Ergenekon'da 3. iddianame de yolda
CHP, Necmettin Erbakan'ı kurtaracak!
Facebook'ta büyük tuzağa dikkat edin!
G.Kurmay başkanları yüce divanda yargılanacak
Yerel Seçim Sonuçları
Yurtiçi Hava durumu
Kulis
DOĞAN MEDYASI - CHP İFLAH OLMAZ
Doğan Medyası - CHP iflah olmaz





07 Ekim 2008 17:06

Hakkında atılan karalama ve iftiraları yanıtlayan Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman, Doğan Medyası'nın yalan, çarpıtılmış haberlerle kampanya yürüttüğünü CHP'nin de siyasi rant peşinde koştuğunu belirtti. Ayrıntılar...

NAZİF KARAMAN-İBRAHİM ACAR'ın röportajı

Vakit Gazetesi'nin Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman'la yaptığı röportajın son bölümü:

Fakirlerin bedduası onlara ok gibi saplanacak

Zekeriya Karaman, “Doğan medyası; yalan, çarpıtılmış ve karalama haberlerle ortalığı toza dumana kattı. CHP de siyasi rant peşinde koştu. Bu dernekten yardım alan muhtaç insanların yardımlarının kesilmesine sebep olanlara yapacakları beddualar, onlara yeter” dedi.

Deniz Feneri e.V davası sebebiyle hedef tahtasına oturtulan Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman, "Fakirlerin bedduası sebebiyle Aydın Doğan medyası ve CHP iflah olmaz" diyor.

Zekeriya Karaman'la söyleşimizi bugün de sürdürüyoruz.

- Soruşturma evresinde ve mahkemede itirafları ile dikkat çeken ve derneğin parasının özel şirketlere aktarıldığı iddiasını ortaya atan muhasebeci Firdevsi Ermiş için ne düşünüyorsunuz? Komplo kurmuş olabilir mi Deniz Feneri’ne?

- Kendisi bu davanın kilit ismi. Mahkeme başkanının ve savcılığın da zikrettiği gibi, davada Firdevsi Ermiş’in ifadeleri ve Abdurrahman isimli bir kişinin ifadesi dışında başka bir suçlama yoktu. Mahkeme heyeti bu ifadelere dayanarak yargılamayı sonuçlandırdıklarını açıkladı. Firdevsi Ermiş, Mehmet Gürhan’ın Almanya’da bulup muhasebe sorumlusu olarak işbaşı yaptırdığı bir kişi. Bizim geçmişini bildiğimiz bir insan değil. Bu dava sonrasında anladık ki kendisi gerek bizim şirketlerimizde, gerekse de Deniz Feneri kayıtlarında çok büyük ihmaller yapmış. Şirketlerimizin son 3 yıllık bilançoları Alman maliyesine verilmemiş. 2003 yılından itibaren Deniz Feneri e.V’nin muhasebesi ve bilançoları da maliyeye verilmemiş. Ayrıca kayıt sistemi çok yetersiz bir şekilde yürütülmüş. Mahkeme öncesi ve sırasında takındığı tavrı da dikkate aldığımızda, insan burada bir kastın olduğunu düşünüyor. Düşünsenize, siz muhasebeden sorumlu birinci kişi, imzada yetkili 2. kişi olacaksınız ve yapılan muhasebe hatalarının sorumluluğunu daha sonra Mehmet Gürhan ve diğer insanların üzerine yükleyeceksiniz. Hatta bindiği aracın kendisinin şirkete bağlılığını sağlamak için ona zorla aldırıldığını söyleyecek kadar işi ileri götüren bir kişi. Bütün bunlardan onun iyi niyetli bir kişi olmadığı kanaatine varıyoruz.

- Kullanılmış olabilir mi?

- Elimizde detaylı bilgiler olmadan net bir şey söylemek mümkün değil, ama şöyle bir bakış açısı geliştirmek mümkün: Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının dünya çapında çok başarılı çalışmaları oldu. Bunların başında da Deniz Feneri Derneği’nin çalışmaları geliyor. Son 10 yılda dünyanın birçok afet bölgesinde Türk yardım kuruluşları en öndeler. Bu işin başından beri Alman savcısı ve polisi tarafından konu siyasi bir boyuta taşınmak istenmiştir. Başbakan Erdoğan ile Avrupa temsilcimizin çektirmiş olduğu bir fotoğraf bile bir ilişki olarak sunuluyor kamuoyuna. Benim oğlumun düğününde Başbakanımızın nikâh şahitliği yapması bile mahkemede kanıt olarak ortaya konuluyor. Bir diğer örnek ise oradaki şirketimizin adının Almanca ‘beyaz’ anlamına gelmesi ve bunun AK Parti ile bizi ilişkilendirmekte bir kanıt olarak savcı tarafından kullanılması.

- Başbakan’a bile para verildiği iddia edildi...

- Evet, sonradan yalanlamak zorunda kaldılar.

AYDIN DOĞAN MEDYASI FIRSATÇILIK YAPTI

- Türkiye’de medyanın bir bölümü özellikle konuyu uzun süre gündemde tuttu...

- Özellikle Aydın Doğan medyası fırsatçılık yaptı. Hatta tabiri caizse ilk gün baltayı taşa vurdular. Tayyip Erdoğan’a para verildiğini manşete taşıdılar. Zahid Akman’a iftiralar attılar. Hepsi yalan çıktı. CHP de biliyorsunuz temsilci gönderdi. Aydın Doğan medyası ve CHP aynı bakış açısı içerisinde işbirliği yaparak konuyu AK Parti’yi yıpratmak için fırsat bildiler. Özellikle CHP bu davayı siyasi bir şova dönüştürdü.

- Asıl hedef AK Parti miydi bu olayda?

- Evet. Bir numaralı hedef AK Parti ve onun Genel Başkanı Tayyip Erdoğan. Mahkeme başladığında ilk 3-4 gün hiç ilgi yoktu. CHP’nin temsilci göndermesinden sonra bu iş alevlendi. CHP ve Aydın Doğan medyasının bu işi AK Parti ile ilişkilendirmeye çalışması ve AK Parti döneminde RTÜK Başkanı seçilen Zahid Akman’ın hedef seçilmesi, Türkiye Deniz Feneri ve Kanal 7’nin hedef seçilmesi... Bu bir paket. Bu paket çerçevesinde kurumlar ve insanlar yıpratılarak siyasi bir sonuç çıkarılmaya çalışıldı. ‘Tayyip Erdoğan ve onun bürokratları nasıl yıpratılır’ diye düşünüldü. Bu amaç doğrultusunda Aydın Doğan medyası ve CHP iyi bir paslaşma içerisine girdi.

240 ÖZEL TİMCİ, DERNEĞİ BASTI

- Deniz Feneri e.V’nin Almanya’daki merkezini 240 özel harekat polisi basıyor ve 17 tane açık kapı kırılıyor. Alman devletinin bu tavrı bir mesaj mı sizce? Son yıllarda Alman devletinin Müslümanlara yönelik yürüttüğü yıldırma politikasının bir parçası olabilir mi?

- 240 polisle basılan dernek binasında 25 kişi çalışıyor sadece. Televizyon ve gazeteciler eşliğinde 240 özel tim polisi binayı basıyor. Almanya’da geçmişte yaşanan olayları takip eden ve ülkeyi yakından tanıyan insanların yorumlarından öğrendiğimiz, bunun çok olağan dışı bir baskın olduğuydu. Burada başka bir siyasi amaç güdüldüğü çok açık. Televizyoncuların getirilmesi bunun başka bir kanıtı. 11 Eylül’den sonra Almanya’da Müslümanlara karşı negatif yönde bir politika değişikliği oldu. Her geçen gün de bunun dozu artıyor. Sadece dernek ve cemiyetlere değil, Almanya’da başarılı olan ticari kuruluşlara da bu baskılar yapılıyor. Bir yıldırma çalışması söz konusu. Almanya’daki son yönetim değişikliğinin ardından bu yıldırma faaliyetleri daha da arttı. Mesela dönercilere geçtiğimiz yıllarda büyük bir operasyon gerçekleştirildi. Çünkü dönerciler hamburgercilerin yerini aldı Almanya’da. Türk dönercilere karşı, onların imajını sarsacak bir kampanya yürütüldü.

- Son olarak Türkiye kamuoyuna vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

- Gerek şahsım, gerek arkadaşlarım, hatta Başbakan ile Zahid Akman hakkında Aydın Doğan medyası tarafından çok sayıda asılsız haberler yapıldı. Şunun altını çizmek isterim; bizim Kanal 7 olarak, kurumsal ve şahıslar olarak, Deniz Feneri’nin tek kuruşunu ne kurumlarımıza ne de şahıslarımıza kullanmamız söz konusu değildir. Biz bilakis Deniz Feneri’nin çalışmalarına gönüllü olarak 10 yıldır hiçbir maddi karşılığı olmadan destek veriyoruz. Bu derneğin çalışmalarını iftiharla takip ediyorum. Bu derneğin çalışmalarının akamete uğratılması ya da zayıflatılması sadece ve sadece buradan yardım alan muhtaç insanlara zarar verecektir. Bu dernekten yardım alan insanların sayısı azalırsa bunun vebali, bu yalan haberleri yayınlayan medya organlarına ve CHP’ye aittir. Bu büyük bir vebaldir. Bu dernekten yardım alan muhtaç insanlar aç kaldıklarında, kendilerine yapılan yardımın kesilmesine sebep olarak gördükleri kişilere beddua edeceklerdir. Bunun içindir ki, bence Aydın Doğan medyası ve CHP, haksız suçlamalarından dolayı iflah olmayacaklardır..

‘Suçla, serbest kal’ vaadi

- Bir de Mehmet Gürhan, açıklamasında kendisiyle Türkiye’deki yöneticileri suçlaması için pazarlıklar yapıldığını söylüyor. Bu ne anlama geliyor?

- Mehmet Gürhan’a Türkiye’deki bir numarayı suçlaması karşılığında serbest bırakılacağı vaat edilmiş ve defalarca baskı yapılmış. Bu kadar yönlendirmeye rağmen, bunu ispat edebilecek hiçbir belge ve bilgi ortaya çıkarılamayınca, davanın yıllarca sürmemesi için tarafların uzlaşmasıyla mahkeme sonuçlandırılmış.

Yalan haberler defalarca manşet oldu

- Sizinle ilgili yayınlar için tekzipler gönderdiğinizi biliyoruz. Bunları yayınladılar mı?

- Tekzipleri yayınlamazken, iftira dolu haberleri takla attırarak defalarca manşetlere çektiler. Mesela bir örnek verecek olursak; Hürriyet’in manşetinde “Mehmet Gürhan’ı gizli sevgili yaktı” gibi bir başlık kullanılıyor. Başlığın altındaki yazıyı okuduğunuzda, yapılan bu haberin mahkemeye gönderilen isimsiz, imzasız bir mektuba dayandığı anlaşılıyor. Sonra Mehmet Gürhan’ın eşinin Hürriyet’e gönderdiği açıklamaya ise hiç yer verilmedi. 3-4 gün sonra yine Hürriyet’te daha küçük bir haber çıktı “Gizli sevgili bulundu” başlığıyla. Bu başlıktan ne anlar insanlar? Sevgilinin bulunduğunu ve sevgili olduklarını itiraf ettiğini değil mi? Ancak haberin detayında tam tersi bir bilgi söz konusu; bayanın bulunduğu, kesinlikle böyle bir mektup göndermediğini söylediği ve Mehmet Gürhan’ı dürüst bir insan olarak tanıdığı yazıyor. Yani tekzibi bile çarpıtarak, sanki kendi iddiaları doğruymuş gibi bir başlıkla veriyorlar. Bu örnek bile Aydın Doğan medyasının olaya yaklaşımını gayet net ortaya koyuyor. İnsanların namusuna, mahremine, aile ilişkilerine bu kadar fütursuzca saldırmak bu kadar kolay olmamalı. Bu yaptıkları, yayıncılık ilkeleri ile asla bağdaşmayan bir yaklaşımdır.

- Kendi payınıza dava açmayı düşünüyor musunuz?

- İlk etapta günlük olarak yazdıklarının yalan olduğunu, kendilerine gerek yazılı, gerekse de noter kanalı ile beyan ettik. Hukukçu arkadaşlarımız, bu yalan yayınlarla ilgili gerek maddi gerekse de manevi tazminat davaları açmak üzere çalışıyorlar. Bize yapılan bu karalamaların, bu haksızlıkların, atılan iftiraların hukuk zemininde hesabını soracağız.

-Mehmet Gürhan’ın hapisteyken size vekalet verdiği haberleri gündeme geldi. Hatta İstanbul 10. Noteri ile ilgili soruşturma başlatıldı? Bu nasıl oldu?

- Aydın Doğan medyası bu konuyu da çarpıttı. Mehmet Gürhan Almanya’daki noterlik aracılığı ile hapishaneden buradaki notere hitaben bir yazı gönderdi. Yazıda “Vekaletteki imza bana aittir. Bu vekaletle yapılmış işlemlerin tamamı benim hiçbir itirazım olmayan işlemlerdir” diyor. Bu vekaletle bir devir işlemi gerçekleştirildi zaten. Noterde bu evrakla birlikte savunmasını yapacaktır.

-O noterle bir ahbaplığınız var mı?

-Bizim şirketlerimizin resmi işlemlerinde noterlik yapılan bir yer. Öyle bir ahbaplığımız filan yok.

Dava Ramazan’a nasıl denk geldi...

- Almanya’daki Deniz Feneri e.V 27 Nisan 2007’de basılıyor. Davanın başlama tarihi ise 1 Eylül 2008. Yani Müslümanlar için kutsal olan Ramazan ayının başlangıcı. Davanın Müslümanların yardımlaşma ve dayanışmalarının doruk noktasına ulaştığı Ramazan’a denk getirilmiş olması bir tesadüf mü sizce?

- Soruşturma bir yıla yakın devam etti. İfade alma işlemleri vs. kısa sürede tamamlanmasına rağmen iş uzatıldı. Bu normal bir şey değildi. Davanın Ramazan’a denk getirilmesi tesadüf mü bilinçli mi, bir şey diyemeyeceğim. Maalesef Ramazan’a denk geldi ve Türkiye’de Ramazan’ın tatsız yaşanmasına sebep oldu.

- Mahkeme süreci Ramazan’a denk getirilse bile bazı medya organlarının bu davayı böyle mübarek bir ayda yansıtma tarzı da dikkat çekici değil mi?

- Yansıtılış yönteminde anormallik var. Aydın Doğan medyası bir taşla iki kuş vurmaya çalıştı. Kasıtlı olarak olayları çarpıtarak her meseleden bir sonuç çıkarmaya çalıştı. Topyekün, CHP ile paralel yürütülen bir yıldırma harekatı yaptılar. Psikolojik bir savaş yürütüldü adeta. Bu psikolojik savaşta da Aydın Doğan medyasının aktif bir görev aldığını görüyoruz. Haberciliğin çok ötesinde siyasi bir amaca yönelik faaliyet yapıldı.

Vakit

 

Bu haber cafesyaset.com'da 325 kez okundu.
GAZETE 1. SAYFALARI
YEREL SİYASET
Ak Parti Sakarya İl Başkan Terzioğlu oldu
Ak Parti Sakarya İl Başkan Terzioğlu oldu
Beyoğlu'nda eğlence yerleri denetime karşı
Beyoğlu'nda eğlence yerleri denetime karşı
Antalya Belediyesi'nde rüşvette "casus" suçlaması
Antalya Belediyesi'nde rüşvette
AKP Yalova İl Başkanı Döğüşçü oldu
AKP Yalova İl Başkanı Döğüşçü oldu
DTP'li kadınlardan cezaevi önünde eylem
DTP'li kadınlardan cezaevi önünde eylem
Deniz Suyu Arıtma Tesisi yapılıyor
Deniz Suyu Arıtma Tesisi yapılıyor
Urfa'da adliye önünde linç girişimi
Urfa'da adliye önünde linç girişimi
Vali'ye el öptüren davranış!
Vali'ye el öptüren davranış!