Haber 7 internet sitesinde, 8 Temmuz 2008 günü yazdığınız ve Konfederasyonumuzu hedef alan yazınız gerçekleri yansıtmamaktadır ve TÜRK-İŞ topluluğunda üzüntüye neden olmuştur.
Yazınızda, TÜRK-İŞ’in kamuoyunda “Ergenekon soruşturması” olarak bilinen davayla ilgili olarak yaptığı açıklamayı, “Görünürde demokrasi ve hukuka sahip çıkma adı altında yapılmış olsa da pratikte Ergenekon Çetesi’ne verilmiş destek gibi” olduğunu söylemek insafla bağdaşmamaktadır.
Ayrıca, “TÜRK-İŞ yönetiminin paniği, sendika ağalığı düzeninin yıkılması ihtimalinden mi kaynaklanıyordu dersiniz?” şeklindeki yorumunuz ise, konuyu başka mecralara çekmek ve davayla doğrudan ilgisi olmayan bir biçimde sendikal hareketi topyekün hedef almaktır.
Sayın Tanık,
Davayla ilgili olarak TÜRK-İŞ Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklamayı dikkatle okumanız halinde görülecektir ki, TÜRK-İŞ bu dava kapsamında gözaltına alınan kişilere değil, yalnızca hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye sahip çıkmaktadır. 56 yıllık onurlu mazisi boyunca da bu kavramlar her zaman TÜRK-İŞ için her şeyden önce gelmiştir.
Açıklamada, TÜRK-İŞ’in rejime yönelik her türlü girişimin karşısında olduğu ve bu tür girişimlerin şiddetle cezalandırılması gerektiği özellikle belirtilmiştir. Ancak, tutuklu bulunan kişiler hakkındaki iddianamenin de bir an önce hazırlanması ve söz konusu kişilerin yargı önüne çıkarılmasını talep etmek de, hukukun üstünlüğüne inanan bir kurumun görevidir. TÜRK-İŞ ayrıca, ister Anayasa Mahkemesi üyeleri ve Başsavcı, isterse bu davayı yürüten savcılar olsun, hukuku uygulayan yargı kurumu mensuplarına yönelen suçlama ve eleştirilere de karşıdır ve karşı olacaktır. Çünkü TÜRK-İŞ, bu kişiler nezdinde hukuk sistemimizin yaralandığını düşünmektedir.
Sayın Tanık,
Bir süre önce İstanbul’da bazı patlayıcı maddelerin ortaya çıkarılmasıyla başlayan, kamuoyuna mal olmuş bazı kişilerin tutuklanmalarıyla devam eden ve nihayet iki eski orgeneralin tutuklanarak cezaevine konmasıyla yeni bir boyut kazanan ve kamuoyunda “Ergenekon” adı verilen dava, ülkemiz için, hepimiz için bir demokrasi sınavı olacaktır.
Belki de, bu yargılama sürecinin sonunda, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde örneğine çok az rastlanan bir biçimde, demokrasi karşıtı girişimlere, darbelere ve darbecilere karşı demokrasi ve hukukun üstünlüğü kazanacaktır.
Suç isnat edilen bu kişiler belki mahkum olacaklardır, belki de serbest kalacaktır. TÜRK-İŞ yargı mercii değildir ve konunun bu yönü yargının işidir. Ancak sonuç ne olursa olsun, bu tür bir yargılamayı gerçekleştirmiş olmanın verdiği güçle, yine ülkemiz, demokrasimiz ve hukukun üstünlüğü kazanacaktır.
İşçi hareketinin bu konulardaki tavrı, her zaman dile getirdiğimiz gibi, açık ve nettir. Biz Anayasamızda da ifadesini bulan şekliyle, demokratik, laik, sosyal hukuk devletini sonuna kadar savunuyoruz. Halkın iradesinin en yalın biçimiyle her zaman tecelli edeceğine, etmesi gerektiğine inanıyoruz. Hukukun üstünlüğünü, millet egemenliğini savunuyoruz.
Çünkü biliyoruz ki, demokrasinin olmadığı bir yerde, ne özgürlükler olur, ne sendikal haklar ne de işçi hakları. Bizim sonuna kadar demokrasiyi, hak ve özgürlükleri savunmaktan başka çıkar yolumuz yoktur.
Demokrasi dışındaki her arayış, ülkeye büyük zararlar verir. Ülkede siyasi ve ekonomik istikrar sağlanamaz. Ülkenin sorunları çözülemez. Bundan bunalım siyasetinden medet umanlar da en az diğerleri kadar zarar görür.
Yaşananlar ülkemiz açısından üzüntü vericidir ancak unutulmamalıdır ki, sonuçta kazanan yine demokrasi olacaktır, halkın iradesi olacaktır, bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Bu açıklamamın, internet sitesinde aynen yayımlanmasını talep ediyorum. Saygılarımla.
Ergün Atalay
TÜRK-İŞ Genel Mali Sekreteri
Demiryol-İş Sendikası Genel Başkanı"
Ergün Atalay imzalı yazı böyle. 8 Temmuz tarihli yazımda, Mustafa Özbek'in Türk-İş'e bağlı Türk Metal Sendikası Genel Başkanı olması hasebiyle bir göndermede bulunmuştum. Yazımda TOBB ve Türk-İş'in, ATO Başkanı Sinan Aygün ve Mustafa Özbek'e sırf mensubiyetten dolayı sahip çıkılmaya çalışıldığına dikkat çekmiştim:
"1 Temmuz’da yapılan seri operasyonlarda gözaltına alınanlarla ilgili panik halinde iki kurumsal açıklama geldi. Bunlardan biri, ATO Başkanı Sinan Aygün’ün gözaltı ile ilgili olarak TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun diğeri de Türk-İş Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklama oldu.
TOBB ve Türk-İş açıklamaları, görünürde demokrasi ve hukuka sahip çıkma adı altında yapılmış olsa da pratikte Ergenekon Çetesi’ne verilmiş destek gibi ortaya çıktı."
Ünal TANIK
tanik@haber7.com