GÜNDEM
16 Mart 2026, Pazartesi, 13:16

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail’in Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya yönelik uygulamalarına sert eleştirilerde bulundu. Çelik, özellikle Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etmesini engelleyen uygulamaları “insanlık değerlerine yönelik bir saldırı” olarak nitelendirdi.

Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail’in Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatma kararını kınadığını belirterek, Müslümanların kutsal mekanlarda namaz kılmasının engellenmesini “barbarca bir uygulama” olarak tanımladı. Aynı zamanda bu tür uygulamaların uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiğine dikkat çekti ve tüm dünyanın bu hukuksuz davranışlara karşı ortak bir tavır alması gerektiğini vurguladı.

AK Parti’den İsrail’in Mescid-i Aksa’ya Yönelik Eylemlerine Sert Tepki

“İsrail’in Mescid-i Aksa’ya dönük saygısızlığı, insanlığın tüm değerlerine yeni bir saldırıdır. Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etmesini engellemek, barbarlıktır. İsrail, bir kez daha uluslararası hukuku ihlal etmektedir. İnsanlığın değerlerini korumak için tüm dünyanın İsrail’in hukuksuz eylemlerine karşı birlikte hareket etmesi gerekmektedir.”

İsrail’in Kısıtlama Kararının Arka Planı

İsrail polisinin açıklamasına göre, söz konusu kısıtlamalar İran’a yönelik başlatılan saldırılarla bağlantılı olarak uygulamaya konuldu. Bu kapsamda, Kudüs’ün Eski Şehir bölgesindeki kutsal alanlara ibadet veya ziyaret amaçlı girişler yasaklandı. Mescid-i Aksa’ya girişin engellenmesi bu kısıtlamaların en tartışmalı örneği oldu.

Kısıtlamalar sadece Müslümanların ibadet alanlarını etkilemekle kalmadı; Kudüs’teki diğer dini mekanlar da bu yasaklardan nasibini aldı. Hristiyanlar için büyük önem taşıyan ve dünyanın en kutsal kiliselerinden biri olarak kabul edilen Kıyamet Kilisesi de, bu kapsamda ziyaretçilere kapatıldı. Böylece İsrail’in uygulamaları yalnızca Müslümanları değil, diğer dini toplulukları da doğrudan etkiledi.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılar başlatmasının ardından, 28 Şubat tarihinden itibaren Mescid-i Aksa’ya girişler tamamen engellendi. Bu yasaklar, Harem-i Şerif’te Müslümanların ibadet hakkını fiilen kısıtlamış oldu ve bölgedeki gerilimi daha da artırdı.

Çelik’in Açıklamalarının Önemi

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, açıklamasında İsrail’in uygulamalarını sadece bir bölgesel mesele olarak değerlendirmedi. Ona göre, Mescid-i Aksa gibi evrensel öneme sahip bir kutsal mekana yönelik saygısızlık, tüm insanlık değerlerine karşı bir saldırıdır. Bu yaklaşım, Çelik’in sözlerinde vurguladığı gibi, yalnızca dini özgürlükleri değil, aynı zamanda uluslararası hukukun temel prensiplerini de ilgilendiriyor.

Çelik’in açıklamaları, uluslararası toplumun İsrail’in hukuk dışı uygulamalarına karşı harekete geçmesi çağrısı niteliği taşıyor. Ona göre, kutsal mekanlarda ibadet özgürlüğünün engellenmesi, sadece Müslüman toplumu değil, tüm insanlık vicdanını ilgilendiren bir meseledir.

Tarihsel ve Kültürel Bağlam

Mescid-i Aksa, İslam dünyası için tarihi, kültürel ve dini açıdan büyük önem taşıyor. Müslümanlar için Mekke ve Medine’den sonra en kutsal üçüncü mekan olarak kabul edilen Mescid-i Aksa, Kudüs’ün tarihi dokusunun merkezinde yer alıyor. Bu nedenle, ibadete kapanması veya Müslümanların buraya girişinin engellenmesi, yalnızca bir dini hak ihlali olarak görülmüyor; aynı zamanda bölgedeki kültürel ve sosyal barışın da tehlikeye girmesi anlamına geliyor.

Kudüs’teki bu tür kısıtlamalar, geçmişte de sıkça tartışma konusu olmuştu. Tarih boyunca farklı dönemlerde, çeşitli politik ve askeri gerekçelerle kutsal mekanlara erişim sınırlanmış, bu durum Müslüman ve Hristiyan topluluklar arasında gerginliklere yol açmıştı. Günümüzde ise modern uluslararası hukuk, dini mekanlara serbest erişim hakkını güvence altına almış durumda. Ancak İsrail’in son uygulamaları, bu temel hakların ciddi şekilde ihlal edildiğini gösteriyor.

Uluslararası Hukuk Açısından Değerlendirme

Çelik’in vurguladığı gibi, İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik uygulamaları uluslararası hukuka aykırı. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar, kutsal mekanlarda ibadet özgürlüğünün korunması gerektiğini defalarca vurgulamış durumda. Özellikle, Kudüs’teki dini alanların statüsü, hem BM kararları hem de uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış bulunuyor.

Bu bağlamda, İsrail’in Harem-i Şerif ve diğer kutsal mekanlara girişleri engellemesi, hem BM kararlarına hem de temel insan hakları sözleşmelerine doğrudan bir müdahale olarak değerlendiriliyor. Çelik’in açıklamalarında da ifade ettiği gibi, bu tür uygulamalar sadece bölgesel bir sorun değil, uluslararası toplumun tümünü ilgilendiren bir mesele olarak görülmeli.

Bölgesel ve Küresel Etkiler

Mescid-i Aksa’ya yönelik kısıtlamalar, sadece Kudüs ve çevresindeki Müslüman toplumu değil, tüm İslam dünyasını derinden etkiliyor. Böylesi bir uygulama, bölgedeki siyasi gerginliği artırmakla kalmıyor; aynı zamanda uluslararası ilişkilerde de yeni krizlerin doğmasına yol açıyor.

Bölgede barış ve istikrarın sağlanabilmesi için, dini alanların politik ve askeri çatışmaların dışında tutulması gerektiği uzmanlar tarafından sıklıkla vurgulanıyor. Çelik’in açıklamaları da, bu bakış açısını destekler nitelikte: Uluslararası toplum, İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik yasakçı politikalarına karşı ortak bir duruş sergilemeli ve bu tür hukuksuz uygulamaların önüne geçmeli.

İnsan Hakları Perspektifi

Mescid-i Aksa ve diğer kutsal mekanlara erişim yasağı, temel insan hakları açısından da ciddi bir ihlal anlamına geliyor. Dini özgürlükler, Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi ve diğer uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış temel haklar arasında yer alıyor. Müslümanların ibadet haklarının engellenmesi, bu sözleşmelere doğrudan aykırılık teşkil ediyor.

Çelik’in açıklamalarında “barbarlık” olarak nitelendirdiği uygulama, yalnızca fiziksel bir engel değil; aynı zamanda dini inanç ve ibadet özgürlüğünü yok sayan bir yaklaşım olarak da değerlendiriliyor. Bu durum, insan hakları savunucuları ve uluslararası toplum tarafından yakından takip edilen bir mesele hâline gelmiş durumda.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik’in açıklamaları, İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik politikalarına karşı Türkiye’nin ve Müslüman dünyasının tavrını net bir şekilde ortaya koyuyor. Mescid-i Aksa gibi evrensel öneme sahip bir kutsal mekanın ibadete kapatılması, sadece bölgesel bir kriz değil; insanlık değerlerine yönelik ciddi bir saldırı olarak değerlendiriliyor.

Çelik’in çağrısı, uluslararası toplumun bu hukuksuz uygulamalara karşı birlikte hareket etmesi yönünde oldu. Ona göre, dini alanlarda ibadet özgürlüğünün korunması, insanlık vicdanının korunmasıyla eşdeğer bir öneme sahip. Bu nedenle, İsrail’in uygulamaları karşısında ortak bir duruş sergilenmesi, bölgesel barışın ve uluslararası hukukun korunması açısından kritik bir gereklilik olarak öne çıkıyor.

Mescid-i Aksa ve Kudüs’teki diğer kutsal mekanlar, hem tarihsel hem de dini açıdan tüm insanlık için değer taşıyor. Bu nedenle, bu tür mekanlara yönelik kısıtlamaların yalnızca bir devlet politikası değil, aynı zamanda insanlık değerlerine yapılmış bir müdahale olarak ele alınması gerekiyor. Çelik’in açıklamaları, Türkiye’nin bu konudaki kararlı tavrını ve Müslüman dünyasının haklarını savunma çabasını açıkça ortaya koyuyor.