![]() |
|
|
|
Bugün:
|
||
![]() |
![]() |
|
Ecevit ve Ergenekon
2001 yılında "Anayasa Fırlatma" krizi ve "nankör kedi" tartışmaları sonrasında, ciddi bir ekonomik bunalım baş göstermişti. Bu ekonomik bunalım, yükselen seslerle birlikte beraberinde bir de siyasi bunalım getirmişti...
21 / 07 / 2008 13:58
![]() ERSOY DEDE'nin yazısı Ecevit ve Ergenekon Çok eski olmadığı için kolay hatırlanıyor. 2001 yılında "Anayasa Fırlatma" krizi ve "nankör kedi" tartışmaları sonrasında, ciddi bir ekonomik bunalım baş göstermişti. Bu ekonomik bunalım, yükselen seslerle birlikte beraberinde bir de siyasi bunalım getirmişti. Ve Amerika'nın, Afganistan'dan sonra Irak'a da müdahale edebileceğini yüksek perdeden dillendirmesiyle birlikte herkesin gözü Türkiye'ye çevrilmişti.. * Görevde Ecevit-Bahçeli-Yılmaz Troykası var.. İşte herbirinin ABD'nin Irak'a müdahalesi ihtimaline yönelik tavrı; Ecevit : "Irak'a müdahale bu ülkenin toprak bütünlüğünü bozar ve bu da Türkiye'ye zarar verir.." Yılmaz : "Savaşın Afganistan dışına taşması, bütün bölgeyi bir kan ve ateş yumağı haline getirebilecektir. Böyle bir durumda oluşacak anaforun Türkiye'yi de içine alması kaçınılmaz" Bahçeli : "ABD'nin Taliban rejimine karşı yürüttüğü operasyonun Afganistan ile sınırlı kalmasını arzu ediyoruz" * Ayrıca Amerika için, ölümü çoktan haketmiş olan Saddam Hüseyin'in en güvendiği isimlerin başında geliyordu Ecevit.. Saddam'ı dört kez sarayında ziyaret etmiş, son dönemde de, "Durum çok ciddi olmasa size bu hatırlatmada bulunmazdım" başlıklı bir mektup yazarak, okyanus ötesinden gelmekte olan tehlikeye karşı uyarmıştı... * Tablo bu.. Ekonomi, çökmüş.. İç politika, gebermiş.. Diplomasi; fırtınanın ortasında kalmış bir sandal gibi, bir devriliyor bir kalkıyor.. ** Dönelim bugün başlayan kavgaya.. Herşeyde olduğu gibi Ecevit'in başına gelenlerde de ERGENEKON parmağı olduğu yazıldı. Hatta Murat Yetkin; "ben bu meseleyi iki sefer yazmıştım" diyerek, olayın gelişimi hakkında bilgi de verdi.. ** Peki ama ne oldu o günlerde? Yukarıda bir mini özetini geçtiğim tabloya bakacak olursanız, herşeyin olması muhtemel.. Yani ne olursa olsun hiç birimizi şaşırtmaz.. Ama bazı mantık hataları varmış gibi geliyor bana bu süreci okurken.. ** Prof.Dr.Mehmet Haberal.. Herkes Rizeli olarak bilir Haberal'ı. Ama (liseyi bile Zonguldak'ta okuyan) Haberal'ın ailesi Zonguldak'ta yerleşiktir. Çeşitli Sivil Toplum örgütleri ve meslek birliklerini koordine eden Haberal'ın babası, siyaseten, (13.dönemden, 19.döneme kadar Zonguldak milletvekili olarak parlamentoya giren) Ecevit'e koşulsuz destek vermiştir.. Ecevit de bu desteğin ve samimi hukukun gereğini yerine getirmiştir.. Hastalandığında onun rektörlüğünü yaptığı Başkent Üniversitesi Hastanesi'ne yatmıştır.. Demirel'den sonra, hiç tereddütsüz onun ismini Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaklarına götürmüştür.. Böylesi bir ortamda, Ecevit'e yakın bazı isimler, Haberal'ı; "iş göremez raporu vermek için" tezgah yapmakla itham etmişlerdi.. Oysa aynı rektörün eline Ecevit kendi hayatını bile bile teslim etmişti.. Hatta belki de, Ecevit öldüğünde arkasından samimiyetle gözyaşı döken bir kaç kişiden biriydi Haberal.. Oysa şimdi Aynı Haberal'ın ismi, Ergenekon terör örgütü yapılanması ile aynı cümle içinde anılmaya çalışılıyor.. * Bir önemli not daha.. Bu ERGENEKON, şimdi ne yapmak istiyormuş özünde? Darbe ortamı hazırlayarak, orduyu göreve davet etmek istiyormuş. O halde, ilk teşebbüsünde Haberal'ın Hastanesi'ne gitmek gafletinde bulunan Ecevit, son nefesini neden GATA'da verdi? Nasıl oldu da, doğrudan askerlerin hastanesine gitti? * Ecevit ile ilgili bir "derin analiz" yapılacaksa, sanıyorum bunu ulusal solcular üzerinden yapmamak en iyisi.. Dedim ya, öyle bir ortamdı ki o ortam, Ne olmuş derseniz deyin, hepsi gerçek olabilir, hepsi yalan olabilir.... www.cafesiyaset.com
|
![]()
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |