SAĞLIK
27 Eylül 2021, Pazartesi, 09:56

Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen düşük kemik kitlesi ya da düşük kemik yoğunluğu olan osteopeni rahatsızlığı sinsi ilerleyen kemik hastalıklarının başında gelir. Peki, Osteopeni (Düşük kemik yoğunluğu) nedir? Düşük kemik yoğunluğu belirtileri nelerdir? İşte kemiklerin düşmanı 7 hatalı alışkanlık...

Osteoporoz kemik mikro mimari yapısının bozulması, kemik kitlesinde azalma ve bunlara bağlı olarak kırık riskinde artışla karakterize bir hastalık. Kemiklerde kırık oluşuncaya dek ağrıya neden olmadığı için de sinsi hastalık olarak nitelendiriliyor.

İŞTE KEMİKLERİN DÜŞMANI 7 HATALI ALIŞKANLIK

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meral Bayramoğlu, kırıkların hafif bir düşmeyle veya aniden öne eğilmeyle bile oluşabildiğini belirterek, “Kırıklar yaşam kalitesini düşüren şiddetli ağrılara yol açabiliyor, sakatlık oluşturabiliyor, hatta kişinin uzun süre yatağa bağımlı kalmasına bile neden olabiliyor” diyor. Dolayısıyla osteoporozdan korunmak yaşamsal öneme sahip. İlerleyen yaş, kadın olmak ve genetik faktörler bu hastalığın değiştirilemeyen risklerinden. Yaşam ve beslenme alışkanlıklarında yapılan hatalar gibi değiştirilebilen risk faktörlerine karşı önlem alındığında ise osteoporoz büyük oranda önlenebiliyor. Peki hangi etkenler kemik sağlığını olumsuz etkiliyor?

1-HAREKETSİZ BİR YAŞAM SÜRMEK

Buradaki yapımı en çok uyaran etken ise kemiğin üzerine yük binmesi. Dolayısıyla yürüyüş ve koşu gibi sporları yapan kişilerde osteoporoz gelişme riski hareketsiz kişilere göre daha az oluyor. Bu nedenle iş gereği uzun süre masa başında kalması gereken kişilerin her gün düzenli olarak yürüyüş yapmaları hem kemik hem kalp damar sağlığı açısından faydalı olacaktır.

2-KALSİYUMDAN EKSİK BESLENMEK

30 yaşına gelinceye dek besinlerle yeterli miktarda kalsiyum alınması daha sonraki yaşlarda gelişebilecek osteoporozun önlenmesi için çok önemli. Sağlıklı kemikler için her yetişkinin günlük 1000 mg kalsiyum alması öneriliyor. Bu miktar çocuklarda, hamile kadınlarda ve menopoz sonrası kadınlarda 1200-1500 mg'a kadar çıkabiliyor. En çok bilinen kalsiyum kaynağı ise süt ve süt ürünleri. Yeşil sebzeler de içeriklerinde kalsiyum bulunduruyor.

3-YETERSİZ PROTEİN ALMAK

Günlük protein ihtiyacı, her bir kilo vücut ağırlığı için 0.8 gram. Ancak diyetteki protein miktarının kemik sağlığı üzerine etkileri biraz daha karmaşık. Çok düşük protein içerikli beslenmenin kemik kalitesini bozduğu bilinmekle birlikte, aşırı yüksek protein içeren bir diyetin de, özellikle kalsiyum alımı yetersizse, osteoporoza neden olabildiği gösterilmiş. Protein, vitaminler, mineraller, karbonhidrat ile yağların dengeli olarak tüketilmeleri ise kemik sağlığını olumlu olarak etkiliyor.

4-SİGARA ALIŞKANLIĞI

Sigara içmenin kemik mineral yoğunluğunu azalttığı bilinen bir gerçek. Sigaranın bir diğer bilinen etkisi ise kemiklerde kırık iyileşmesini geciktirmesi. Ancak kemikler üzerindeki bu olumsuz etkilerin tek başına sigaradan mı kaynaklandığı, yoksa sigara içen kişilerin genellikle sağlıksız beslendikleri ve daha zayıf bir bağışıklık sistemine sahip oldukları için mi oluştuğu tartışılıyor.

5-GÜNEŞ IŞIĞINDAN YETERİNCE FAYDALANMAMAK

Vücutta alınan kalsiyumun sindirim sisteminden emilmesi için D vitamini gerekiyor. Günlük ihtiyaç ise 600-800 IU'dir. D vitamini; yumurta ve deniz balıkları gibi yemeklerden sağlanabilirken, en önemli D vitamini kaynağı ise güneş ışınları. Güneş ışınları ciltten emilerek vücutta karaciğer ve böbrekte çeşitli işlemlerden geçerek aktif D vitamini halini alıyor.

6-KAHVE TÜKETİMİNİ ABARTMAK

Kafein sindirim sisteminden kalsiyum emilimini azaltmasının yanı sıra böbreklerden de kalsiyum atılımını arttırıyor. Vücutta kalsiyum miktarı düşünce kemik yapımı gerçekleşemiyor. Bu nedenle günde 3 fincandan fazla kahve tüketmeyin. Kafeinsiz kahveyi de tercih etmenizde fayda var.

7-YEMEKLERE FAZLA TUZ SERPMEK

Aşırı miktarda tuz tüketimi idrarla atılan kalsiyum miktarını artırarak osteoporoza sebep olabiliyor. Kemiklerde hasar oluşturmasının yanı sıra birçok sağlık problemine yol açtığı için Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketim miktarının 5 gramı geçmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.