İnternete mesaj gönderen ulusalcılar, "Bizi salak yerine koyup ortada bıraktın" diyerek öfkelerini dile getirdiler.Hükümeti sürekli “şeffaf olmamakla” eleştiren Ulusalcı Tuncay Özkan’ın, 4 yıl önce nereden bulduğunu bir türlü açıklayamadığı 17 milyon dolara kurarak “CHP’nin emrine” sunduğu televizyon kanalını Koza Grubu’na kaça sattığı konusu belirsiz. Özkan, dün bir gazetede yer alan açıklamasında “Kanaltürk’ü 25 milyon dolara sattığını, ancak 24 milyon dolar borcunun olduğunu, alacağı paradan kendisine sadece 1 milyon dolar kalacağını” ileri sürdü. Özkan’a yakın bir başka gazetede ise satışın 38 milyon dolara gerçekleştiği belirtilirken, bu miktarın gerçekte çok daha yüksek olduğu iddia ediliyor. Özkan’ın, gerçekçi bulunmayan “Borcumuz 24 milyon doları bulmuştu” açıklamasıyla, hem üzerlerinden ticari fayda sağladığı ulusalcıların tepkisini dindirmeyi hem de elde ettiği kârı gizlemeyi amaçladığı kaydediliyor.
AZAMİ TİCARİ FAYDA
CHP'den aldığı 3 trilyonu faturasız 4.1 trilyon TL’nin de hesabını veremeyen Tuncay Özkan, ortaya noter kaydı, hit dökümü gibi herhangi bir ispat argümanı koyamasa da “biz kaç kişiyiz” isimli internet portalında 1 milyon 268 bin 640 kişi olduklarını iddia ediyor, çevresine toparlayabildiği insanlardan azamî ticarî fayda sağlamaya özen gösteriyordu. “Son Kurtarıcı” rolüne soyunan Tuncay Özkan, siyasî mücadele için çıktığı yolda beklediği ilgiyi göremezken, ticarî işlerde ise her gün yeni bir atağa imza atıyordu. Toplu kitap satımı, SMS tüccarlığı, paralı üyelik derken, düğünlere çiçek yollama işine de soyunan Özkan, sitesinden çiçek siparişi almaya başlamıştı. Özkan, çevresindekilerden yardım da topluyordu.
ULUSALCILARI SALAK YERİNE Mİ KOYDU?
Devlete ve çalışanlarına olan toplam borcunun 24 değil, 7 milyon dolar civarında olduğu ifade edilen Tuncay Özkan’ın, bir şekilde kurarak sahibi olduğu ve 4 yıldır hükümete karşı kışkırttığı birtakım çevreleri etrafında topladığı Kanaltürk’ün üzerinden köşeyi döndüğü belirtiliyor. Bu tablo, Özkan’ın 4 yıldır yönlendirmeye çalıştığı ulusalcı kesimi “salak yerine koyduğu” yorumlarına sebep oluyor...
KİME, NE BORCUN VAR, AÇIKLA
¥ Geçtiğimiz yıl Kanaltürk’ün devlete sigorta prim borcunun 2.3 trilyon olduğu basında yer almıştı. Kanalın devlete olan sigorta primi dahil bütün borçlarının 7 milyon dolar civarında olduğu kaydedilirken, Özkan bu miktarın 24 milyon dolar olduğunu ileri sürüyor. Gerek televizyon kanalında gerekse sözde cumhuriyet mitinglerinde hükümeti sürekli “şeffaf olmaya” davet eden Tuncay Özkan’ın kime, ne miktarda borcunun olduğunu açıklaması bekleniyor.
HANİ KANAL SENİN DEĞİLDİ?
¥ Bu satış, Tuncay Özkan’ın yıllardır dilinden düşürmediği “Kanaltürk benim değil” sözlerinin de nasıl büyük bir yalan olduğunu gözler önüne serdi. Televizyonun politik anlamdaki bütün getirilerine sahip çıkan, kanalı kullanarak bol para kazandığı organizasyonları daha geniş kitlelere ulaştıran Tuncay Özkan, iş kanalın sahipliği iddiasına geldiğinde ise inatla bu iddiaları reddediyordu. Özkan, süreç içerisinde pek çok yayın kuruluşunda yer alan bu yöndeki haberler için ısrarla tekzip metinleri yollamıştı.
“ÖĞRETMEN MAAŞIMDAN YARDIM ETTİM, BU MUYDU KARŞILIĞI?”
Öte yandan, "bizkackisiyiz.com" platformuna protesto mesajları yağıyor. Mesajların biri hayli dikkat çekici: “Tuncay Özkan bizi çok şaşırttı. Yeni bir kanal hangi parayla açılacak? Para varsa niye satıldı? Bizimle dalga mı geçiliyor? İhale yok, açıklama yok, ne ara oturdunuz pazarlık yaptınız, ne ara sattınız? Öğretmen maaşımdan sana elimden geldiğince yardım ettim, bu muydu karşılığı?”
"Bu ülkede artık kimseye güvenilmeyecek mi? Bütün Türkiye’yi Özkan’ın arkasında gezdik, ona güvendik. Artık ben yokum, günüm bitsin aidat ödemeyeceğim. Güvenim kalmadı. Bütün gazeteler neler yazıyor! Kendimi aldatılmış hissediyorum. İnsanları resmen kandırdınız. Bütün sunucular, spikerler, bütün Kanaltürk çalışanları bir şekilde idare ediyordu. Ne oldu da yeşil sermayeye satıldı?” (Vildan Çelikkol)