EKONOMİ
13 Mart 2026, Cuma, 13:16

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), dün gerçekleştirdiği Para Politikası Kurulu toplantısında politika faiz oranını yüzde 37 seviyesinde sabit tutma kararı aldı. Kararın açıklanmasının ardından uluslararası finans kuruluşları, özellikle BBVA Research ve Fransız banka Societe Generale, Türkiye’de faizlerin gelecekteki yönü ve para politikasına ilişkin öngörülerini paylaştı.

İspanya merkezli BBVA Research, TCMB’nin son faiz kararının ardından kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Kurum, Türkiye’yi ve bölgeyi etkileyen mevcut jeopolitik riskleri geçici nitelikte görüyor ve mevcut politika araçlarının kısa vadede bu riskleri yönetmek için yeterli olduğunu düşünüyor. BBVA Research, Orta Doğu’daki çatışmanın 4-5 hafta içerisinde sona ereceği varsayımı üzerine temel senaryosunu oluşturdu.

BBVA Research’ten Değerlendirme

Bu senaryoya göre, 2026 yılı sonunda enflasyonun yüzde 25 seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor. Ancak kısa süreli jeopolitik risklerin bu tahmin üzerinde 1-1,5 puan kadar yukarı yönlü baskı oluşturabileceği ifade ediliyor. BBVA Research, söz konusu risklere karşı ek parasal sıkılaştırma önlemleri, eşel-mobil akaryakıt fiyatlandırma mekanizması ve görece güçlü döviz kuru görünümünün dengeleyici bir görev alacağını belirtiyor.

Bununla birlikte çatışmaların öngörülenden uzun sürmesi durumunda fiyat baskılarının yeniden artabileceği uyarısında bulunarak, projeksiyonların jeopolitik gelişmeler ve iç politika dinamiklerine bağlı olarak güncellenebileceğini vurguluyor.

Faiz İndirimi Senaryosu

BBVA Research’e göre, jeopolitik şokların yatışması durumunda TCMB, ortalama fonlama maliyetini kademeli olarak politika faizine doğru yönlendirebilir. Bu sürecin hızı büyük ölçüde çatışmanın süresine bağlı olacak. Temel senaryoya göre, faiz indirimlerinin 2026 yılının haziran ayında yeniden başlayabileceği öngörülüyor. Bu dönemin ardından yapılacak Para Politikası Kurulu toplantılarında, kademeli olarak 100 baz puanlık indirimlerle yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 32 seviyesine düşmesi bekleniyor.

Bankanın raporunda, faiz indirim sürecinin aynı zamanda ekonomideki büyüme ve enflasyon dinamikleri ile sıkı bir şekilde ilişkilendirileceği, ani bir indirim dalgasının ekonomik istikrarı bozabileceği de ifade ediliyor. Dolayısıyla TCMB’nin ilerleyen aylarda yapacağı adımların ölçülü ve temkinli olacağı vurgulanıyor.

Societe Generale’in Görüşleri

Fransa’nın önde gelen bankalarından Societe Generale, Türkiye ekonomisine dair hazırladığı raporda TCMB’nin politika faizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Banka, ana senaryoda TCMB’nin gösterge faiz oranını haziran ayına kadar değiştirmesinin beklenmediğini belirtti. Bu yaklaşım, Merkez Bankası’nın mevcut yüksek faiz seviyesini sürdürerek enflasyonist baskıları kontrol altında tutma çabasıyla uyumlu görülüyor.

Societe Generale, ayrıca 2026 yılı enflasyon tahminlerini gözden geçirdi. Banka, daha önce yüzde 15-21 olarak belirlenen yıl sonu enflasyon aralığını, güncel ekonomik ve jeopolitik koşulları dikkate alarak yüzde 20-24 bandına çekmenin daha gerçekçi olabileceğini ifade etti. Bu yükseltmenin, döviz kurlarındaki dalgalanmalar, enerji fiyatları ve küresel ekonomik belirsizlikler gibi faktörlerden kaynaklandığı belirtiliyor.

Jeopolitik Riskler ve Ekonomik Etkiler

Her iki banka raporunda da Türkiye ekonomisi üzerinde jeopolitik risklerin kısa vadeli etkilerine dikkat çekiliyor. Özellikle Orta Doğu’daki çatışmaların enerji fiyatları, ticaret akışları ve yatırımcı güveni üzerinde baskı oluşturabileceği öngörülüyor. BBVA Research, çatışmaların 4-5 hafta gibi kısa bir sürede sona ereceği senaryosunu temel alırken, Societe Generale ise daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor ve enflasyon tahminlerini yukarı yönlü revize ediyor.

Bu çerçevede, hem merkez bankaları hem de uluslararası finans kuruluşları, ekonomik ve jeopolitik gelişmeleri yakından izliyor. Türkiye’nin enflasyonla mücadele stratejisi ve para politikası, bu risklerin yönetilmesinde belirleyici olacak.

TCMB’nin Politika Araçları

BBVA Research, Merkez Bankası’nın mevcut politika araçlarının kısa vadeli riskleri yönetmek için yeterli olduğunu vurguluyor. Özellikle likidite yönetimi, zorunlu karşılık oranları ve döviz müdahaleleri gibi araçlar, piyasadaki dalgalanmaları sınırlayabilir. Bunun yanı sıra eşel-mobil akaryakıt fiyatlandırma mekanizması, enerji fiyatlarındaki ani artışların enflasyon üzerindeki etkilerini dengeleyebilir.

Raporlarda ayrıca, TCMB’nin politika faizinin yanı sıra diğer para politikası araçlarını da etkin bir şekilde kullanmaya devam edeceği, bu araçların ekonomideki likidite ve kredi koşullarını düzenlemede önemli rol oynayacağı ifade ediliyor.

Yıl Sonuna Kadar Faiz ve Enflasyon Projeksiyonu

BBVA Research’in senaryosuna göre, faiz indirim süreci haziran ayında başlayacak ve kademeli olarak yıl sonuna kadar sürecek. Politika faizinin yıl sonunda yüzde 32’ye düşmesi öngörülüyor. Bu düşüş, aynı zamanda ekonomideki büyüme ve yatırım aktivitelerini desteklemeyi amaçlıyor.

Societe Generale ise, TCMB’nin faiz indirimine daha temkinli yaklaşacağını ve haziran ayına kadar değişiklik yapmasının beklenmediğini belirtiyor. Bu durum, merkez bankasının yüksek enflasyon döneminde ekonomik istikrarı koruma önceliğini gösteriyor.

Enflasyon tarafında ise, her iki banka da fiyat baskılarının mevcut seviyelerde devam edeceğini ve jeopolitik gelişmelerin bu baskıları artırabileceğini ifade ediyor. BBVA, enflasyon tahminini yüzde 25 olarak belirlerken, Societe Generale, daha gerçekçi bir yaklaşım sergileyerek yüzde 20-24 bandını öngörüyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politika faizi kararları, ülke ekonomisinin istikrarı açısından kritik öneme sahip. BBVA Research ve Societe Generale’in raporları, TCMB’nin faiz politikasını ve enflasyon beklentilerini farklı açılardan ele alıyor.

BBVA Research, kısa süreli jeopolitik risklerin mevcut para politikası ile yönetilebileceğini ve faiz indirimlerinin haziran ayında başlayabileceğini öngörüyor. Societe Generale ise daha temkinli bir duruş sergileyerek, haziran ayına kadar faiz oranlarında değişiklik beklemiyor ve enflasyon tahminlerini güncel koşullara göre yukarı yönlü revize ediyor.

Her iki analiz de, Türkiye ekonomisinin küresel ve bölgesel riskler karşısında kırılganlıklarını, merkez bankasının para politikası araçlarını etkin kullanarak dengelemeye çalıştığını ortaya koyuyor. Önümüzdeki aylarda, jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatları ve döviz kurlarındaki değişimler, hem faiz politikası hem de enflasyon seyrinde belirleyici olacak.

2026 yılı için Türkiye’de faiz ve enflasyon beklentileri, merkez bankasının temkinli adımları ve uluslararası ekonomik risklerin seyrine bağlı olarak şekillenecek. BBVA Research ve Societe Generale’in raporları, piyasalara rehberlik eden önemli öngörüler sunarken, yatırımcıların ve ekonomistlerin Türkiye’nin para politikası gelişmelerini yakından takip etmesi gerektiğini gösteriyor.