ilaç fabrikasına 9 kez saldırı düzenleyerek büyük tahribat ve maddi kayıplara neden oldu.” diyen Astal, İsrail ordusunun 2008, 2012, ve 2018 yıllarında Gazze’ye düzenlediği saldırı esnasında da fabrika merkezini füzelerle hedef alarak 1 milyon dolardan fazla maddi hasara neden olduğunu vurguladı.

7 SINIF TIBBİ İLAÇ ÜRETİLİYOR

Fabrika müdürü Astal, ham maddenin giriş izni ile beraber İsrail’in 2007’den beri üretilen ilaçların ihracatını da engellediğini belirterek, 2007-2008 yıllarında 1,5 yıl üretimi durdurduklarını, bölgesel ve uluslararası insan hakları örgütlerinin araya girmesiyle üretime yeniden başladıklarını söyledi. İsrail’in engellemeleri ve saldırılarının yanı sıra Gazze Şeridi’nde yaşanan ekonomik krize rağmen 1999 yılında açılan fabrikanın kentin antibiyotik, sedatif ve soğuk algınlığı gibi bazı ilaç ihtiyacını gidermeye çalıştığını dile getiren Astal, Batı Şeria ve İsrail’deki fabrikalarda üretilmeyen 7 sınıf tıbbi ilacı ürettiklerini aktardı.

Fabrikanın ecza deposu müdürü Sami et-Taban da halihazırda tesisin yaşadığı en büyük sorunun ham madde ithalatının yapılamaması olduğunu vurgulayarak, “İthal edilen her ham madde için İsrail ordusunun yanı sıra sağlık ve çevre bakanlığının onayını almamız gerekiyor. Bu da yaklaşık 6 ay ile 1 yıl gibi bir süre alıyor.” dedi. Taban, 20 sınıf ilaç üretiminde kullanılan 15 ham maddenin girişine de İsrail tarafından hiçbir zaman izin verilmediğini kaydetti.

Gazze Ablukası ile Mücadele Halk Komitesi Başkanı Cemal el-Hudari de “Gazze’yi içinde bulunduğu bu durumdan kurtarmak için ablukanın kalkması, kalkınma projelerinin hayata geçirilmesi, altyapının yeniden inşa edilmesi gibi pek çok adım atılması gerekiyor.” dedi. Gazze’de ekonomi tamamen çökmüş durumda olduğunu söyleyen Hudari, bölge için yeni projelerin geliştirilmesi, halihazırdaki projelere desteğin artırılması ve özel sektörün kalkındırılması gerektiğini belirtti.

İsrail’in Gazze’ye 200 ürünün girişini yasakladığını, bu ürünlerin çoğunluğunun bölgedeki fabrikaları çalıştırmak için ham madde olduğuna dikkati çeken Hudari, “Bölgedeki fabrikaların yüzde 95’inin kapanması nedeniyle 250 binden fazla kişi işsiz.” ifadelerini kullandı.

FETİH SÖZCÜSÜNE SALDIRI

Fetih Hareketi Sözcüsü Atıf Ebu Seyf’in Gazze’de uğradığı saldırı sonucu vücudunda kırıklar oluştu. Fetih, saldırıdan Hamas’ı sorumlu tutarken, Hamas iddiaları yalanladı. Filistin haber ajansı WAFA’nın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın gençlerden sorumlu danışmanı Memun Suveydan’dan naklettiği habere göre, 10 kişiden oluşan bir grubun Fetih Hareketi Sözcüsü Atıf Ebu Seyf’e saldırı girişiminde bulunduğu başı ve vücudunun diğer bölgelerinde kırıklar oluştuğu ifade edildi.

Demir sopayla darbedilen Ebu Seyf’in durumunun ağır olduğunu kaydeden Suveydan söz konusu saldırıyı, tasarlayarak adam öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirdi. Fetih Hareketinden yapılan yazılı açıklamada ise tanınmış Filistinli edebiyatçı Ebu Seyf’e yönelik saldırıdan Hamas sorumlu tutuldu ve bu, Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ), Filistin kültürüne ve meşruiyetine yapılmış bir saldırı olarak değerlendirildi.

Hamas Sözcüsü Hazim Kasım Ebu Seyf’e saldırı düzenlenmesiyle ilgili iddiaları yalanladı. Kasım, “Ebu Seyf’in uğradığı saldırıyı kınıyoruz ve olayın ayrıntılarının ortaya çıkarılmasını istiyoruz.” dedi. Gazze’deki İçişleri Bakanlığı’ndan ise konuyla ilgili açıklama yapılmadı. Gazze’de, fiyat artışı karşıtı düzenlenen gösteriler nedeniyle Hamas ile Fetih arasında gerginlik yaşanıyor. Hamas, gösterilerden Fetih Hareketini sorumlu tutuyor.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No posts where found