SİYASET
03 Aralık 2021, Cuma, 12:03

ÜLKE TV Genel Yayın Yönetmeni Hasan Öztürk, Yeni Şafak Gazetesi için kaleme aldığı yazıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 7 Haziran 2015 seçimleri öncesi operasyon çeken akıl ile şimdi dışarıdan operasyonlara devam eden aklın aynı olduğunu yazdı.

ÜLKE TV Genel Yayın Yönetmeni Hasan Öztürk, Yeni Şafak Gazetesi'ndeki köşesinde bugün, "Dün Erdoğan’a içeriden operasyon çeken akıl, bugün dışarıdan çekiyor" başlıklı yazıyı kaleme aldı.

Öztürk, 7 Haziran 2015 seçimleri öncesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı susturmaya çalışanlar ile bugün "Erdoğan artık sussun" diyen Millet İttifakı'nın aynı akıl olduğunu yazdı. 

İşte Hasan Öztürk'ün bugünkü yazısı: 

7 Haziran 2015 seçimlerine gidilirken, Ak Parti içinden bir grup Ankara’nın ıssız köşelerinde kulaktan kulağa “Sayın Cumhurbaşkanımız konuşmasa, milletle buluşmasa daha iyi netice alırız. Erdoğan konuştukça oylarımız düşüyor” fısıldaşıyordu.

O fısıltılar belli bir süre sonra o kadar ayyuka çıktı ki bir ara İstanbul’a kadar ulaştı. O dönemde Başbakan ve Ak Parti Genel Başkanı olan Sayın Ahmet Davutoğlu’nun ekibi de bir ara bu fısıltıları alenen dillendirir olmuştu.

Hatta bazı Ak Parti Milletvekilleri Meclis kulisinde, “Erdoğan dönemi bitti artık bizim dönemimiz başlıyor” cümlesini kuracak kadar fütursuzdu.

“Erdoğan konuşmasın. Erdoğan meydanlara çıkmasın” diye diye 7 Haziran seçimlerine gidildi. Ve Ak Parti yüzde 41 oy almasına rağmen tek başına iktidar olamadı.

Birinci aşama tamamlanmış oldu.

Hemen akabinde, koalisyon görüşmeleri döneminde de bu kez yine Ak Parti içinden bir grup, “İçeride ve dışarıda biriken gazın alınması için CHP ile Büyük Koalisyon” önerdi. İşte tam da o günlerde, yani koalisyon görüşmeleri sırasında “seçimlerin yenilenmesi” hususunda bir karar çıkmaması için bir kamuoyu araştırmacısı bu kez, “Seçime ne gerek var, yine aynı sonuç çıkacak. Onun için vakit kaybetmeden CHP ile Büyük Koalisyon kurulsun” telkini de içeren sözüm ona kamuoyu araştırma sonuçlarını raporlayıp sundu. O raporun düzmece olduğu 1 Kasım seçimleri sonucuyla görülmüş oldu.

Her neyse…

Uzatmayalım, arşivler ortada duruyor. O döneme ait yazılarımıza ulaşırsanız daha detaylı bilgiler bulabilirsiniz.

Devam edelim…

Yıllar geçti, zaman akıp gitti. Ve bugün Millet İttifakı’nın neredeyse tüm paydaşları, dil birliği yapmışçasına “Sus artık” nakaratına başladı.

Burada öyle bir “akıl” var ki söylemesem, kayıtlara geçirmesem kendime inancımı yitiririm. Tarih önünde sorumluluğumu unuturum!

O yüzden kayıtlara geçsin isterim…

Dün, “Erdoğan konuştukça Ak Parti oyları düşüyor. Seçime ne gerek var, aynı oyu alacaksınız, kurun CHP ile koalisyonu” diyenler ile bugün “Erdoğan sus artık” diyenlerin akıl hocaları aynı!

2015, 7 Haziran seçimleri döneminde Erdoğan’ın “susması gerektiği” yönündeki sözüm ona kamuoyu araştırmasını yapanlarla, bugün muhalefete “Erdoğan sussun” dedirtenler aynı!

O dönemde Ak Parti’ye araştırma yapanlarla, bugün Millet İttifakı’nın irili ufaklı paydaşlarına kamuoyu araştırması yapanlar, akıl verenler, rapor hazırlayanlar, danışmanlık yapanlar aynı!

2015 sürecinde, “Erdoğan Beştepe’de otursun. Seçim kampanyasında meydanlara çıkmasın. Milletle buluşmasın” diyenlerle…

Bugün, “O konuştukça dolar artıyor. O susmazsa ekonomi rayından çıkar. Erdoğan sussun artık” diyenlere akıl verenler aynı!

Bu aklın ürettiği “sahte rapor”a ilişkin önceki akşam Melih Gökçek, CNN Türk’te önemli bir ipucu verdi. Gerçi, Melih Bey’in verdiği ipucu Ankara’da konuyu takip edenler açısından sürpriz olmadı ama yine de önemli bir ipucu bu.

Melih Gökçek, Ak Parti’nin bazı büyükşehir belediye başkanlarına görevden el çektirmesiyle ilgili kamuoyu araştırması yapıp, (sahte) rapor yazan danışmanın şu anda Millet İttifakı’nın paydaşlarından birinde lider danışmanı olduğunu söyledi.

Bilinen gerçeği ifade etti.

2015 ve sonrasında Ak Parti’nin içindeki “fitne kazanı”nı kaynatanlar, Erdoğan’ı Beştepe’ye hapsedip, “2’nci yeni”yi inşa etmek üzere harekete geçenler, birtakım kadroları bir takım düzmece raporlarla tasfiye edenler, bugün Millet İttifakı’nın aklı oldu!

Bakalım, Ak Parti’yi uçurumun kenarına kadar götüren bu akıl, Millet İttifafı’nı nereye götürecek!

En düşük emekli aylığı, asgari ücretle aynı olsa…

Hükümet hayat pahalılığından etkilen kesimlere yönelik kesenin ağızını açtı. “Zenginden alıp fakire verin” diye kurduğumuz cümlenin gereğinin yapıldığını gördükçe mutlu oluyoruz. Daha önce, küçük esnafa yönelik vergi muafiyeti ve tarım sektörüne yönelik vergi affı getirilmişti. Önceki gün de hekimlere ve öğretmenlere yönelik büyük müjde verildi. Aynı gün Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplandı. Sayın Bakan Vedat Bilgin’in riyasetinde toplanan komisyonun neredeyse tüm üyeleri çıkacak sonuçtan şimdiden çok umutlu. Hele ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Bugüne kadar görülmemiş oranda zam” sözü umutları hayli yeşertti. Yine 50 ve altı istihdam sağlayan KOBİ’lerimize yönelik her bir istihdam için 100 bin TL’lik faizsiz kredi açıklaması fakir fukarayı, çalışan kesimi ve küçük işletmeleri memnun eden haberler.

Bir öneri daha yapmak istiyorum.

Hazır, taşın altına elinizi koyduğunuza göre, “Emekli ücretleri” konusunda da tıpkı asgari ücrette yapacağınız “iyi” iyileştirmeyi yapın, millet bayram etsin!

Teklifimiz şu: En düşük emekli aylığı, tek kişilik bekar asgari ücretlinin ücretiyle eşit olsun. Bizim daha önceki önerimiz, 4355 TL idi. Hatırlatalım.

Ne dersiniz?