Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin Bayrampaşa İlçe Kongresi’nde konuştu. İşte Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları:
"Sayın Aydın Doğan bize dün yazılı bir cevap verdi.
Bu cevap karşılıksız kalamaz çünkü bu hamur daha çok su götürür.
Sayın Doğan anı kurtarma çabası içinde.
Genel Yayın Yönetmeni ile arasında cevap yarışı var.
Bize diyorlar ki yazmayalım mı. Yazın ama doğruları yazın.
Baykal’la paslaşmadan yaz.
Sayın Aydın Doğan: dün hala iddia sahibi ben değilim. Sanıklardan biri toplanan paraların Başbakan’a verilmek üzere alındığını söylüyor ve bize mahkeme
safahati hakkında bilgi veriyor diyor.
Şu anda böyle bir iftiraya yataklık ettiğinin farkında mısın? Soracaksın, sor bakalım, Başbakanlık’ın Basın Müşavirliği’ne? Niye teyit etmiyorsun? Başbakan’a
bir kara leke atmanın ne kadar çirkin olabileceğinin farkında mısın?
Yoksa iftira at iz bırakır mantığıyla mı hareket ediyorsun?
Bak tutanağa: Taslağı başbakanlıktan tsunami bölgesine gönderilmek üzere teslim aldım diyor. Arıca para ve tarih de yok bu makbuzda. Böyle mi bilgi
veriyorsunuz?
Bak Yayın yönetmeni başbakanlık diyor, sen başbakan diyorsun? Biz hangisine inanalım? Hanginiz doğru hanginiz yalan söylüyor?
Önce iftiralarla insanların şeref ve haysiyetine saldıracak sonra ne var bunda diyeceksiniz.. Bu kadar ucuz değil.
Basın özgürlüğü yalan yazma hakkı vermez.
Yalan yazmaya iftiralarla karalamaya hakkınız yok.
Oyun mu oynuyoruz? Böyle tezgah olur mu? Recep Tayyip Erdoğan yanlış yapanın yanında olmamıştır, olmayacak. Yanlış yapan cezasını çekmeli, yanına kalmamalı. ama suçlu ile masumun birbirinden ayırt edileceği yer gazete sayfaları değil, mahkeme. Siz ne hakimsiniz ne savcı. Hangi iddianın doğru hangi iddianın iftira olduğunu siz mi bileceksiniz. O işi mahkemelere bırakın. Adalet devam eden mahkemede tecelli edecek. Siz bu saldırganlığınızın altında yatanı açıklayın. Bunu ben biliyorum da siz açıklayın... Açıklayın...
Bir hafta süre size. Açıkladın, açıkladın, yoksa ben açıklayacağım... Çünkü nedenini biliyorum.
RTÜK'le hangi işiniz var. Bunu açıkla, yoksa ben açıklayacağım. Birkaç gün daha beklemeyecek kadar aceleniz nedir? Bunu açıklayın. CNN Türk'ün karasal yayın talebi ile ilgisi var mı yok mu açıkla?
Yazdıklarınız daha mürekkebi kurumadı. Yarın mahkeme kararı ile kesinleşenleri nasıl vereceksiniz? Alman yetkili siyasi baskı söz konusu olmadı diyor.
Alman Yetkili, Türk hükümet yetkilileriyle tutuklu bir Türk’le ilgili bilgi istendiğini Türk Hükümeti de yargı bağımsızlığı vardır biz karışamayız cevabını verdiğini raporuna yazmış
Size ne oluyor. Madem yazacaksın, al sana delil diye dosyaya eklenen belge. Neden milleti aldatıyorsunuz? Bu mudur ikide bir arkasına saklandığınız basın
özgürlüğü. Köşe yazarları patronlarını savunmakta çok mahirler. Onlara da diyorum ki, gerçekleri yazın gerçekleri...
Her seferinde aynı şey. Özgür basını susturmak istiyormuşuz. Böyle cevap mı olur? Bu yazdıklarını kimseye yutturamazsın. Hilton’la ilgili konuyu belediyenin sorunu olarak biliyordum diyor. Neden o zaman bunu bana getirip benden yardım istedin... Şimdi bunun teferruatını açıklayacağım. Hilton’un önündeki dev alanı benden talimat vermek suretiyle residance yapmak için ricada bulundu. Dedim ki mümkün değil. Sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adir Topbaş'a gitti ve bir yemek yediler. Yanlarında da Şişli Belediye Başkanı vardı. Bunlar yalan değil çünkü gerçekleri söylüyorum. Kovaladığın iş hakkın değil.
Hilton'un önündeki o devasa yeşil alana dair Şişli ile işini halletmiş, ama büyükşehirden halledemedi...
Bugün bunu açıklamamız gerekiyor. Ben boşuna mı Hilton’a bu kadar para verdim dedi?
Bizden buları temin edemedikleri için rahatsızlar,sıkıntı buradan geliyor. Önce köşeye sıkıştır sonra da ver.
Konu sadece Hilton değil, bizi izlemeye devam edin, bu hamur daha çok su kaldırır... Bundan sonra Doğan Grubu yazdıkça ben de açıklayacağım. Daha çok
vaktimiz var. Bütün kara kaplı defterler ortaya çıkacak."
ÇEVRECİ DOĞAN SEVSİNLER SENİ"
"Yalan yazmaya insanları asılsız iftaralarla karalamaya hakkınız yok" diyen Başbakan Erdoğan, bunun basın özgürlüğü ile alakası olmadığını dile getirdi. Erdoğan, "Ben NTV'nın yalancısıyım, bana değil ona sorun' diyor. Baykal'a sorunca da 'Ben Aydın Doğan'ın gazetelerinin yalancısıyım' diyor. Böyle şey olur mu? Hani var ya şıracının şahidi bozacı. Oyun mu oynuyoruz ya? Böyle tezgah olur mu? Tayyip Erdoğan hiçbir zaman yanlışın, yanlış yapanın yanında olmamıştır olmayacaktır. Yanlış yapan cezasını çekecektir. Suçluyla masumu birbirinden ayırt edileceği gazete sayfaları değil mahkeme salonlarıdır. Siz ne hakimsiniz ne de savcı. Kimin suçlu kimin masum olduğuna hangi iddiananın doğru hangi iddiaanın yanlış olduğuna siz mi karar vereceksiniz? Adalet tecelli edecek sizin telaşınız ne?Bu saldırganlığınız altında ne var? Siz asıl onu söyleyin. Bunun altında muhakkak bir şey var. Bunu ben biliyordum da siz açıklayın. 1 hafta süre. Önümüzdeki hafta sonu yine İstanbul'da kongrelere katılacağım. O zamana kadar açıkladın açıkladın, açıklamadın ben açıklayacağım. Onu da açıklayacağım. Çünkü nedenini biliyorum. RTÜK'ten hangi işiniz var? Bir menafaat davanz mı var? Bunu açıkla. Birkaç gün daha görülmekte olan davanın sonucunu görmek için niye bekleyemiyorsunuz? CNNTurk'ün karasal yayın hakkı ile ilgisi var mı açıkla. Gerçekleri açıklayacaksınız. Açıklamazsınız ben açıklarım."
Başbakan Erdoğan Aydın Doğan'ın Hilton Oteli ile ilgili kendisine yaptığı talebi de açıkladı. Erdoğan şunları söyledi: "Sayın Doğan Hilton'un önünde devasa yeşil alanın benden İBB Başkanıma bu noktada talimat vermek suretiyle rezidans yapmak üzere ricada bulundu. Dedimki 'Mümkün değil. Olmaz.' Ve benden sonra İBB Başkanıma gitti, görüşme yaptı. Herhalde bir yemek yediler. Yanlarında bir üçüncü şahıs vardı.O da Şişli Belediye Başkanı. Sayın Aydın Doğan bu söylediklerim herhalde yalan değil. Ben gerçekleri söylüyorum. Kovaladığın iş hakkın değil. Hakkın olmayan bir şey. Gazetelerin çevreci çevreci dolaşıyorlar. Ben de diyorum ki 'Çevreci Doğan sevsinler seni' Hilton'un önündeki devasa yeşil alanın rezidans yapmak üzere, Şişli Belediyesi'nden işini halletmişti ama İBB'den işin halledemedi. Bunu açıklamamazı gerekiyor. Hilton olayı o kadar basit değil. 'Ben boşuna mı o kadar parayı verdim' dedi. Aynen bana kullandığı ifade. Bunlar köşeyi böyle döndü. vurgunları böyle vurdular. Bizden bunu temin edemediği için böyle davranıyorlar. Sıkıntı buradan geliyor. Önce köşeye sıkıştıracaklar. Gazetelerin taktiği budur. Heryerde bunu yapıyorlar. Yaptıkları bu."
.