Aktütün'le ilgili çarpıcı iddia ne?  -  Ve Demirel son sözü söyledi  -  Liderler partililere seslenecek  -  Tüm gözler Dengir Mir Fırat'ta...  -  Asıl hedef Bayraktepe'ydi...  -  Cem Uzanla buluşan gazeteci kim  -  F-16'lar 6 saatte niye gidemedi?  -  Bu fotoğrafa dikkatli bakın!  -  Taraf, şehitleri konuşturdu  -  Flaş..Flaş..Kayıp iki asker bulundu  -  Buzul dağlarında terörist avı  -  Siyaset Akademisi'ne yerel ivme  -  Kayıp iki asker muamması  -  Şehit Küçüksolak'ın adı parka verildi  -  Haydar Baş: Enflasyon düşmedi  -  Kılıçdaroğlu'nun yeri kesin gibi  -  Borsa tepetaklak  -  Asiltürk yeni parti iddiasını yalanladı  -  Öğrenci affı tasarısı TBMM'de  -  CHP'de şok 'yamyam' istifaları!  -  





En Çok Okunanlar
Erhan Göksel'den bomba sözler!
Deniz Baykal'a şamar gibi yanıt
Abdullah Gül'ün çileden çıktığı an!
Ankara bu kulisi konuşuyor!
Aktütün, Dağlıca gibi olur mu?
Bebek katilini rahatsız eden ses!
Malvarlığımı açıklamam, sana ne!
Garp cephesinde iki yeni şey var
Iğsız Paşa'nın Çanakkale gafı
A.N. Sezer'in rektörü kral gibi
Golfçü paşanın duyarsızlığına bak!
Vatan'dan çok çarpıcı manşet!
15 değil 35
Gabar-Dağlıca-Aktütün
Hesap sormak için bağımsız olmak gerek!
Rasgele Videolar
Gitarla istiklal marşı
Tartışma
Deniz Baykal'ın türban yorumu
Hasan Celal Güzel'in 28 Şubat yorumu
Devlet Bahçeli
Edip Akbayram, Mehmet Gül'le canlı yayında
Erdoğan dev projeleri anlattı
Politikacı Destanı Celal Şahin
Deniz Baykal'ın gezisi zehir oldu
Erdoğan'ın GAP açılımı
Erdoğan'dan İsrail'e cevap
Rus tankları oshetyaya girdi
Başbakan Batman'da
Recep Tayyip Erdoğan'dan uyarı
POLAT'A GELEN ESRARENGİZ DAVET
Foto Galeri
Yusuf Özer'den muhteşem start
Adana'da 'Değişim Günü' geldi
Erbakan'dan AK Partililere çağrı
Abdullah Gül Meclis'te esip geçti
İşte bayramın en renkli fotoları
Memecan'ın bayram karikatürleri
Keşan için dersimi çalıştım hazırım
Tarihi düello nasıl manşet oldu?
Yılanın ağzından böyle kurtuldu!
İşte 9. Dalga'nın ilk görüntüleri
'Karanlığı delen' Bozkurt sesleri
İşte SS ve İdiz'in ilk görüntüleri
İşte mahkemeye sunulan şema
İşte saniye saniye atlama anı
Ergenekonda son dalga gözaltıları
ABD, İran'a saldırırsa; AKP kapatılırsa, kapatılmazsa
Bu soru, bütün dünyayı, özellikle Ortadoğu bölgesini ve "müttefikimiz" ile "komşumuz" arasında olabilecek böyle bir çatışmadan ötürü, Türkiye'yi özellikle ilgilendiriyor...
  09 / 05 / 2008 07:49

CENGİZ ÇANDAR'ın yazısı...

ABD, İran’a saldırırsa; AKP kapatılırsa, kapatılmazsa...

Amerika, İran’a 2008 yılı içinde, muhtemelen sonbahar sıralarında saldıracak mı?

Bu soru, bütün dünyayı, özellikle Ortadoğu bölgesini ve “müttefikimiz” ile “komşumuz” arasında olabilecek böyle bir çatışmadan ötürü, Türkiye’yi özellikle ilgilendiriyor.


David Ignatius, Washington Post’taki yazısında Amerikan başkanlık seçimleri kampanyası üzerinde belirleyici önemdeki olayların Ortadoğu’da “savaş ve barış” konularıyla ilgili olduğunu ve bu yöndeki gelişmelerin “bugün ile Kasım ayı arasındaki” dönemde başkanlık yarışını ek bir unsur olarak etkileyeceğini belirtiyor.

“Savaşla başlayalım” diyor ve devam ediyor: “Amerika şu anda zaten iki savaş birden yürütüyor, Irak’ta ve Afganistan’da. Ama yönetim yetkililerinin son açıklamalarından yola çıkarak, İran ile de, az olmakla birlikte, yavaş yavaş gelişmekte olan bir çatışma ihtimali mevcut.”

Ignatius, bu değerlendirmesini gayet ilginç ve üstelik somut bir “enformasyon” ile destekliyor: “ABD-İran kapışması riski bir ölçüde, Suudi Arabistan ile Ortadoğu’daki diğer ABD müttefikleri bunu çok arzuladığı için büyüyor. Bir Suudi bana bu hafta ‘Kapalı kapılar ardında, İranlılar bir hata yapsınlar da, sizin saldırmak için bir gerekçeniz olsun’ dedi. Bir başka önde gelen Arap yetkilisi ise Amerika’nın Irak sınırının hemen ötesindeki İran eğitim kamplarını vurması umudunu dile getirdi.”

Amerika’nın şu anda kendi ülkesinde (ve dünya çapında) kredisini tüketmiş, çaptan düşmüş ve bir “topal ördek” haline dönüşmüş yönetimi, bir yandan da “misyoner ruhlu” olduğu için, İran’a saldırının popülerliğine bakmaksızın, sonbaharda, İran’ın nükleer çalışmalarını ağır bir bombardımanla yerle bir etmeyi hedef alan saldırıya girişebilir.

Bunu yapabilmesi, bir-iki hafta içinde İran’la gerginliği tırmandırması ve kamuoyunu buna göre oluşturmaya kalkışmasına bağlı.

Güçlü bir ihtimal değil bu; ama, yine de bir ihtimal.

 

***                     ***                  ***

 

Türkiye’de önümüzdeki aylardaki “iç” siyasi gelişmeler, Amerika’nın İran’a karşı izleyebileceği bir “tırmanma siyaseti”nden “tümüyle” bağımsız düşünülebilir mi?

Bu arada, Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in ismi ile simgelenen ve çevresinde en azgın “neo-con’lar”ın yer aldığı bu “İran’a haddini bildirme” çizgisinin, Türkiye’de Tayyip Erdoğan ismine “alerjisi” ve Ak Parti iktidarından hiçbir surette hazzetmediği bir sır değil.

Kimi Türklerin de cephane sağladığı Washington’daki “Tayyip Erdoğan ve Ak Parti karşıtı kampanya”da söz konusu bu çevreler rol alıyorlar.

Tayyip Erdoğan’ın Ak Parti’yi kapatma davasının en kısa sürede, sonbahar gelmeden yaz bitmeden, sonuçlanmasını istemesi ve sonuçlanacağını ummasında acaba “ekonominin asgarî zararla” bu işten çıkmasını istemesi kadar, Amerika-İran eksenindeki gelişmelerin alabileceği seyri sezmesinin bir ilişkisi var mı? Bilemiyoruz.

Bununla birlikte, Tayyip Erdoğan’ın Ortadoğu politikasındaki rotasında, “Amerikan iktidar oyunu”ndaki bir başka “eksen”i hesaba katarak davrandığını gözlemleyebiliyoruz. Söz konusu bu “eksen”, Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ve Ulusal Güvenlik Başdanışmanı Stephen Hadley gibi isimlerce temsil ediliyor.

Bu “eksen”, David Ignatius’un, Amerikan seçim kampanyasında “joker kartı” olabileceğine dikkat çektiği “barış”, daha doğrusu Ortadoğu barış müzakerelerinin sonuç verebilmesi ihtimali üzerine dayalı politika güdüyor. Örneğin, yıl sonuna dek İsrail ile Filistinliler arasında bir “barış anlaşması” imzalanması.

“Barış Anlaşması” ile “barış” aynı anlama gelmiyor. Bush, daha Başkanlık koltuğundan inmeden imzalanacak ve 2007 Aralık ayındaki Annapolis sürecini taçlandıracak böyle bir anlaşma, “kağıt üzerinde” de olsa “iki-devlet çözümü”nü hükme bağlamış olacak. Böyle bir anlaşma, BM Güvenlik Konseyi tarafından ”onay belgesi” alarak 2009’da uygulamaya geçilmek üzere “rafa” kaldırılabilir. Önemli olan, Bush döneminde, böylesine bir “ihtiraslı” hedefin gerçekleştirildiğinin kanıtlanması.

Türkiye’nin Annapolis’i desteklemesinden gayrı, İsrail-Suriye hattındaki “aktivitesi”ni de bu “barış süreci” zeminindeki hareketlilikte görüp anlamak gerekiyor. David Ignatius’a tekrar kulak verelim:

“Son olarak, İsrail ile Suriye’den muhtemel bir barış anlaşmasına ilişkin yükselen gürültüler var. Bu, nihai pragmatik projeyi ifade ediyor. İsrail,, Başşar Esad’ın Şam’daki askeri rejiminin sağladığı istikrardan memnun ve Lübnan’daki Suriye hegemonyasını kabul edilebilir ve muhtemelen arzulanır bir fiyat olarak görüyor. Suriye ile İsrail arasındaki pazarlık sürecinin önemli bir veçhesi, her iki tarafın Türkiye’yi anahtar arabulucu olarak kullanmaları. Eğer Türkiye, Amerika’nın da desteğiyle bu iki taraf arasında bir köprü olabilirse, böyle bir sonuç, Ankara’yı Osmanlı İmparatorluğu’nun 1918’deki çöküşünden bu yana ilk kez Ankara’yı sıkı bir şekilde Arap dünyasına bağlamış olacak.”

 

***                  ***                  ***

 

Yukarıdaki fotoğraf, Türkiye’nin “iç siyasi dengeleri”nin önümüzdeki yakın gelecekte Amerika’daki farklı siyasi tercihler ve Ortadoğu’daki dinamiklerden etkilenebileceğine dair ipuçları veriyor.

Ak Parti’nin ve Tayyip Erdoğan’ın kaderi, Türkiye’nin “gelecek tasavvuru” acaba sadece Anayasa Mahkemesi’nin 11 üyesinin mi elinde; yoksa çok daha geniş çerçevede hareket eden dinamiklerle mi ilgili?

Bir soru işte...

Referans

Tavsiye Et Yazdır Kaydet Yorum Yaz
Yorumlar - 3/3
4 09/05/2008 08:42 - Alp ERENSOY yazmış: ULUSALCILARIN KULAKLARI ÇINLASIN, [3]
Yani herkesin anlayacağı şekilde söylemek gerekirse ortam şu an 100 yıl öncesinin ittihat terakkisi gibi. Sonunda milli birlik deyip Aldülhamit´i Hal etmişler sonuçta vatan toprağı 30da bire düşmüştü. Bakalım şimdi ne olacak. Ne diyelim, Allah Akıl fikir versin.
4 09/05/2008 08:40 - Alp ERENSOY yazmış: ULUSALCILARIN KULAKLARI ÇINLASIN, [2]
Tayyip´in kellesini isteyen çevreler ABD´ye bunun sözünü verdikleri için ABD yönetimi AK partinin kapatılma davasına pek ses çıkarmadı.Türkiye´de sanıldığı gibi Türbandı ,laiklikti bu işin sadece süsü. Michael Rubin yakında Türkiyeye gelip Harp Akademilerinde konferans verecek. Önce Cheney, şimdide bu şahıs. Tayyip´e karşılık İran seferinin yükünü hiç bir hükümet üstlenemeyeceği için Latif´in ve bilimum zerzevatın olduğu Teknokratlar hükümetinin kurulması sağlanacak.
4 09/05/2008 08:38 - Alp ERENSOY yazmış: ULUSALCILARIN KULAKLARI ÇINLASIN,[1]
Hep Tayyip´in memleketi sattığını bütün kötülüklerin kaynağı olduğunu söylüyor bu şekilde gündem oluşturuyorlardı. Meğerse turbun büyüğü heybede imiş. Neocon şahinlerinden Michael Rubin geçenlerde Tayyip´e kurşunlar yağdırırken bizdeki ulusalcı takımdan N. Genç, S. Akinan, T. özkan takımına ilanı aşk ediyordu. Bizlerde merakta kalmıştık. Şimdi sebebi anlaşıldı. Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere, Gerçek Şu: E.Teziç´in bağlı olduğu Fransız Locası Tayyip ve Ak Partiyi, İran Seferi engel olarak görmekte.
Haksızlık etmeyin
Ahmet Hakan Coşkun
Hürriyet
Yüreğimizin yangınını soğutmak adına
Nuh Gönültaş
Bugün
Yazık, Türkiye'nin morali yine bozulmaya başladı!
Hasan Cemal
Milliyet
Biz neredeyiz Sayın Başbakan
Ertuğrul Özkök
Hürriyet
Neden çözemiyoruz?
Mehmet Altan
Star
Aktütün baskını bir ay öncesinden belliydi
Yalçın Bayer
Hürriyet
Kan çiçekleri
Can Dündar
Milliyet
İşimiz kolay değil
Fehmi Koru
Yeni Şafak
Asıl tuzak budur
Ekrem Dumanlı
Zaman
Gül ve Başbuğ birlikte Güneydoğu'ya gitmeli
Adnan Öksüz
Cafesiyaset
Aktütün için sorulacak açık soru
Ünal Tanık
Cafesiyaset
Saldırı Yeni Dönemin İşaret Fişeği
Celal Kazdağlı
Cafesiyaset
Hayra mani oldular
Ersoy Dede
Cafesiyaset
"Geleceği Satın Alabilecek Tek Şey, Bugündür." Samuel Johnson
RSS