SİYASET
14 Mart 2026, Cumartesi, 20:36

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bangladeş Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman ile gerçekleştirilen ortak basın toplantısında, Orta Doğu’da giderek derinleşen kriz ve çatışmalar hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Fidan, özellikle İran ile ABD-İsrail arasında artan gerilimlere ilişkin Türkiye’nin duruşunu net bir şekilde ortaya koyarken, bölgedeki insani ve siyasi risklere dikkat çekti.

Bölgedeki çatışma ortamının kökeninde yatan sorunların görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Fidan, uzun süredir İsrail hükümetinin yayılmacı politikalarına ve ideolojik temelli girişimlerinin yarattığı kaosa dikkat çekildiğini ifade etti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan İran, ABD-İsrail Krizi Hakkında Kritik Açıklamalar

Fidan, “Çok uzun süredir İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yönetiminin bölgemizde yarattığı sorunları ve bu hükümetin fundementalist ideolojisinin neden olduğu tahribatı sürekli dile getiriyoruz. İsrail’in kendi jeopolitik hedeflerini, dış müdahaleler yoluyla dayatmasına artık göz yummamız mümkün değil.” dedi.

Görmezden Gelemeyiz

Fidan, özellikle Gazze’de yaşanan insani krizle ilgili olarak da endişelerini dile getirdi. İsrail’in ateşkes ihlallerinin devam ettiğini ve sahadaki insani durumun her geçen gün daha da kötüleştiğini belirten Bakan, “İnsani yardımların kesintisiz ulaştırılması zorunludur. Gazzelilerin barınma, gıda ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarının acilen karşılanması, öncelikli bir insani sorumluluktur.” ifadelerini kullandı.

Son Derece Tehlikeli Bir Adım

Fidan, İsrail’in Batı Şeria’da attığı adımların iki devletli çözümün önünü tıkadığını ve bölgedeki gerilimi artırdığını ifade etti. “Batı Şeria’da yerleşimciler her gün Filistinli kardeşlerimizi hedef alıyor. Bunun yanı sıra İsrail’in Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatma girişimi, bölgede yeni bir infiale yol açabilecek son derece tehlikeli bir adımdır.” diyen Fidan, bu tür provokasyonların derhal sona erdirilmesi gerektiğini belirtti. Bakan, kutsal mekanlara saygının tüm insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Fidan ayrıca, İsrail’in Lübnan’a yönelik politikalarına da dikkat çekerek, Netanyahu hükümetinin Hizbullah ile mücadele bahanesiyle bölgede yeni bir felakete yol açma riskine karşı endişelerini dile getirdi.

“Netanyahu’nun Hizbullah ile mücadele adı altında yeni bir soykırıma yönelme ihtimali bizi ciddi şekilde kaygılandırıyor. Uluslararası toplumun İsrail’in işlemeye devam ettiği suçlara karşı acilen harekete geçmesi gerekiyor.” dedi.

Türkiye’nin Tavrı: Provokasyonlara Karşı Direnç

ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın misillemeleri sonrası ortaya çıkan gelişmelerle ilgili Türkiye’nin perspektifini açıklayan Fidan, Türkiye’nin hiçbir şekilde provokasyonlara teslim olmayacağını vurguladı.

“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konudaki kararlılığı nettir. Türkiye, bu haksız savaşın tarafı olmak istememektedir ve kendimizi bu çatışmanın içine çekilmesine asla izin vermeyeceğiz. Provokasyonlara karşı kararlı bir duruş sergilemekteyiz.”

Fidan, Türkiye’nin askeri kabiliyetlerinin ve caydırıcılık gücünün son derece yüksek olduğunu belirterek, stratejik bakış açısıyla bu gücün ne zaman ve nerede kullanılacağına dair her zaman planlarının olduğunu ifade etti.

Ancak Bakan, mevcut durumda diplomasi yolunun öncelikli olması gerektiğini, krizlerin çözümünde savaşın değil, müzakerelerin öne çıkmasının önemini vurguladı.

Bölgesel Gelişmeler ve Uluslararası Sorumluluk

Dışişleri Bakanı, Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin sadece bölge ülkelerini değil, tüm dünya kamuoyunu ilgilendirdiğini söyledi. Fidan, İsrail’in yürüttüğü yayılmacı politikaların yanı sıra, ABD’nin bölgesel stratejilerinin de gerilimi artırdığını belirterek, “Bölgede yaşanan krizler, uluslararası toplumun ortak hareket etmesini zorunlu kılıyor. İnsan hakları ihlalleri ve insani krizler karşısında sessiz kalınamaz. Tüm ülkelerin bu sorumluluğu yerine getirmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

Fidan ayrıca Türkiye’nin diplomatik çabalarını artırarak, taraflar arasında diyalog ve barışın tesisi için arabuluculuk görevi üstlenmeye hazır olduğunu söyledi.

“Türkiye, hem bölge ülkeleri hem de uluslararası aktörlerle yakın temas halinde olarak, gerilimin tırmanmasını önlemek için yoğun bir diplomasi yürütmektedir.” dedi.

Gazze ve Batı Şeria’daki İnsanî Durum

Fidan, özellikle Gazze ve Batı Şeria’da yaşanan insani krizlere değinerek, bölgedeki sivillerin karşı karşıya kaldığı zorlukları ayrıntılı şekilde anlattı.

“Gazze’de elektrik, su ve gıda gibi temel hizmetler ciddi şekilde aksamakta. Hastaneler yeterli kapasiteye sahip değil ve sağlık çalışanları büyük bir yük altında. Türkiye olarak, insani yardımların kesintisiz ulaşması ve temel ihtiyaçların karşılanması için uluslararası platformlarda yoğun çaba sarf ediyoruz.” dedi.

Bakan, Batı Şeria’daki yerleşim politikalarının iki devletli çözümün önünü tıkadığını belirterek, “Yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları her geçen gün artıyor. Bu durum, hem barış sürecini hem de bölgesel istikrarı tehdit ediyor.” diye konuştu.

Mescid-i Aksa ve Kutsal Mekanların Önemi

Fidan, Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılması girişimlerinin bölgede yeni bir çatışma dalgasına yol açabileceğine dikkat çekti. “Böylesi provokatif adımlar, sadece Filistinliler için değil, tüm Müslüman toplum için ciddi bir gerilim unsuru oluşturur. İnsanlığın ortak sorumluluğu, kutsal mekanlara gereken saygıyı göstermektir. Bu konuda uluslararası toplumun sessiz kalmaması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Lübnan ve Hizbullah Krizi

İsrail’in Lübnan’a yönelik tehditlerini de değerlendiren Fidan, bu politikaların uzun vadeli insani ve siyasi sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.

“İsrail’in Hizbullah ile mücadele bahanesiyle hareket etmesi, bölgeyi yeni bir felakete sürükleyebilir. Lübnan’ın zaten kırılgan olan istikrarı daha da zedelenebilir. Bu nedenle uluslararası toplumun İsrail’in eylemleri karşısında hızlı ve etkili adımlar atması gerekiyor.” dedi.

Türkiye’nin Kararlı Duruşu

ABD-İsrail ve İran arasındaki gerilim bağlamında Türkiye’nin duruşunu net bir şekilde ortaya koyan Fidan, provokasyonlara karşı tam bir direnç sergileneceğini ifade etti.

“Türkiye, tarafsız bir ülke olarak bu çatışmaya girmek istememektedir. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, diplomasi yolunu önceliklendirmekteyiz. Askerî gücümüz yüksek seviyede olmasına rağmen, şu anda öncelikli hedefimiz savaş değil, diplomasidir.” dedi.

Fidan ayrıca, Türkiye’nin caydırıcılık kapasitesinin bölgede barışı sağlamak ve olası provokasyonları önlemek adına önemli bir görev aldığını söyledi.

“Stratejik olarak düşünürsek, elimizdeki gücü ne zaman ve nerede kullanacağımızın planlaması sürekli yapılmaktadır. Ancak şu anda önceliğimiz, diplomasinin işlemesi ve barış yollarının güçlendirilmesidir.” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, basın toplantısında Orta Doğu’daki gerilimin nedenlerini detaylı bir şekilde açıklarken, Türkiye’nin barış ve diplomasi temelli yaklaşımını net bir şekilde ortaya koydu.

İsrail’in yayılmacı politikalarına, ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ve bölgedeki insani krizlere dair uyarılarda bulunan Fidan, Türkiye’nin provokasyonlara karşı kararlı duruşunu ve diplomasiye öncelik veren stratejisini vurguladı.