ÜNAL TANIK'ın yazısı
300 erkekle yatmış, başını örtmemiş ya!
Türkiye gariplikler ülkesi. Kurallar, toplumun değerleri ile alay edilmek üzere hazırlanmış sanki.
Bu ülke artık İnönü döneminin “mutlakiyet” rejimi ile iade edilmediği için yapılanlar insanların gözünden kaçmıyor. Neler olup bittiğini takip ediyor. Hele Haber 7 gibi internet siteleri var ki işleri çok daha zor.
Son yaşadığımız çarpıklığı biliyorsunuz. Bir tarafta, kocası askerde iken onu 300 erkekle nasıl aldattığını itiraf eden, dahası iğrenç hatıralarını bir kitapta toplayan bir öğretmen var. Öbür tarafta ise derse başörtüsü ile derse girdiği için öğretmenlikten atılan iki öğretmen. Dahası öğretmenler…
Bunların hikayelerini Haber 7’de detaylı bir şekilde okudunuz. Ben burada anlatarak uzatmak istemiyorum. Arzu edenler, arşivden ulaşıp bakabilir.
Sakarya İmam Hatip’te başörtülü öğretmenler Fatma Karaduman ve Sevil Tandoğan, meslekten ihraç edildiklerinde, yurt içindeki bütün hukuki yollar yüzlerine kapandı. Dahası, haklarını gidip aradıkları AİHM de “İslami başörtüsünü çıkarmaya sürekli direndikleri için lise öğretmenliği görevlerinden alındıkları” yolundaki iç hukuk kurallarına destek verdi. Açık ifade ile, AİHM kapısı da yüzlerine şiddetli bir şekilde kapanmış oldu.
Karaduman ve Tandoğan hakkında verilen kararlar, medyanın bir kısmı tarafından günlerce manşetten işlendi. İki öğretmenin yaptıkları bu topluma “en aşağılık suç” imiş gibi gösterilmeye çalışıldı.
Bir başka öğretmen olayı ise Sarıyer Mehmet İpgin İlköğretim Okulu’nda yaşandı. İngilizce öğretmeni Y.Y. (kendi adını vererek yaşadığı rezaletleri kitabında açık açık anlatıyor, biz niye gizlemek durumunda kalıyoruz bilmiyorum) öğretim üyesi kocasını askerde iken 8 ayda nasıl 300 kişi ile aldattığını anlatıyor.
Yalnız aldatmakla kalmıyor, kimlerle nasıl aldattığını da bir kitapta topluyor. Üstelik Kanal D ekranına çıkıp nasıl becerdiğini de açık açık anlatıyor.
Başörtüsü ile derse girenlerin akıbetlerini yukarıda özetledim. 300 kişiden arda kalan Y.Y. hakkında ne mi yapılıyor dersiniz?
Hükümetin Milli Eğitim Bakanlığı müfettiş görevlendiriyor. Müfettişler, televizyona çıkıp yaptıklarını anlatan kadın ile Sarıyer Mehmet İpgin İlköğretim Okulu’ndaki öğretmen Y.Y.’nin aynı kişi olduğunu belirliyor.
Müfettişler hazırladıkları raporda, 657 Sayılı Kanun’un 125. maddesi G bendinde yer alan “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hakaretlerde bulunmak” suçunu işlediğine hükmediyor. “Memuriyetten men” edilmesi gerektiğini yazıyorlar.
Rapor, İl Disiplin Kurulu tarafından da uygun görülüyor ve kararı alma yetkisine sahip olan Milli Eğitim Bakanlığı Üst Disiplin Kurulu’na gönderiliyor.
Üst Disiplin Kurulu’nda ne mi oluyor dersiniz?
Y.Y’nin yaptıklarının memuriyetten men için yeterli görülmediğine hükmediyor. Kısacası, askerdeki kocasını 300 erkekle nasıl aldattığının kitabını yazan ve bunu ekranlara çıkıp anlatan kadın öğretmenlik görevine göre dönüyor.
Şimdi, siz 300 erkekle kocasını aldattığını aleme ilan eden kadını yeniden bu toplumun temel taşı olan yavruların karşısına dikerseniz, kimsenin size güveni kalmaz. Ne size güveni kalır, ne eğitim sistemine, ne de yaşadığı devlete…
Üst Disiplin Kurulu, medyanın bazı kesiminden gelecek tepkilerden korkarak, bu kadının yaptıklarını “yüz kızartıcı ve utanç verici hakaretlerde bulunmak” kapsamına alamamış. Bu çok açık ve net.
Medyanın bir kısmından gelecek tepkiden korkanlar, “namusunun en yüce değer” olduğuna inanan toplumu karşısına almakta bir sakınca görmedi. Onlarım mini mini masum çocuklarının körpe dimağlarına zehir ekilmesinde sakınca görmediler.
Ankara’da bir ana okulu öğretmeni, günlerce medyanın bazı organlarınca sırf başını örttü diye takip edildi. Yalnız takiple kalmadılar, taciz ettiler, teşhir ettiler. Büyük suç işlemiş, en büyük ahlaksızlığı yapmış gibi bize yutturmaya çalıştılar.
Askerdeki kocasını 8 ayda 300 erkekle nasıl aldattığını övüne övüne anlatan Y.Y.’yi ise çok iyi iş yapmış gibi ekrandan kitabının pazarlamasına yardımcı oldular.
Yuh olsun sizin tiynetinize,
Yuh olsun sizin ahlak anlayışınıza,
Yuh olsun sizin toplum mühendisliğinize.
Ünal Tanık
tanik@haber7.com