Hıncal ağzını çok fena bozdu...  -  Ufuk Uras da maçı izleyecek  -  Başbuğ'un unutamayacağı anlar..  -  CHP'li Sav da Dişli gibi istifa etmeli  -  'Vladimir Putin' gözaltına alındı  -  Ergenekon'da dehşet iddialar  -  Akman'dan Hürriyet'e yalanlama  -  Avrupa Yakası'nda son ayrılık!  -  Toptan'ın çağrısına AKP desteği  -  Kadıköy'de oy pusulaları bulundu  -  Gömülü silahlar Jitem'e mi ait?  -  Dünya bu skandalı konuşuyor!  -  Demirelli Yıllar 3 piyasaya çıktı  -  Haydar Baş'tan iddialı çıkış  -  Eruygur Büyükanıtı zehirleyecekti  -  Başbuğ şaşırtmaya devam ediyor  -  Toptan'a bir destek de DTP'den  -  Mehmet Altan tahliye bekliyor!  -  AK Parti'nin artist başkan adayı  -  Ergenekon'u yıllar önce gördü  -  





En Çok Okunanlar
Paşalara bir sürpriz ziyaret daha
İşte Başbakan'ın Bayram sürprizi
Tomanbay'ın istifasındaki gerçek
Tuğrul Türkeş'in tutarsızlığına dair
Ergenekon'u yıllar önce gördü
Tanırım, iyi generaldir
AK Parti'nin artist başkan adayı
TSK'nın yargıya müdahale skandalı
Merak edilecek bir şey yok
Kılıçdaroğlu, SSK ve OYAK
CHP'yi şok eden istifa haberi...
İlker Başbuğ'dan sivil manifesto
Elkatmış'ın son Susurluk iddiası ne
Peşimizi hiç bırakmayan o Zombiler bizi ham yapar mı?
Nasıl bir Genelkurmay Başkanı istersiniz?
Rasgele Videolar
MUHALEFETE EĞİTİM ŞART
'Oyları alıp da kaççan mı?'
12 Eylül Darbesi 17
Ulusa Serzeniş 60 animasyon
Irak'ta ABD 'safarisi'
12 Eylül Darbesi 14
Sahte yeşilin yeni görüntüleri
Köprüyle ilgili korkunç son
Ulusa serzeniş 35 animasyon
Özel Harekatlar Güneydoğu'da
TSK PKK
TSK operasyon
Muro herşeyi anlattı
Yasemin Çongar ne dedi?
Erdal İnönü Meclis'te
Foto Galeri
Başbuğ şaşırtmaya devam ediyor
Baykal'a Recep İvedik esprileri
Sizce Apo'yla röportaj mı yapıyor?
En iddialı hazırlanan Başkan adayı
Bu fotoğraflar ilk kez yayınlandı..
Bu kadınların sırtındaki yük ne?
İlk kez gün yüzüne çıkan fotolar
Coşkuya yansıyan fotoğraflar
Bu fotoğraflar çok konuşulacak!
AK Partilinin gelinine 18 kg altın!
Gül'den Alevilere ritüel jesti
Protokol kurallarını deldi geçti..
Durak'ın muhalifleri vurma planı
30 araçlık konvoyla Çırağan'a geldi
Yapmayın Bakan'ım burada olmaz!
Artık tesettürlü eşler de aldatıyor!
Yani söz konusu üç kişi de ait oldukları camiada etiket sahibi insanlar. Peki, camianın etiket sahibi olmayan üyeleri, yani sıradan Müslümanların durumu ne? Soruyu Vakıf Gureba Eğitim Hastanesi Psikiyatri Klinik Şefi Sefa Saygılı'ya sorduk...
Sefa Saygılı'dan bomba açıklama  02 / 05 / 2008 15:34
Günün Haberleri

ENİS TAYMAN'ın röportajı

İslamcıların en çok başvurduğu ruh hekiminden şok açıklama

Türkiye gündemi, kaleminden şeriat damlayan 74 yaşında bir yazar, Topkapı Sarayı’nda 24 saat Kuran-ı Kerim okuyan bir hafız ve tesettür giyiminde önde gelen bir işadamının Müslümanları utandıran eylem ve açıklamaları ile çalkalanıyor. TEMPO, arka arkaya meydana gelen bu olayları ve İslami camiadaki cinsellik algısını, yıllardır bu kesimi tedavi eden psikiyatr Doç. Dr. Sefa Saygılı’yla konuştu

Vakit Gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez, 14 yaşında bir kız çocuğuna tacizden tutuklandı. Topkapı Sarayı’nın Kutsal Emanetler Bölümü’nde 24 saat Kuran-ı Kerim okuyan hafızlardan S.E., internette tanıştığı yaşları 14 ile 16 arasında değişen onlarca çocukla cinsel ilişkiye girdiği iddiasıyla tutuklandı. Tekbir Giyim’in ortaklarından Mustafa Karaduman, “Tek eşlilik mümkün olsaydı, umumhaneler, kerhaneler olmazdı” dedi.

Yukarıdaki cümleler son 15 gün içinde gazetelerde yer alan üç habere ait. Haberlerdeki ortak özellik, üçünün de İslami camiayı yakından ilgilendirmesi. Kuşkusuz, birtakım inananlarının sapıklık, sapkınlık ya da poligamiyle ilişkilendirilmesi, İslamiyet’i bağlayan bir durum değil. Ancak söz konusu üç haberdeki kişilerin de sıradan Müslümanlar olmadığını kabul etmek gerekiyor.

Çünkü 14 yaşındaki bir çocuğu tacizden tutuklanan Hüseyin Üzmez, Vakit Gazetesi’ndeki köşesinde yazdığı yazılarla, İslami camianın önemli seslerinden biri olarak tanınıyor. Aynı şekilde Topkapı Sarayı hafızı da hem ilahiyatçı olması hem bulunduğu pozisyon itibariyle ayrıcalıklı bir konumda. Son olarak Tekbir Giyim’in ortaklarından Mustafa Karaduman da İslami camianın önde gelen işadamlarından biri olarak biliniyor.

Yani söz konusu üç kişi de ait oldukları camiada etiket sahibi insanlar. Peki, camianın etiket sahibi olmayan üyeleri, yani sıradan Müslümanların durumu ne? Soruyu Vakıf Gureba Eğitim Hastanesi Psikiyatri Klinik Şefi Sefa Saygılı’ya sorduk. Böyle bir röportaj için Saygılı’yı seçme nedenimiz ise, ünlü psikiyatrın ağırlıklı olarak İslami camiaya hizmet vermesi ve bu kesim arasında tanınan bir isim olması.

TEMPO: Son günlerde İslami camiaya ait cinsel suç ve istismar haberleri çıkmaya başladı. Bir artış mı var?

SEFA SAYGILI: Türkiye’de bir cinsellik patlaması var. Bu, hem İslami camia hem diğerleri için geçerli. TV, basın iletişim araçları bunu artırdı. Eskiden kadın-erkek birbirini göremezdi. Mahalle baskısı vardı. Ama şimdi iletişim araçları arttı.

T: Medyayı mı eleştiriyorsunuz?

S.S.: Tespitte bulunuyorum. Medya aracılığıyla kadın erkek ilişkileri empoze ediliyor. Bu da bu tür ilişkilerin sıradan algılanması sonucunu doğuruyor. Gayrimeşru ilişkiler, sevişmeler, sevgili edinmeler… Reyting sağlıyor bunlar.

T: Niçin ben etkilenmiyorum da izleyen başkası etkileniyor?

S.S.: Tek bir faktör yok. Yatkınlığı olacak, ailevi durumu itecek; bir sürü etki var başkaca tabii ki. Mikrobik durumlarda bile her vücudun direnç seviyesi farklıdır. Sosyal olaylarda da böyle.

T: İnsanlar, dinlerini mi iyi öğrenemiyor, yoksa din onlara yeterli cevabı veremiyor mu?

S.S.: İkisi de olabilir.

“Kadının silahı cinsellik”

T: Dinin, cinsel sapkınlıklara karşı yeterli vizyonu sunamadığını söylemek mümkün mü?

S.S.: İnsan çamurdan yaratılmış bir varlık. Hem şeytan hem melek. Zıt duygular bir aradadır. Dinin herkeste aynı derece etkili olması beklenemez. Kimilerinde de kritik durumlarda dini gözü görmez olabilir insanın…

T: Dinin güncellenmemesi ya da eksikliğiyle alakalı değil yani?

S.S.: Değil.

T: İslami camiada azgınlaşma var denilebilir mi?

S.S.: Hayır, sadece bu tür vakaların İslami camiada da çıkması biraz daha dikkat çekiyor o kadar. Toplumun gözünde daha çirkin addediliyor.

T: Buna ne ad vereceğiz?

S.S.: Bu, farklılaşma ve yozlaşmadır. Toplumdaki genel durum böyle, İslami camia da bundan kopuk değil. İslami sınırların dışına çıkmadır bu.

T: Toplumun geneline göre İslami camiada cinsel problemlerin boyutu nedir?

S.S.: Bu durumu bir tür bileşik kaplar kanunu gibi görmek lazım. Yani Türkiye’deki her cepheyi, dolayısıyla İslami cepheyi de kapsıyor. Yani İslami cephede de bir cinsellik patlaması var. Daha önceden bastırılmış duygular çarpık şekilde ortaya çıkıyor. Yıllardır bastırmış bunu insanlar. Şimdi çıkıyor. Bir de göründüğü gibi değil, daha yaygın bu iş. Muhafazakâr insanlarda erkek çalışıyor, kadın evde duruyor. Kadın eskisi gibi değil. Günlük işleri de azalmış durumda. Eskisi gibi çocuk da doğurmuyorlar. Kadın kendini boşlukta hissediyor. Böyle bir durumun tezahürü olarak kadının tek silahı cinsellik oluyor kocasına. Bunu kullanıyor. Bu da erkekleri yoldan çıkarıyor. Bunu tespit olarak söylüyorum. Doğru bulduğumdan değil. Dışarıda elde edilebilecek pek çok kadın var. Yalnızca fahişelik anlamında değil söylediğim. Bana gelen vakaların çoğunda da bu tür çarpık ilişkilerin izleri var. Tabii bir de erkekler dörde kadar yolu var diye kendilerine bir çıkış kapısı yaratıyorlar.

T: Ama bu bir hak değil…

S.S.: Ruhsat. Belirli şartları var. Toplumsal kurallara göre de değişir. Resmi olarak şu an yasak. İnsanlar devletin yasaklarına uymak durumunda. Bu daha çok görünür oldu. Bir de cinsellik patlamasının yansıması gibi görüyorum bunu. Böyle şeyler sıradan hale geldi artık. Eskiden olmayan olaylar bile daha çok görülmeye başlandı. Bir tesettürlü kadının kocasını aldatmasına rastlanmazdı pek. Artık bu da var. Eskiden ‘erkeklerle çıkıyor kızımız’ diye getirirlerdi. Şimdi ‘kızımız erkeklerle çıkmıyor’ diye getiriyorlar. Türkiye’deki değişimin bir parçası bu. Dindarlara yansımaması mümkün değil. Herkesin evinde aynı iletişim araçları var.

T: ‘Mahalle baskısı’ dediniz.

S.S.: Eskiden herkes birbirini tanırdı. Şehirler kozmopolitleşti. İnsanlar yakınlıklarını mahalleyle değil, iş yeriyle kuruyorlar. Evlilikler daha önce tanıdıklar arasından olurdu. Şimdi öyle değil. Eskiden doğduğu yerde yaşardı insanlar. Bunlar da mahalle baskısını yani toplumun hoş görmediği şeyleri daha rahat yaşayabiliyorlar.

T: İslami camianın cinsel eğitimi ne durumda?

S.S.: O da önemli bir problem. Dindar olmayan insanlar, pek çok kitap alıp bu bilgilerini genişletebiliyor. Dindarlar böyle bir kitap aldıklarında maalesef hoş karşılanmıyor. Bu yüzden de 300-500 sene önce yazılmış birtakım kitapları halen okuyanlar var. 500 yıl önceki insanlar için hakikaten gerekli olabilir. Ama alıp bugüne uyarlamaya kalkarsan, sapkın olursun. Şartlar değişmiş durumda. Üstelik İslami camiaya yönelik olarak cinsellik eğitimi veren kitap sayısı da çok az. Olanların büyük bölümü de bu işten anlamayanlarca yazılmış kitaplar ve yazarlarının aldıkları referanslar da o 300 senelik kaynaklar.

T: Ne var o eski kitaplarda?

S.S.: En basiti, “Mastürbasyon kötürüm yapar” diye yazıyor. Kapalı insanlarda bunun etkisi daha büyük oluyor. Bilgisizlik ve buna bağlı problemler daha fazla oluyor. Cinsel problemlerini açma konusunda insanlar artık daha rahat. “Kocam benimle seyrek ilişkiye giriyor, bunun nedeni ne?” diye sorabiliyorlar. Kocasının yılda bir veya iki kez ilişkiye girdiği bir kadın geldi. Psikosomatik rahatsızlıkları ortayla çıkmış. Yıllar sonra bir yerde okumuş bunun yanlış olduğunu, kocasını alıp tedaviye ikna etmiş. “Kızım bu zamana kadar neredeydin” diye sorduğumda, “Her erkek böyledir sanırdım” dedi.

İki evli kadınlar

T: Gazetelerde, İslami camiadan fiili livata örnekleri de gördük son bir hafta içinde…
S.S.: İslami cephede olursa, daha dikkat çekiyor. Toplumun genelinde de var aslında. Ama yoğun değil. Kişilik bozukluğudur bu. Küçüklere taciz, bir cinsel sapmadır. Dindar olup olmaması önemli değil.

T: 30 yaşında erkek, 13-14 yaşında kız çocuğuyla evlendiriliyor İslami camia içinde. Bu niye oluyor?

S.S.: Bu bir problem. Kesinkes doğru değil. Ayrıca evliliği sadece cinsellikten ibaret görmemek gerek. Gerçi İslami camiada bir uyanış var artık bu konuda.

T: Bir işadamı, çok evlilik olmasa, “Kerhaneye gitmek zorunda kalacağız” diyordu. Bu, çok kısır bir bakış açısı değil mi?

S.S.: Tamamen erkek açısından bakınca, haklı olan yönleri düşünülebilir. Erkeklerle kadınların cinsel ihtiyaçları farklı olabilir. Erkek, cinsel yönden çok aktifse, tek eşle yetinmeyebilir. Onunki uç bir örnek. Ama o kadınların sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Hiçbir kadın kocasını paylaşmak istemez. Çok vaka gördüm böyle. İki evli kadınlar buraya sık olarak getiriliyor. Mutlu olanını görmedim. ‘Karılarım çok memnun’ dediğine bakmayın. Cinsellik yönünden mutlu edebilir; ama duygusal yönden olamaz. Erkeklere birden fazla eşi tavsiye etmiyorum. Dörde kadar evlenebilir diyor İslamiyet. Kendi eliyle evlendirdiği halde pişmanlık duydu hepsi. Erkek de ilk başta mutlu oluyor; ama kadınlararası çekişme başlayınca mutsuzlaşıyor.

T: Cinsel problemler birinci kuşakta mı, ikincide mi?

S.S.: İkinci kuşakta daha çok. İki kültür arasında kalıyor çocuklar. Toplum, çevre ve din baskısı azalıyor insanların üzerinde.

T: Diğer İslam ülkelerinde durum nedir? Mesela Suudi Arabistan veya İran’da…

S.S.: Arabistan’da yurtdışından bazı ufak yaşta fakir kız çocuklarını getirdikleri ve cinsel amaçlarla kullandıklarını duyuyorum. Genellikle Suriye, Mısır, Filistin gibi yerlerden getiriyorlarmış bu kız çocuklarını. Yapanlar da bunların göbekli zengin kesimleri. Yaygın olarak söylenen bir şey bu. Özellikle o ülkelerin seçilme nedeni ise daha beyaz tenli olmalarıymış o kızların. İran’a gelince, bildiğim muta nikâhı var. Biz, bunu zina olarak değerlendiriyoruz.

T: 1980’li yıllarda İslami camiada da muta nikâhı vardı yanılmıyorsam?

S.S.: Evet, yaygındı bir zamanlar. Ama şimdi rastlamıyorum buna. Tam olarak muta nikâhı değildi bu. Bir çeşit nikâh kıyıp ilişkiye giriyorlardı.

T: İslami camiaya ne önerirsiniz?

S.S.: Cinsellik konusunda açık olmalarını, gizli kapaklı işlere kalkışmamalarını ve bilgi sahibi olmalarını.

T: İslami camiada en sık cinsel sorunlar nelerdir?

S.S.: Birden fazla evlilik. İkinci eş genellikle sekreterleri oluyor mesela.

T: İkinci eşlerin başı açık oluyormuş duyduğumuz kadarıyla; doğru mu?

S.S.: Bir kısmı öyle. Bir gün sakallı bir adam geldi. Yanında mini etekli bir kadın. İkinci eşiymiş. İkinci evlilikler genellikle gizli oluyor. Bazı ikinci evlilikler, adam ölünce ortaya çıkabiliyor. Gayrimeşru ilişkiler yaygın ayrıca.

T: İlkinden ne farkı var?

S.S.: Birincisinde imam nikâhı oluyor. Öbür türlü ilişkiler daha çok işadamları arasında yaygın. Bunlar gelip geçici oluyor: Tabii dindar açısından helal-haram dengesi kalmıyor.

T: Başka?

S.S.: Erkekler kadar olmasa bile kadınlarda da görüntülü ve görüntüsüz chat’leşme oldukça yaygın. Birçok evli erkek, eşlerine bunu ‘sadece arkadaşız’ diye savunuyor. Kadınlar bunalıma giriyor. Sonra, mesela eskiden erkek karısının aldattığını görünce, kadına her türlü kötülüğü yapardı. Şimdi az sayıda bile olsa, bu durumda evliliği sürdüren erkekler var. Rezil olma duygusu da etken burada. Eşlerini cinci hocaya götürenler bile var. Cinci, ‘büyü var’ deyince erkek rahatlıyor.

T: Eşcinsellik?

S.S.: Bir artış var. Eşcinsel olup dindar kalanlar ve eşcinselliği ortaya çıkınca dindarlıktan vazgeçenler de var. Ailelerin bazıları çocuklarını getiriyor. Giderek arttığını görüyorum. Eskiden birçoğu ailelerinin zoruyla evleniyordu. Artık bu durum azalmış halde. Kadın çarşaflı, iki çocukları var. Adam eşcinsel olduğunu açıklamış sonunda. Üstelik kadın olmaya karar verdiğini de söylemiş. Ailelere tavsiyem, kesinlikle böyle durumdaki çocuklarını evlendirmemeleri. Evlendiği insan da mutsuz oluyor.

T: Başka var mı?

S.S.: Evlenmeyen kişilerin sayısı da çok arttı. Birtakım insanlar cinsel ihtiyaçları arkadaşlıkla gideriyorlar. Aynı evde yaşıyorlar, evliliğin sorumluluğunu yüklenmek istemiyorlar.

T: Cinsel suiistimaller yaygın mı?

S.S.: Cinsel suiistimaller dindar kesimde de çok yaygın. İnsanlar söyleyemiyorlar. Özellikle ensest. Bunun çoğu yakınlar tarafından oluyor. Ensest harici, komşu, misafir, amcaoğlu vs. gibi şekillerde de suiistimaller oluyor. Çocuklar bunu söyleyemiyor ve bir travma olarak saklıyorlar bunu. Allah çocuklarımızı korusun.

TEMPO
 

Tavsiye Et Yazdır Kaydet Yorum Yaz
Yorumlar - 1/1
4 02/05/2008 16:18 - S.SALABEYİ. yazmış: REALİTE
Bay SAYGILI CİNSELLİK insanlıgın varoluşundan beri problemli yaşanmış yeniden keşfetmeye ihtiyaç yok CİNSEL SORUNUN HİRSTİYANA ayrı MÜSLÜMANA ayrı ATEİSTE ayrı tezahürü olmaz her canlı varlık, bilhassa insan için geçerli olan sapkın dürtüler egitimsizlik neticesi ENSEST dahil her türlü sapıklık ve tecavüze yol açabilir bunlar REALİTE ama şu içinde bulundugumuz KAOS ortamında TEMPO dergisi neyi amaçlıyor ÜZMEZ malum 28 şubat KAOSUNDADA adı geçmişti. İŞ ADAMI VE HAFIZIN durumları bence muamma ?
Ergenekon... Ne olduğu belli bir örgüt!
Hasan Karakaya
Vakit
Tuğrul Türkeş'in tutarsızlığına dair
Ahmet Hakan Coşkun
Hürriyet
Gül'ün üç dosyası
Muharrem Sarıkaya
Sabah
Hürriyet, TSK'ya ilan ettirdi: V. Küçük çeteci!
A. İhsan Karahasanoğlu
Vakit
Gül, maça gitmekle doğru adım attı
Mehmet Ali Birand
Posta
Peşimizi hiç bırakmayan o Zombiler bizi ham yapar mı?
Hasan Cemal
Milliyet
Tutuklu paşalara 'insani' ziyaret
Bülent Korucu
Zaman
Merak edilecek bir şey yok
Fehmi Koru
Yeni Şafak
Şam Zirvesi: Türkiye kendi çekim alanını oluşturuyor!
İbrahim Karagül
Yeni Şafak
Tanırım, iyi generaldir
Ahmet Kekeç
Star
TSK'nın yargıya müdahale skandalı
Hasan Celal Güzel
Radikal
Türk askeri yine savaşıyor
Oray Eğin
Akşam
Ergenekon'un televolesi!
Mehmet Tezkan
Vatan
Genelkurmay'ın cezaevi ziyaretinin anlamı
Hakan Aygün
Bugün
İslam'a Aykırı Ramazan Etkinlikleri
Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete
Nasıl bir Genelkurmay Başkanı istersiniz?
Sabahattin Önkibar
Yeniçağ
Kılıçdaroğlu, SSK ve OYAK
Nazlı Ilıcak
Sabah
AKP'lilerin işi zor!
Hasan Pulur
Milliyet
Farklı bir Genelkurmay Başkanı
Adnan Öksüz
Cafesiyaset
Vodafone, mağduru yakmayı tercih etti
Ünal Tanık
Cafesiyaset
"Zil Çalmakla Rejim Kurtulur mu?"
Celal Kazdağlı
Cafesiyaset
Ana haberde çıta yükseldi
Ersoy Dede
Cafesiyaset
"Dünyayı Yönetenler Kalem, Mürekkep Ve Kağıttır." James Howell





RSS