Çete Davasından Darbe Soruşturmasına
İddianame, "Ak Parti'ye karşı olan "ulusalcı" olarak tabir edilenler gözaltına alınıyor" kanısını ortadan kaldıracak şekilde ortaya çıkarsa Türkiye'de demokrasinin çok mesafe kat edeceğini söyleyebiliriz...
02 / 07 / 2008 11:55
CELAL KAZDAĞLI'nın yazısı
Çete Davasından Darbe Soruşturmasına
Bir yıl kadar önce Ümraniye’de bir evde bulunan 27 el bombası ile yola çıkıldı. Olaya ilk başta küçük bir çete örgütlenmesi diye bakıldı. Emekli bir astsubayın işin içinde olması da bu bakışı değiştirmedi.
Sonra buna başka çete isimleri de eklendi. Uzun süre böyle gidildi.
Bombalar ile Cumhuriyet gazetesine atılanlar arasında bağ kurulmaya başlandı. Arkasından Danıştay saldırısı ile ilişki arandı. Hukuken böyle bir bağlantı ortaya konmasa da hep böyle bir şüphe gündemde tutuldu.
Emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün evinden sabaha karşı gözaltına alınmasıyla ilk şok yaşandı. Bu o güne kadar polisin gözaltına aldığı en üst düzey emekli askerdi. Ona başkaları eklendi.
İlk defa, “Çete örgütlenmesi ile darbe hazırlığı arasında nasıl bir bağlantı var?” sorusu yüksek sesle sorulmaya başlandı. Çete soruşturması birden “Ergenekon Terör Örgütü” davasına dönüştü.
Ama asıl şok, Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi İlhan Selçuk, İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, İşçi Partisi Başkanı Doğu Perinçek, Ferit İlsever, Serhan Bolluk sabahın erken saatinde gözaltına alınınca yaşandı. Bu göz altıların AK Parti hakkında 14 Mart günü açılan kapatma davasından bir hafta sonra gerçekleşmesi, akla “İki dava arasında acaba bir ilişki mi var?” sorusunu getirdi. Bu soruyla birlikte “AK Parti’ye muhalif olanlar hedef alınıyor” değerlendirmesine yol açtı.
Nitekim pek çok yabancı ajans “AK Parti’nin ateşli muhalifleri gözaltına alındı” diye haber yaptı.
İddianamenin hazırlanmamış olması bu tür düşüncelerin yayılmasına neden oldu. Tepkilerin artmasından sonra bir an önce iddianamenin hazırlanacağı konuşuldu.
Herkesin iddianameyi beklediği bir sırada Salı göz altıları gerçekleşti. Emekli Orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur gözaltına alındı. Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ve ATO Başkanı Sinan Aygün ile birlikte. Toplam gözaltına alınanlar 23 kişiye ulaştı. AK Parti eski milletvekili Turhan Çömez yurt dışında olduğu için alınamadı.
Hükümete Karşı Olmak ile Darbe Heves Etmek
Bu şok tutuklamalar ile dava yeni bir aşamaya geldi. Bu aşama artık işin çete boyutundan çıktığını gösteriyor. Nokta Dergisi’nde darbe günlükleri yayınlanan Ay ışığı ve Sarıkız kod adlı darbe girişimlerinin de işin içine girdiği anlaşılıyor. Artık Ergenekon Soruşturmasını, “Darbe organizasyonuna karşı bir dava” olarak tanımlayabiliriz. Çete davası değil darbe davası ile karşı karşıyız.
Pek çok çevre Ergenekon Davasını AK Parti Kapatma davası ile kıyaslıyor ve bir birini dengeleyen iki dava olarak görüyor.
Doğrusu ben bu düşüncede değilim. İkisi karşılıklı bir dava değil. Birbirinden ayrı bağımsız işleyen iki ayrı dava gibi geliyor bana. Zaman ilerledikçe bunu daha iyi anlayacağız.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ’un baş başa görüşmesinde bu konuların ele alındığı da genelde kabul gören bir düşünce. Kara Kuvvetleri Komutanı bunu açık bir dille yalanladı ve komplo teorisi olarak niteledi.
Bize de buna itibar etmek düşüyor. Konunun içeriği, gelişim şekli, askerin kendi içinde yaşadığı değişimi de dikkate alırsak konu Org. İlker Başbuğ’un da söylediği gibi o görüşmede ele alınmamış olsa gerek.
İddianame, “Ak Parti’ye karşı olan “ulusalcı” olarak tabir edilenler gözaltına alınıyor” kanısını ortadan kaldıracak şekilde ortaya çıkarsa Türkiye’de demokrasinin çok mesafe kat edeceğini söyleyebiliriz. Değilse TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun ATO’da yaptığı konuşmada olduğu gibi toplumun teşebbüs sınıfı da tepkisini ortaya koyar.
Ak Parti’ye karşı demokratik hakkını kullanarak mücadele edenler ile AK Parti Hükümetine karşı darbe heves edenler varsa gizli örgütleri bir birine karıştırılmazsa sonuç herkes için iyi olur.