Aynı zamanda yolculuk sonunda fiş ya da fatura almayan müşterilere de ceza uygulanabilecek. Yeni sistem, sektörde hem şeffaflığı artırmayı hem de vergi kaybını azaltmayı hedefliyor. Ancak taksi esnafı açısından bakıldığında bu düzenleme ciddi mali yükler ve bazı belirsizlikleri de beraberinde getiriyor.
Taksi Mali Cihazı Zorunlu Hale Geldi
Yeni düzenlemeye göre ticari taksilerde kullanılan taksimetreler artık tek başına çalışamayacak. Taksimetrelerin, Taksi Mali Cihazı adı verilen ve mali kayıtları tutan yeni nesil cihazlarla entegre şekilde çalışması zorunlu olacak. Bu cihazlar yolculuk sırasında oluşan ücret bilgisini otomatik olarak kayıt altına alacak ve yolculuk sona erdiğinde müşteriye fiş veya fatura düzenleyecek.
Özellikle yeni taksi plakası satın alan kişiler ile mevcut taksimetresini değiştiren taksiciler, bu cihazı hemen araçlarına taktırmak zorunda olacak. Halihazırda faaliyet gösteren taksi plakası sahipleri için ise bir geçiş süreci tanındı. Bu kapsamda mevcut taksilerin 1 Eylül 2026 tarihine kadar Taksi Mali Cihazı sistemine geçmeleri gerekiyor.
Yeni sistemde taksimetre ve mali cihaz birbirine bağlı çalışacak. Yani taksimetre bağımsız şekilde ücret hesaplayamayacak ve mali cihaz da tek başına fiş veya e-belge üretemeyecek. Manuel olarak ücret girme ya da fiş kesme gibi işlemler de mümkün olmayacak. Bu sayede tüm yolculuklar elektronik ortamda kayıt altına alınmış olacak.
Harici POS Cihazları Tarihe Karışıyor
Yeni düzenlemenin önemli değişikliklerinden biri de ödeme sistemleriyle ilgili oldu. Geçmişte bankalar tarafından taksicilere verilen bağımsız POS cihazları kullanılıyordu. Ancak artık bu sistem tamamen kaldırılıyor. Bundan sonra ticari taksilerde harici POS cihazı bulundurulmasına izin verilmeyecek. Kartlı ödemeler dahil olmak üzere tüm işlemler taksimetre ile entegre çalışan Taksi Mali Cihazı üzerinden gerçekleştirilecek. Böylece yapılan her ödeme otomatik olarak kayıt altına alınacak ve vergi sistemine aktarılabilecek.
GPS ile Konum Takibi Yapılabilecek
Taksi Mali Cihazlarının bir diğer önemli özelliği ise konum verilerini kayıt altına alabilmesi olacak. Bu cihazlar GPS üzerinden alınan enlem ve boylam bilgilerini zaman damgası ile birlikte saklayabilecek. Eğer taksimetrede zaten GPS sistemi bulunuyorsa ve bu veriler mali cihazla paylaşılabiliyorsa, ayrıca mali cihazda GPS bulunması zorunlu olmayacak.
Böylece yapılan kartlı ödemelerle birlikte yolculuğun nereden başlayıp nerede sona erdiği de sistem tarafından kayıt altına alınabilecek. Bu uygulamanın temel amacı hem kayıt dışı ekonomiyi azaltmak hem de taksi sektöründe denetimi artırmak olarak görülüyor.
Yolcular İçin de Yeni Zorunluluk: Fiş Almak
Yeni sistem yalnızca taksi esnafını değil yolcuları da ilgilendiriyor. Yapılan düzenleme kapsamında, taksi yolculuğu sona erdiğinde müşterilerin fiş veya fatura almaları zorunlu hale getirildi. Vergi mevzuatına göre diğer işletmelerde olduğu gibi taksilerde de fiş almayan müşterilere ceza kesilebilecek. Bu nedenle yolcuların seyahat sonunda mutlaka fiş talep etmesi gerekecek.
Taksi Sektörü Artık Gerçek Usulde Vergilendirilecek
Taksi sektörünü en çok etkileyen değişikliklerden biri de vergilendirme sisteminde oldu. Uzun yıllardır taksiciler basit usulde vergilendirme kapsamında faaliyet gösteriyordu. Bu sistemde ödenen vergi miktarı oldukça sınırlıydı. Yeni düzenlemeyle birlikte taksi işletmeleri gerçek usulde vergilendirme kapsamına alındı. Bu da taksi sahiplerinin elde ettikleri gelir üzerinden daha yüksek oranlarda vergi ödemesi anlamına geliyor.
Sektör temsilcilerine göre bazı durumlarda taksicilerin kazançlarının yaklaşık yüzde 45’ine kadar varan bir kısmı vergi olarak devlete ödenebilecek. Bu durum özellikle plaka sahipleri ve araç işleten kişiler arasında ciddi endişelere yol açmış durumda.
Taksi Plaka Fiyatlarında Durgunluk
Vergi düzenlemesi tartışmaları sürerken taksi plakalarının piyasa değeri de son yıllarda önemli ölçüde değişti. Pandemi öncesinde İstanbul’da bir taksi plakası satıldığında elde edilen gelirle 3 veya 4 adet daire satın almak mümkün olabiliyordu. Ancak bugün gelinen noktada aynı plaka bedeli çoğu semtte tek bir daire satın almaya bile yetmeyebiliyor.
Şu anda İstanbul’da taksi plakalarının ortalama satış fiyatı yaklaşık 10 milyon lira civarında. Ancak bu satıştan doğan vergiler düşüldüğünde plaka sahibinin eline geçen net tutarın yaklaşık 8 milyon lira civarında olduğu belirtiliyor. Bu durum plaka yatırımının eski cazibesini kaybettiği yönünde yorumlara yol açıyor.
Taksi Esnafının Gider Kalemleri
Gerçek usulde vergilendirmeye geçilmesiyle birlikte taksi esnafının bazı giderleri vergi matrahından düşülebilecek. Taksilerin en büyük gider kalemi akaryakıt olarak biliniyor. Bunun dışında araç bakım ve onarım masrafları, yedek parça giderleri, lastik alımları gibi kalemler de gider olarak gösterilebilecek.
Ayrıca araç sahibinin ödediği stopaj, araçla ilgili çeşitli bakım harcamaları ve belirli sınırlar dahilinde yapılan yemek giderleri de vergi hesaplamasında dikkate alınabilecek. Ancak buna rağmen birçok taksi esnafı yeni sistemin ciddi bir mali yük oluşturacağını düşünüyor.
Şoförlerin Vergilendirilmesi Konusunda Belirsizlik
Yeni düzenlemenin en çok tartışılan konularından biri de taksi şoförlerinin vergi statüsü oldu. Taksi sektöründe yaygın olarak kullanılan sistemde araç sahipleri aracı günlük yevmiye karşılığında şoförlere teslim ediyor. Şoför gün içinde elde ettiği cirodan belirli bir kısmını plaka sahibine ödüyor. Ancak yeni vergi düzenlemesi kapsamında bu sistemin nasıl işleyeceği henüz net değil. Özellikle KDV, gelir vergisi ve SGK primlerinin kim tarafından ödeneceği konusunda belirsizlikler bulunuyor.
Örnek Bir Günlük Ciro Hesabı
Sektörde konuşulan örneklerden biri şu şekilde: Bir taksi şoförü gün içinde 10 bin lira ciro elde ettiğinde bu tutarın KDV’sini plaka sahibi ödemek zorunda kalacak. Ardından plaka sahibi günlük yevmiye olarak 5 bin lira alacak. Bu durumda plaka sahibi aldığı 5 bin lira için yaklaşık 1700 lira KDV ödemek durumunda kalabilecek. Bunun üzerine gelir vergisi, geçici vergi ve stopaj gibi ek vergi yükleri de eklenecek. Bu nedenle birçok plaka sahibi mevcut sistemin sürdürülebilir olmayabileceğini dile getiriyor.
Yasa Dışı Plaka Kiralamaları Gündemde
Taksi sektöründe uzun yıllardır tartışılan konulardan biri de plaka kiralama sistemi. Birçok taksi plakası galericiler veya komisyoncular aracılığıyla farklı kişilere kiraya veriliyor. Ancak bu kiralama işlemleri çoğu zaman resmi kayıtlara geçmiyor. Yeni vergi düzenlemesiyle birlikte bu tür faaliyetlerin tespit edilmesi ve kiralama gelirlerinin vergilendirilmesi de gündeme gelebilir. Eğer plaka sahiplerinin kira gelirleri resmi olarak tespit edilirse bu gelirlerin de gelir vergisi kapsamında beyan edilmesi gerekecek.
Şoför Bulmak Zorlaşabilir
Uzmanlara göre taksi şoförlerinin vergi mükellefi haline getirilmesi durumunda sektörde ciddi bir iş gücü sorunu yaşanabilir. Zaten zor koşullarda çalışan şoförlerin ek vergi yüküyle karşılaşması, birçok kişinin bu işi bırakmasına yol açabilir. Bu durumda plaka sahiplerinin araçlarını kendileri çalıştırmak zorunda kalabileceği konuşuluyor. Ancak birçok plaka sahibi için bu da kolay bir seçenek değil.
Plaka Sahiplerinin Demografik Yapısı
Türkiye’deki taksi plakalarının önemli bir bölümü miras yoluyla el değiştirmiş durumda. Bu nedenle plaka sahiplerinin büyük bir kısmı aktif olarak taksi kullanabilecek durumda olmayabiliyor. Bazı plaka sahiplerinin sürücü belgesi bile bulunmadığı, bazılarının ise ticari araç kullanma yaş sınırı olan 69 yaşın üzerinde olduğu biliniyor. Ayrıca yurt dışında yaşayan gurbetçilerin de önemli sayıda taksi plakası sahibi olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle sektörde araçları bizzat plaka sahiplerinin çalıştırması her zaman mümkün olmayabiliyor.
Plaka Fiyatlarında Düşüş Beklentisi
Yeni düzenlemelerin ardından bazı uzmanlar taksi plakalarının piyasaya daha fazla çıkabileceğini düşünüyor. Vergi yükünün artması ve sektördeki belirsizliklerin devam etmesi halinde birçok plaka sahibinin satış yoluna gidebileceği konuşuluyor. Bu durum piyasada arzın artmasına ve plaka fiyatlarının düşmesine neden olabilir.
Alternatif Vergi Modeli Tartışılıyor
Taksi esnafı temsilcileri ise farklı bir vergi modelinin uygulanmasını talep ediyor. Sivil toplum kuruluşlarının devlet yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde hasılata dayalı sabit oranlı bir vergi sistemi önerildiği belirtiliyor. Bu modele göre taksicilerin kazançlarının belirli bir yüzdesi doğrudan vergi olarak ödenecek ve karmaşık vergi hesaplamalarına gerek kalmayacak. Taksi esnafı, yüzde 1,5 civarında sabit bir verginin sektör için daha sürdürülebilir olacağını savunuyor.
Taksicilerin Vergi Yükü Eleştirisi
Taksi esnafı yeni düzenlemeye yönelik eleştirilerini dile getirirken birçok mali yükün zaten mevcut olduğunu ifade ediyor. Taksi satın alırken Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ödediklerini, her gün yakıt alırken önemli miktarda vergi ödediklerini belirten esnaf temsilcileri, ayrıca trafik sigortası, yedek parça ve bakım giderlerinin de oldukça yüksek olduğunu vurguluyor. Buna ek olarak taksilerin kilometresi yükseldiğinde ikinci el değerinin ciddi şekilde düştüğü ve araçların çoğu zaman ilk satış fiyatının beşte biri seviyesinde satılabildiği ifade ediliyor.
Sektör İçin Zorlu Bir Süreç Başlıyor
Taksi sektörüne getirilen yeni vergi ve mali cihaz düzenlemeleri, kayıt dışılığı azaltmayı ve vergi gelirlerini artırmayı hedefliyor. Ancak sektör temsilcileri bu değişikliklerin ekonomik açıdan ciddi bir baskı oluşturabileceğini düşünüyor.
Önümüzdeki dönemde hem plaka sahiplerinin hem de şoförlerin yeni sisteme nasıl uyum sağlayacağı merak konusu olmaya devam ediyor. Vergi düzenlemelerinde yeni değişiklikler yapılıp yapılmayacağı ise sektör tarafından yakından takip ediliyor.
Taksilerde Yeni Dönem: Vergi ve Mali Cihaz Zorunlu
Türkiye’de uzun yıllardır tartışma konusu olan taksi sektörüne yönelik yeni vergi ve kayıt düzenlemeleri yürürlüğe girdi. Ticari taksiler için getirilen yeni uygulama kapsamında hem gerçek usulde vergilendirme sistemi hem de Taksi Mali Cihazı kullanımı zorunlu hale getirildi. Bu yeni düzenleme ile birlikte taksi esnafının gelirleri daha detaylı şekilde kayıt altına alınacak ve her yolculuk sonunda otomatik olarak fiş veya fatura kesilmesi sağlanacak.
Aynı zamanda yolculuk sonunda fiş ya da fatura almayan müşterilere de ceza uygulanabilecek. Yeni sistem, sektörde hem şeffaflığı artırmayı hem de vergi kaybını azaltmayı hedefliyor. Ancak taksi esnafı açısından bakıldığında bu düzenleme ciddi mali yükler ve bazı belirsizlikleri de beraberinde getiriyor.
Taksi Mali Cihazı Zorunlu Hale Geldi
Yeni düzenlemeye göre ticari taksilerde kullanılan taksimetreler artık tek başına çalışamayacak. Taksimetrelerin, Taksi Mali Cihazı adı verilen ve mali kayıtları tutan yeni nesil cihazlarla entegre şekilde çalışması zorunlu olacak. Bu cihazlar yolculuk sırasında oluşan ücret bilgisini otomatik olarak kayıt altına alacak ve yolculuk sona erdiğinde müşteriye fiş veya fatura düzenleyecek.
Özellikle yeni taksi plakası satın alan kişiler ile mevcut taksimetresini değiştiren taksiciler, bu cihazı hemen araçlarına taktırmak zorunda olacak. Halihazırda faaliyet gösteren taksi plakası sahipleri için ise bir geçiş süreci tanındı. Bu kapsamda mevcut taksilerin 1 Eylül 2026 tarihine kadar Taksi Mali Cihazı sistemine geçmeleri gerekiyor.
Yeni sistemde taksimetre ve mali cihaz birbirine bağlı çalışacak. Yani taksimetre bağımsız şekilde ücret hesaplayamayacak ve mali cihaz da tek başına fiş veya e-belge üretemeyecek. Manuel olarak ücret girme ya da fiş kesme gibi işlemler de mümkün olmayacak. Bu sayede tüm yolculuklar elektronik ortamda kayıt altına alınmış olacak.
Harici POS Cihazları Tarihe Karışıyor
Yeni düzenlemenin önemli değişikliklerinden biri de ödeme sistemleriyle ilgili oldu. Geçmişte bankalar tarafından taksicilere verilen bağımsız POS cihazları kullanılıyordu. Ancak artık bu sistem tamamen kaldırılıyor. Bundan sonra ticari taksilerde harici POS cihazı bulundurulmasına izin verilmeyecek. Kartlı ödemeler dahil olmak üzere tüm işlemler taksimetre ile entegre çalışan Taksi Mali Cihazı üzerinden gerçekleştirilecek. Böylece yapılan her ödeme otomatik olarak kayıt altına alınacak ve vergi sistemine aktarılabilecek.
GPS ile Konum Takibi Yapılabilecek
Taksi Mali Cihazlarının bir diğer önemli özelliği ise konum verilerini kayıt altına alabilmesi olacak. Bu cihazlar GPS üzerinden alınan enlem ve boylam bilgilerini zaman damgası ile birlikte saklayabilecek. Eğer taksimetrede zaten GPS sistemi bulunuyorsa ve bu veriler mali cihazla paylaşılabiliyorsa, ayrıca mali cihazda GPS bulunması zorunlu olmayacak.
Böylece yapılan kartlı ödemelerle birlikte yolculuğun nereden başlayıp nerede sona erdiği de sistem tarafından kayıt altına alınabilecek. Bu uygulamanın temel amacı hem kayıt dışı ekonomiyi azaltmak hem de taksi sektöründe denetimi artırmak olarak görülüyor.
Yolcular İçin de Yeni Zorunluluk: Fiş Almak
Yeni sistem yalnızca taksi esnafını değil yolcuları da ilgilendiriyor. Yapılan düzenleme kapsamında, taksi yolculuğu sona erdiğinde müşterilerin fiş veya fatura almaları zorunlu hale getirildi. Vergi mevzuatına göre diğer işletmelerde olduğu gibi taksilerde de fiş almayan müşterilere ceza kesilebilecek. Bu nedenle yolcuların seyahat sonunda mutlaka fiş talep etmesi gerekecek.
Taksi Sektörü Artık Gerçek Usulde Vergilendirilecek
Taksi sektörünü en çok etkileyen değişikliklerden biri de vergilendirme sisteminde oldu. Uzun yıllardır taksiciler basit usulde vergilendirme kapsamında faaliyet gösteriyordu. Bu sistemde ödenen vergi miktarı oldukça sınırlıydı. Yeni düzenlemeyle birlikte taksi işletmeleri gerçek usulde vergilendirme kapsamına alındı. Bu da taksi sahiplerinin elde ettikleri gelir üzerinden daha yüksek oranlarda vergi ödemesi anlamına geliyor.
Sektör temsilcilerine göre bazı durumlarda taksicilerin kazançlarının yaklaşık yüzde 45’ine kadar varan bir kısmı vergi olarak devlete ödenebilecek. Bu durum özellikle plaka sahipleri ve araç işleten kişiler arasında ciddi endişelere yol açmış durumda.
Taksi Plaka Fiyatlarında Durgunluk
Vergi düzenlemesi tartışmaları sürerken taksi plakalarının piyasa değeri de son yıllarda önemli ölçüde değişti. Pandemi öncesinde İstanbul’da bir taksi plakası satıldığında elde edilen gelirle 3 veya 4 adet daire satın almak mümkün olabiliyordu. Ancak bugün gelinen noktada aynı plaka bedeli çoğu semtte tek bir daire satın almaya bile yetmeyebiliyor.
Şu anda İstanbul’da taksi plakalarının ortalama satış fiyatı yaklaşık 10 milyon lira civarında. Ancak bu satıştan doğan vergiler düşüldüğünde plaka sahibinin eline geçen net tutarın yaklaşık 8 milyon lira civarında olduğu belirtiliyor. Bu durum plaka yatırımının eski cazibesini kaybettiği yönünde yorumlara yol açıyor.
Taksi Esnafının Gider Kalemleri
Gerçek usulde vergilendirmeye geçilmesiyle birlikte taksi esnafının bazı giderleri vergi matrahından düşülebilecek. Taksilerin en büyük gider kalemi akaryakıt olarak biliniyor. Bunun dışında araç bakım ve onarım masrafları, yedek parça giderleri, lastik alımları gibi kalemler de gider olarak gösterilebilecek.
Ayrıca araç sahibinin ödediği stopaj, araçla ilgili çeşitli bakım harcamaları ve belirli sınırlar dahilinde yapılan yemek giderleri de vergi hesaplamasında dikkate alınabilecek. Ancak buna rağmen birçok taksi esnafı yeni sistemin ciddi bir mali yük oluşturacağını düşünüyor.
Şoförlerin Vergilendirilmesi Konusunda Belirsizlik
Yeni düzenlemenin en çok tartışılan konularından biri de taksi şoförlerinin vergi statüsü oldu. Taksi sektöründe yaygın olarak kullanılan sistemde araç sahipleri aracı günlük yevmiye karşılığında şoförlere teslim ediyor. Şoför gün içinde elde ettiği cirodan belirli bir kısmını plaka sahibine ödüyor. Ancak yeni vergi düzenlemesi kapsamında bu sistemin nasıl işleyeceği henüz net değil. Özellikle KDV, gelir vergisi ve SGK primlerinin kim tarafından ödeneceği konusunda belirsizlikler bulunuyor.
Örnek Bir Günlük Ciro Hesabı
Sektörde konuşulan örneklerden biri şu şekilde: Bir taksi şoförü gün içinde 10 bin lira ciro elde ettiğinde bu tutarın KDV’sini plaka sahibi ödemek zorunda kalacak. Ardından plaka sahibi günlük yevmiye olarak 5 bin lira alacak. Bu durumda plaka sahibi aldığı 5 bin lira için yaklaşık 1700 lira KDV ödemek durumunda kalabilecek. Bunun üzerine gelir vergisi, geçici vergi ve stopaj gibi ek vergi yükleri de eklenecek. Bu nedenle birçok plaka sahibi mevcut sistemin sürdürülebilir olmayabileceğini dile getiriyor.
Yasa Dışı Plaka Kiralamaları Gündemde
Taksi sektöründe uzun yıllardır tartışılan konulardan biri de plaka kiralama sistemi. Birçok taksi plakası galericiler veya komisyoncular aracılığıyla farklı kişilere kiraya veriliyor. Ancak bu kiralama işlemleri çoğu zaman resmi kayıtlara geçmiyor. Yeni vergi düzenlemesiyle birlikte bu tür faaliyetlerin tespit edilmesi ve kiralama gelirlerinin vergilendirilmesi de gündeme gelebilir. Eğer plaka sahiplerinin kira gelirleri resmi olarak tespit edilirse bu gelirlerin de gelir vergisi kapsamında beyan edilmesi gerekecek.
Şoför Bulmak Zorlaşabilir
Uzmanlara göre taksi şoförlerinin vergi mükellefi haline getirilmesi durumunda sektörde ciddi bir iş gücü sorunu yaşanabilir. Zaten zor koşullarda çalışan şoförlerin ek vergi yüküyle karşılaşması, birçok kişinin bu işi bırakmasına yol açabilir. Bu durumda plaka sahiplerinin araçlarını kendileri çalıştırmak zorunda kalabileceği konuşuluyor. Ancak birçok plaka sahibi için bu da kolay bir seçenek değil.
Plaka Sahiplerinin Demografik Yapısı
Türkiye’deki taksi plakalarının önemli bir bölümü miras yoluyla el değiştirmiş durumda. Bu nedenle plaka sahiplerinin büyük bir kısmı aktif olarak taksi kullanabilecek durumda olmayabiliyor. Bazı plaka sahiplerinin sürücü belgesi bile bulunmadığı, bazılarının ise ticari araç kullanma yaş sınırı olan 69 yaşın üzerinde olduğu biliniyor. Ayrıca yurt dışında yaşayan gurbetçilerin de önemli sayıda taksi plakası sahibi olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle sektörde araçları bizzat plaka sahiplerinin çalıştırması her zaman mümkün olmayabiliyor.
Plaka Fiyatlarında Düşüş Beklentisi
Yeni düzenlemelerin ardından bazı uzmanlar taksi plakalarının piyasaya daha fazla çıkabileceğini düşünüyor. Vergi yükünün artması ve sektördeki belirsizliklerin devam etmesi halinde birçok plaka sahibinin satış yoluna gidebileceği konuşuluyor. Bu durum piyasada arzın artmasına ve plaka fiyatlarının düşmesine neden olabilir.
Alternatif Vergi Modeli Tartışılıyor
Taksi esnafı temsilcileri ise farklı bir vergi modelinin uygulanmasını talep ediyor. Sivil toplum kuruluşlarının devlet yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde hasılata dayalı sabit oranlı bir vergi sistemi önerildiği belirtiliyor. Bu modele göre taksicilerin kazançlarının belirli bir yüzdesi doğrudan vergi olarak ödenecek ve karmaşık vergi hesaplamalarına gerek kalmayacak. Taksi esnafı, yüzde 1,5 civarında sabit bir verginin sektör için daha sürdürülebilir olacağını savunuyor.
Taksicilerin Vergi Yükü Eleştirisi
Taksi esnafı yeni düzenlemeye yönelik eleştirilerini dile getirirken birçok mali yükün zaten mevcut olduğunu ifade ediyor. Taksi satın alırken Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ödediklerini, her gün yakıt alırken önemli miktarda vergi ödediklerini belirten esnaf temsilcileri, ayrıca trafik sigortası, yedek parça ve bakım giderlerinin de oldukça yüksek olduğunu vurguluyor. Buna ek olarak taksilerin kilometresi yükseldiğinde ikinci el değerinin ciddi şekilde düştüğü ve araçların çoğu zaman ilk satış fiyatının beşte biri seviyesinde satılabildiği ifade ediliyor.
Sektör İçin Zorlu Bir Süreç Başlıyor
Taksi sektörüne getirilen yeni vergi ve mali cihaz düzenlemeleri, kayıt dışılığı azaltmayı ve vergi gelirlerini artırmayı hedefliyor. Ancak sektör temsilcileri bu değişikliklerin ekonomik açıdan ciddi bir baskı oluşturabileceğini düşünüyor.
Önümüzdeki dönemde hem plaka sahiplerinin hem de şoförlerin yeni sisteme nasıl uyum sağlayacağı merak konusu olmaya devam ediyor. Vergi düzenlemelerinde yeni değişiklikler yapılıp yapılmayacağı ise sektör tarafından yakından takip ediliyor.
GÜNDEM Haberleri
14.03.2026 - 12:21
14.03.2026 - 11:29
14.03.2026 - 10:02
13.03.2026 - 21:18
13.03.2026 - 17:28
13.03.2026 - 17:12
06.03.2026 - 16:36
05.03.2026 - 11:24
03.03.2026 - 13:04
23.02.2026 - 16:02