Esrarlı işaretler, terfilerini zora soktu
Kurtulmuş, parti için muhalefete yüklendi.
Erbakan, TV5'ten itaat çağrısı yaptı
CHP'nin yaman çelişkisi böyle şaşırttı
Yerel Seçim Sonuçları
Yurtiçi Hava durumu

714. Hafta
01 | 08 | 11 | 21 | 24 | 45
17 TEMMUZ 2010

143. Hafta
01 | 02 | 14 | 18 | 36 | 38
15 TEMMUZ 2010

474. Hafta
01 | 05 | 07 | 16 | 29 + 11
14 TEMMUZ 2010
Polemikler
TÜRKEŞ'İN GİZLİ GÖRÜŞTÜĞÜ CEMAAT HANGİSİ
Türkeş'in gizli görüştüğü cemaat hangisi





07 Mart 2010 08:37

Eski MHP"li Yaşar Okuyan, 12 Eylül ve Mamak"ı anlattığı "O Yıllar" isimli kitapta ilginç iddialar ortaya attı. Türkeş'in geçmişine yönelik çarpıcı iddialar ortaya atan Okuyan'ın kitabı çok tartışılacak.

Biz bu kitabı nasıl yazdık? Aylar süren kavga gürültüye, Minnoş’un teyp yeme girişimlerine, hatta Kenan Evren imzalı tarihi belgeleri tırmıklayarak tarihe gömme çabalarına karşı koyarak yazdık. Gerçekten Minnoş olduğu için affettik affetmesine... Ama “Miyavvv, mırr, mırr” diyerek söyleşiye dahil olduğu bazı kasetleri çözmekte epeyce zorlandım.

Alparslan Türkeş’in bir dönem sağ kolu olan, “Albay”ın gizli nikahına dedesinin evinde tanıklık eden Yaşar Okuyan’la aslında bir “Söyleşi”ler kitabı düşünerek yola çıktık. Soru-cevaplar sert başladı, sert devam etti. Kimse birbirine “torpil” yapmadı. Yazım bölümüne geldiğimizde ise “Okuyan” soyadının nereden geldiğini anladık. Çünkü Okuyan, “titizliği” ile hem asistanı Nazlı’nın, hem benim tam anlamıyla canımıza okudu.

Ama 15’inci kasetin sonunda ‘Komünist kardeşin Faşist ağabeyi’, 12 Eylül ihtilali, gerekçeleri, Mamak işkenceleri tekrar hatırlanınca ”O yıllar“ı ayırmaya karar verdik. Okuyan’ın hücre arkadaşı Taha Akyol’un önerisiyle onlar da ’Anı’ haline geldi.

”Yayına hazırlayan“ isim olarak benim için ilginç bir yolculuk olduğunu söyleyebilirim. ”Devrimcilerin“ o yıllarda yaşadıklarını iyi biliyordum da, karşı tarafı hiç dinlemediğimi fark ettim. Yaşar Okuyan’ın anlattıklarını yine de en iyisi okuyun, siz karar verin.

Deniz Gezmiş ile büyük kovalamaca

Alparslan Bey çok bunaldığında korumalarını da atlatmayı başarırdı. Kendi başına aracıyla Ankara’yı gezmeyi çok severdi. Bunlar elbette çok uzun geziler olmuyordu ama en azından bir dinlenme imkanı buluyordu. 1967’de de yine böyle bir kaçamak yapmaya karar veriyor.

Ford marka bir aracı vardı. Almanya teşkilatı Türkeş için oradan almıştı ve gümrüğünü de biz İstanbul’dan organize edip ödemeyi yapmıştık... Korumasız Or-An’da oturduğu eve çok yakın olan Eymir Gölü’nün çevresinde bir tura çıkıyor. Araba kullanırken gölün çevresinde toplanmış gruplar halinde gençler dikkatini çekiyor. Onlara dikkatlice bakarken Deniz Gezmiş’le göz göze geliyorlar. Ancak aynı anda arkadaşları da Türkeş’i fark ediyor.

Bunun üzerine büyük bir kovalamaca başlıyor. Deniz Gezmiş ve arkadaşları da hemen arabalarına atlıyor ve Türkeş’in peşine düşüyorlar. Takip Konya Yolu’na, Balgat’a kadar sürüyor. Ancak Türkeş, hepsini atlatmayı başarıyor. Bunu Türkeş Bey bize gülerek anlatmıştı. Hatta, “Ektim onları. Arkadan çok bastırdılar ama ben daha hızlıydım” demişti.

Sevim Tuna ayağını Türkeş yüzünden kırdı

Türkeş İstanbul’a oldukça sık geliyordu. 1973 yılında MHP İstanbul İl Başkanı Salih Zeki Erol, “Efendim lütfen Sevim Tuna’yı dinlemeye gidelim” dedi. Türkeş, “Uygun olmaz Zeki Bey” dedi, kabul etmedi. O sıralar Sevim Tuna son derece meşhurdu. Erol, Türkeş Bey’e her türlü önlemi alacağını söyledi ve ikna etti...

Ertesi akşam Türkeş Bey, ben ve Salih Zeki Erol tam anlamıyla suçlular gibi Bebek’teki Maksim Gazinosu’na gittik. Fahrettin Aslan geleceğimizi haber aldığı için bize en önden masa ayırtmıştı. Muhabirlerin içeri girilmesine izin verilmedi... Sevim Tuna sahneye çıktı, şarkılarını söylemeye başladı. Tuna gelenleri selamlarken birden bire Alparslan Türkeş’i fark etti.

Çok heyecanlandı ve masaya selam vermek için bize doğru yürümeye başladı. Ama tam bize yaklaştığı sırada ayağı kaydı ve sahneye kapaklandı... Ayak bileğindeki kemiğin kırıldığını da sonrasında öğrendik. Tabii tadımız kaçtı ve Maksim’den ayrıldık. Asıl bomba birkaç gün sonra patladı. Gazinonun fotoğrafçısı tüm yaşananları tek tek görüntülemiş. Olay duyulunca da epeyce bir yüklü paraya Türkeş’in masasından Tuna’nın düşüşüne kadar çektiği tüm fotoğrafları Günaydın Gazetesi’ne sattığı ortaya çıktı... Haber manşetten yayınlandı.

Türkeş Musevi Cemaati’yle gizlice bir araya geliyordu

1977 seçimlerinde İstanbul’da iş dünyasıyla buluşmamızı da Berker İnanoğlu ve Mete Has sağladı... Hatta

12 Eylül’de o dönem partiye yapılan bağışlar iddianamede yer aldı. Birçok iş adamının ismi bağış yapanlar arasında geçti. AKSA’nın sahibi Ali Dinçkök o dönem 85 bin Lira yardım yapmış görünüyordu. Sadık Özgür 150 bin Lira, Üzeyir Garih 50 bin Lira, Tevfik Ercan 200 bin Lira, Hayrettin Karaca 50 bin Lira, İbrahim Bodur 200 bin Lira.

Burada Muharrem Eskiyapan 100 bin Lira, Feyyaz Berker ve Refik Baydur’un da bağış yaptığı görünüyordu ama rakamları yoktu... Türkeş o yıl oldukça ilginç buluşmalar gerçekleştirdi. O dönem MHP’nin oyu yüzde 3’lerde olsa da Türkeş’in kendi ismi ve karizması vardı. İsmi partiye bağış yapanlar arasında bulunan Üzeyir Garih ve Türkeş’in görüşmesini iki defa ben organize ettim. İlk seferinde Taksim’de bir iş hanında, Berker İnanoğlu’nun tanıdığı bir iş adamının ofisinde bir araya gelip öğle yemeği yediler. Diğerinde ise Türkeş, Beyoğlu’nda Musevi Cemaati’nin liderleriyle buluştu... İlk görüşmede Türkeş’i dışarıda bekledim. İkinci görüşmedeki yemeğe ben de katıldım.

O sohbette, Türkeş Türkiye’nin bölgedeki gelişmeler karşısında hassas olması gerektiğini söyledi. Özellikle ülkeyi tehdit eden Sovyet yayılmasıyla ilgili uyarılarda bulundu. Ermeni ve Yahudi düşmanlığının doğru olmadığını, birtakım güçlerin özellikle tahrik etmek için uğraştıklarını da Musevi Cemaati’ne iletti. 500 yıl önce bu ülkenin Yahudilere kucak açtığını söyleyerek, hiçbir düşmanlığın söz konusu olamayacağını, Türk milletinin dokusunda böyle bir düşmanlığın bulunmadığını da söyledi. Cemaat liderlerinden de tahriklere karşı dikkatli olmalarını istedi. Türkeş Bey’e çok büyük hürmet gösterdiler.

Ortodoks Kilisesi’nin önde gelenleriyle görüşme

Üzeyir Garih’in bu görüşmeden sonra 50 bin Lira bağışladığı iddianameye girmiş olsa da benim bildiğim MHP’ye yaptığı bağış bundan daha fazla bir rakamdır. Gerek o dönem gerekse sonrası için şöyle bir tespit yapmakta fayda görüyorum: Türkeş’in hiçbir konuşmasında Ermeni ve Yahudi aleyhtarlığına rastlamanız mümkün değildir.

Türk Ortodoks Kilisesi’nin önde gelen isimleriyle de görüşmeleri olduğunu biliyorum. Türkeş gerek Ermeni, gerek Musevi ve gerekse Ortodoks Kilisesi’nin önemli isimleriyle yaptığı tüm görüşmelerde, “Sizin menfaatlerinizle Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatleri örtüşüyor. Dışarıdaki tahriklere kulak asmayın” demiştir.

Darbe olacağını 30 Ağustos’ta anladık

“Darbe olacak” haberlerini o kadar çok duyuyorduk ki kanıksamıştık. Ancak ihtilalden 10 gün önce bu sözlerin çok da yanlış olmadığını gösteren bir olay yaşadık. 30 Ağustos 1980... Zafer Bayramı kutlamaları yapılacaktı. MHP yönetimi olarak Genelkurmay Başkanlığı’na gittik. Sabah törenlerine katılıp oradan da hipodromdaki geçit resmine dahil olacaktık.

Bir yıl önceki kutlamalarda komuta kademesinden hepimize büyük bir ilgi ve yakınlık gösterilmişti. Ancak bu defa içeri girdiğimizde buz gibi bir havayla karşılaştık. Kenan Evren törenin başlamasına çok az bir süre kala geldi. Liderlerin ellerini sıkıyor ama hiçbirinin yüzüne bakmıyordu. Hepimiz tedirginlik duyduk... Tören sonunda merdivenlerden inerken Türkeş’e, “Bir anormallik var. Hipodromdaki törenlere katılmayalım” önerisi getirdim. Türkeş haklı olduğumu söyledi. Partideki toplantıda “Benim bu fotoğraftan anladığım darbenin yolda olduğudur” dedim ve Türkeş de beni onayladı.

Türkeş’in Evren’e yazdığı mektubun sırrı

İhtilal sonrasında Türkeş’le Dil Okulu’ndaydık... Türkeş, Kenan Evren’e bir mektup göndermeye karar verdi... Ekim ayının son günleriydi. Türkeş, Evren’e mektup taslağını daktilo ettirmek için beni odasına çağırdı... Türkeş söylüyor ben yazıyordum. Ancak mektup ilerledikçe canım sıkılmaya başladı. Çünkü öyle ifadeler var ki Türkeş’in onları kullanması mümkün değildi.

Sonunda dayanamadım, ”Zatı alinize bu öneriyi kim getirdi?“ diye sordum. GİK üyemiz Sait Bilgiç’in verdiğini söyledi. Bunun üzerine, ”Olmaz efendim. Benim rızam yok böyle bir mektup göndermenize“ dedim... Ancak çok canım sıkıldı. Çünkü o mektup giderse, aşağıdan alan, adeta Evren’e ricada bulunuyormuş izlenimi veren bir durum ortaya çıkacaktı. Türkeş mektuptan söz etme dedi, ama mümkün mü?” “Durumu Sadi Somuncuoğlu, Nevzat Köseoğlu, Cengiz Gökçek’e anlattım. ”Evren’in elini öpeceğiz“ deyince paniğe kapıldılar. Topluca Türkeş’in odasına gittik... Türkeş yeni bir taslak yazmamızı istedi... O ekip olarak ikinci bir taslak hazırladık. O mektup 1 Kasım 1980’de Evren’e gitti.”

Taha Akyol’la hücre arkadaşlığı

Türkeş’in kaçışını organize ettik ve ben bir süre sonra Ankara’da gazetecileri çağırıp teslim oldum... Dil Okulu’nda rahat durmayınca bizi Mamak’ta A Blok, Tecrit 2, Ön 38 numaralı hücreye aldılar. İdam mahkumlarını da Ön 35 ve 36 numaralı hücrelerde tutuyorlardı. Oda arkadaşım Taha Akyol’du.

O hücrelerde bugün bile tartışılan, hesap sorulması gereken birçok iddiaya şahit olduk. Mesela bizden önce yanımızdaki hücrede kalan ülkücü bir genç için “Kendini astı” diye tutanak tutmuşlar. Ne kadar doğru belli değil. Çünkü orada bir insanın intihar etmesi mümkün değildi. O imkan olsa zaten ben kendimi asardım. Böyle soru işaretleri taşıyan olaylar da oluyordu. Mesela nöbetçi bir er geliyor, “Yandaki kendini asmış” deyip gülmeye başlıyordu.

Mamak cehennemi

Cezaevi Komutanı Albay Raci Tetik’ti. Tetik, gaddar, insanlıktan nasibini almamış bir adamdı. O dönem cezaevinde 3 sol görüşlü, 2’si sağ görüşlü 5 kişiyi döverek öldürttüğü iddiaları vardı. Ölümlerin ardından cezaevi doktoruna “İntihar etti” raporları düzenlettirildiği söyleniyordu. Bunların hiçbirini ispatlayacak durumda değilim ama bu dedikodu çok yaygındı.

Hücreler korkunç yerlerdi. Bir delikten ışık sızıyor. Aşağıdan size bir yoğurt kasesinin içinde günde bir sefer çaya benzeyen şeyler veriyorlardı. Bunu almak için elimi uzattığımda çavuşun elimi ezmesini hâlâ unutmuyorum. Çavuş elime basınca sıcak su elime döküldü... Hücrelerde gece mi gündüz mü anlamınız mümkün değildi. Öyle bir psikoloji ki, artık hayat bizim için bitmiş gibi hissediyorduk.

Erbakan nasıl pijamasız kaldı?

MSP’liler 11 ay yattıktan sonra Dil Okulu’ndan topluca tahliye oldu... Aradan sadece üç gün geçti. Biz odadayken kapı açıldı ve Erbakan Hoca lacivertleri çekmiş bir halde kapıdan içeri girdi. Bayramlaşmak için yanımıza geldiğini düşündük. Ama çavuşun elinde pikeleri görünce durumu anladık.

Erbakan Hoca durumu ”Kırıkkale’de bir bakkal dükkanında kaset bulmuşlar. Onunla ilgili ifade vermeye gittim, tutukladılar“ sözleriyle anlattı. Önümüzde 9 günlük bayram tatili vardı. Erbakan Hoca’nın ise bir tek kıyafeti bile yanında değildi. Hoca’yla ölçülerimiz tutunca temiz olan bir takım pijamamı, el havlusu, banyo havlusunu kendisine verdim.

Vatan


Bu haber cafesyaset.com'da 3821 kez okundu.
Yorumlar Toplam 17 Yorum Yapılmış
  • Ziyaretçi / 2010-03-08 00:21:48 Ziyaretçi / 2010-03-07 23:43:33
    Demek Türkeş kendisine bağlı ülkücüleri köylü saf marksist gençlerle vuruşturarak 12 Eylül darbesine zemin hazırladı ha? Demek bunun böyle olduğunu anlamamak (pardon ''bunun böyle olduğuna yanlış da olsa inanmamak'' demek istedin galiba)'' için Hıyaroğlu Hıyar olmak lazım ha. Arkadaş sen hiç aynaya bakmıyor musun? Bir bak aynaya (baban için laf yok) aynada tıpkı hıyara benzeyen simetrin görünecektir. Demek Türkeş'in 12 Eylül mahkemelerinde idmala yargılanma, içeride 7 yıl kalma sebebi o öyle mi?
  • Ziyaretçi / 2010-03-07 23:43:33 ŞAİBELİ,KARANLIK,BULANIK KİŞİLİK:TÜRKEŞ
    yakın tarihimize damgasını vurmuş,ama yanlış yere vurmuş bir liderdir türkeş.Ölülerin arkasından konuşmak doğru birşey değil biliyorum ama maalesef bunlarda bilinmek zorunda.12 eylül darbesiniyapmak için şartların olgunlaştırılması vazifesini görenlerden birininde mhp olduğunu bilmeyen yok.Türkeş liderliğindeki mhp li saf gençler diğer cephedeki saf köylü marksist gençlerle vuruşturularak ihtilal ortamı yaratıldı.Türkeşin bu kumpasta yer almadığına inanmak için HIYAROĞLU HIYAR olmak lazım.. saygılar..
  • Ziyaretçi / 2010-03-07 22:51:33 Türk dünyasının son Baş_Buğ'u dur Cennet mekan Türkeş
    bütün türk dünyasının ümidi olan ve türkiye cumhuriyetleri tarafından elinden gelen herşeyi yapan,türk cumhuriyetlerinde takdirle karşılanan bilge lidere neden dil uzatılmaya başlandı?utanın.astarlı yüzünüzle,menfaat-çıkar ilişkisinde satılık oylarınız ve astarlı yüzünüzle nasılutanacaksınız?bırakın safsataları,gündem değiştirmek için yazılan senaryoları.yaşadıklarımızı,gerçek ve doğruları görelim.özellikle 8 nisan 2007 de ankara da yemin eden ülkücüler neredesiniz?yoksa siz de mi satıldınız?
  • Ziyaretçi / 2010-03-07 22:41:00 bizim körlerimize basından Türkeş açıklamaları-2
    Halk Cephesi Partisi'ne yakınlığı ile bilinen Azatlık gazetesi'nde de Azerbaycan'ın Millî Şairi Bahtiyar Vahabzade imzasıyla, "Büyük Türkçü" başlıklı
  • Ziyaretçi / 2010-03-07 22:40:19 bizim körlerimize basından Türkeş açıklamaları
    Azerbaycan basını MHP lideri Türkeş'in ölümüyle ilgili haberler, makale ve mesajlara birinci sayfalarda geniş yer ayırdı. Musavat Partisi'nin yayın organı Yeni Musavat gazetesi; "Türkçülüğün yücelen bayrağının inmesine izin vermeyin" başlığıyla bir yazı yayımladı. Yazıda, "Türkeş, dünyasını değiştirdi, ancak O'nun adı Türk milletinin tarihine yazıldı" denildi.
  • Ziyaretçi / 2010-03-07 22:20:31 cacık yaptın ziy.20:53:33
    Hem yazdıklarında,satır aralarında insanlara hakaret et,sonra da hakaret ettiğine allah ıslah eylesin de...vay vay vay...hem kel hem fodul hem de eblek...istediğini söyleyen,istemediğini işitir beyfendi...
  • Ziyaretçi / 2010-03-07 22:15:57 ziyaretçi /2010-03-07 20:50:33
    Sen önce kendine bak kardeşim,yazdıklarının hepsi boş işler.hıyar yorumunu yazan arkadaşını desteklediğine göre sende onlardan olmalısın.başka düşüncede olanlara düşmanlıktan bahsediyorsun,lafa bak...millete düşüncesinden dolayı hıyar diyen sizsiniz...şimdi fikir söyleyen kim,hakaret eden kim...yani kim fikir söylüyor,kim hıyar gibi hakaret ediyor...
  • Ziyaretçi / 2010-03-07 22:04:49 ziyaretçi 20:50:33
    allah seni ve senin gibileri ıslah eylesin,ne yani kardeşim,türkeş için deniz gezmişten korktu demek suç mu ne cahil insanlarsınız,türkeş veya başka birisi ne farkeder insani duygudur bu...insan korkar,üzülür,sevinir,cesaretli olur,nedir yani derdiniz,bunlar insani duygulardır.düşünce düşmanı arıyorsanız,kendinize bakın,hıyarları ortaya döken sizsiniz,insan gibi konuşun insan gibi konuşalım...siz başkalarına hertürlü kirli ithamlarda bulunun millet sineye çeksin öyle mi,yok öyle yağma...
  • Ziyaretçi / 2010-03-07 20:50:33 Ziyaretçi / 2010-03-07 18:50:35
    Senin yorumunu ''hıyar'' yorumu olan arkadaş gerçekten yerden göğe kadar haklı biliyor musun? Ama ben olsam sana ''hıyar'' demezdim. Hıyarın ara sıra cacık olmak, salata malzemesi olmak gibi yararlı işlevleri var. Seninse başka düşüncede olanlara düşman olmak gibi çok zararlı ve berbat bir alışkanlığın var. ''By MoRTaL'' namlı arkadaş da aynı senin gibi, hatta senden de ileri gitmiş. Hıyardan özür diliyorum. Siz hıyar olmaktan bile çok uzaksınız. Allah ıslah eylesin.
  • Turgut Acer / 2010-03-07 19:57:17 Korktumu , yoksa korkmadimi
    biri kalkmis yermek icin ugrasiyor. Bir digeri ise övmek icin mantigi altüst ediyor. karsina üc veya bes sana düsman olan ve seni yakalayinca sana her kötülügü yapacaklarini bildigin tipler ciksa sen ne yapardin. Ben eger gücümün yetmiyecegine kanaat geldiysem, aynen bende onlari atlatmak icin kacardim. Bundan daha dogal ne olabilir yahu. Bunlari birakin'da kimin neye hizmet ettigine bakin. Sagcilikla solculukla ulusalcilikla fasa fisolarla ugrasmayi birakin. Cünkü bunlarin hepsi ayni kuyunun suyudur.
  • Ziyaretçi / 2010-03-07 18:50:35 ziyaretçi 14:54:56
    eğer aklın varsa derdini yaşar okuyana anlatırsın,ben yaşar okuyan ne yazdıysa onu yorumladım.hıyarlık nedir biliyormusun,rahşanın katil demesine ses çıkartmayıp seyretmektir,chp nin dümen suyuna girip chp ne yapıyorsa onu desteklemektir.türkeş e düşman olan solcularla kolkola gir,onların hakaretlerini sineye çek,sonrada başkalarına hıyar de öylemi...sapla samanı karıştıran senin gibilere hıyar denir...madem öyle türkeşin emanetine sahip çık hıyar,ne işiniz var solcularla eleele dizdize...
  • By MoRTaL / 2010-03-07 16:16:20 Kimin Ne Mal Olduğu ortaya çıkacak
    Elbet kimin ne mal olduğu ortaya çıkacak. En başında Türkeşin mallığı sonra ötekilerin bekle ve görrrrrr.
  • Ziyaretçi / 2010-03-07 14:54:56 Ziyaretçi / 2010-03-07 13:52:05
    Yazdığın yoruma bir bak, nasıl da sırıtıyor. Bu anılar sonuçta Yaşar Okuyan'a aittir. Türkeş korumalarını atlatıp tek başına gezerken Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına rastlamış, onların peşine düşmesi üzerine atlatmış. Biliyorsun ki Türkeş'e düşman olmak o zaman solculuk modasıydı. Şimdilerde ise bunun yanına Türkeş'e düşman olmak hıyarlar arasında da moda oldu. Senin açığa vurduğun Türkeş düşmanlığı ise hıyarların Türkeş düşmanlığına benziyor. Sana ben değil, yorumun ''hıyar'' diyor.
  • Ziyaretçi / 2010-03-07 13:52:05 ziy.12:19:51
    yazılanları bir oku bakalım hangimizin yazısı hıyar yazısına benziyor,edepsiz...işinize gelmeyince hakaret,çamur,iftira,seviyesizlik,cahillik...sen anlat bakalım o zaman,deniz gezmiş neden kovalamış,türkeş neden kovalanmış...evrene yazılan mektubuda doğru yorumlarsan,hıyar olup olmadığına karar vereceğim...
  • Ziyaretçi / 2010-03-07 12:19:51 Ziyaretçi / 2010-03-07 10:13:37
    İnsan hıyar olmaya görsün. Hıyarlık yapmak istediği zaman olmadık şeyleri fırsat bilir, hıyar olmanın gereğini yapar. 2010-03-07 10:13:37'de yazan ziyaretçi de koskoca yazının içinden bula bula Türkeş'in Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının kovalamasından kurtulma biçimine takmış ve hıyarlığın gereği olarak Türkeş'i korkak olarak nitelendirmiş. Korkak insan paniğe kapılır, hata yapar. Hata yaptığın zaman da kaçınılmaz sonuç korktuğunun başına gelmesidir. Türkeş panik yapmamış ve eşkıya sürüsüne yakalanmamştır.
  • Ziyaretçi / 2010-03-07 11:10:10 metin telli..
    rahmetli türkeş başbuğ büyük insanmış..ALLAH rahmet eylesin mekanı cennet olsun..ama ikinci bir türkeş yetişmedi yetişenler ortada görülüyür......
  • Ziyaretçi / 2010-03-07 10:13:37 türkeş'in normal insani duyguları...
    demek ki her insanın duyguları üç aşağı beş yukarı birbirine benziyor.türkeş de zoru görünce,deniz gezmişlerden kaçmış,ama kaçmasını;ektim onları,çok bastırdılar ama ben daha hızlıydım...diye değerlendirmesi komik.korktum demiyorda ben hızlıydım diyor...sevim tunayı dinlemeye gitmesi de ilginç bir ayrıntı.ermeni ve yahudi düşmanlığını doğru görmemesi de,mhp lilere ders olur belki...dokuz ışıktan sonra alın size onuncu ışık...
1
GAZETE 1. SAYFALARI
YEREL SİYASET
Statta koşarak form tutuyorlar
Statta koşarak form tutuyorlar
2. Anamur Muz Festivali başladı
2. Anamur Muz Festivali başladı
Ankara'da elektrik kesintisi uygulanacak
Ankara'da elektrik kesintisi uygulanacak
Erzurum Polisan’la renkleniyor
Erzurum Polisan’la renkleniyor
Furkan'ın kabrini ziyaret etti Müslüman oldu
Furkan'ın kabrini ziyaret etti Müslüman oldu
Anamurlular muz festivali için koştu
Anamurlular muz festivali için koştu
1,20'lik çaycı evlenmek için para biriktiriyor
1,20'lik çaycı evlenmek için para biriktiriyor
'Sanatçıların Gözüyle Merzifon' resim sergisi
'Sanatçıların Gözüyle Merzifon' resim sergisi