İnsan Dikili’ye girdiği anda, başka bir ülkeye giriş yapmış gibi hissediyor kendini... Sanki İsveç’tesiniz ve Olof Palme iktidarda!.. Sadece parka verdikleri addan değil bu, buram buram sosyal demokrasi kokuyor burası... 80 öncesi olsa kurtarılmış bölge diyeceğim, ama bunun silahsız külahsızı! 80 öncesini hatırlatan tek bir simge var, o da posbıyıklı, genetikten solcu SHP’li İlçe Belediye Başkanı Osman Özgüven. Kendine de, yaptıklarına da güveni tam, kim ne derse desin! Diyen diyor zaten; kimi diyor ki ’popülist’, kimi işi abartıyor ’komünist’e kadar götürüyor. O, kendini ‘sosyal demokrat’ olarak tanımlıyor. Eşitlik, özgürlük, demokrasi istiyor herkes için. Çok garip geliyor artık kulağa değil mi? Nedense...
Ne mi yapıyor? Suyu bedava veriyor halka... Ulaşım da bedava... Ekmek sadece 25 kuruş, üstelik 225 gramı... Sağlık hizmetlerinde ise bir cennet Dikili. Verelim tarifeyi, karar size kalsın: Muayane 1 YTL, röntgen ve tahlil sadece 6 YTL. Parası olmayandan bu ücret de alınmıyor. İşte ne oluyorsa bundan oluyor! Şimdi bu posbıyıklı sosyal demokrat belediye başkanı hesap verecek. Kime? Sayıştay’a... Ne için? Halka ucuz ekmek yedirdiği, halkın suyunu halka beleş kullandırdığı için... Olur mu böyle şey, hele ki her şeyin paraya tahvil edildiği bir ülkede? Üstelik ekmekten rant, sudan rant, havadan bile rant kazanmak için yanıp tutuşanların egemen olduğu bir ülkede. Bu adam bu düzen için gerçekten de ciddi tehlike! Diyebilirsiniz ki; “Kimin malını kime veriyorsun kardeşim?” Aynı soruyu ben de sordum. Sonuçta belediye dediğiniz vergi, harç, rüsum, imar ve emlak gelirleriyle ayakta durup, hizmet veren bir idare. Bir de İller Bankası’ndan aldığı pay var.
Soruyorum Özgüven’e, “Bu değirmenin suyu nereden geliyor” diye. Aslında her belediyeye nereden geliyorsa oradan geliyor tabii ki, ama onun öncelikleri farklı... Her mevsim kaldırım değiştirmek yerine ucuz ekmek vermeyi tercih ediyor ya da 120 üniversite öğrencisine her ay 100 YTL burs... Şimdilerde jeotermal enerjiyle sadece 35 YTL’ye ısınma derdini çözme peşinde. Yaptıkları, yapacaklarının teminatı, işte bu yüzden şimdi soruşturmada. Zira birilerini memnun ederseniz, birilerini kızdırırsınız. Mesela kaldırım değişmezse, müteahhit kızar. Jeotermal ile temiz ve ucuz enerji verirseniz, doğalgaz dağıtım şirketleri ile odun-kömürcüler köpürür. Ekmeği ucuz dağıtırsanız, fırıncıların tepesi atar. “Atsın” diyor, hatta daha da açık konuşuyor; “Haddimi aştım, bunların bazıları suç, mesela bedava su vermek... Ama ben bu suçu işlemeye devam edeceğim.”
Suçu gerçekten de var, serbest rekabete çomak sokuyor! Bu suçu işlemeye devam etmeye çok kararlı. Görevden alınmaktan da korkmuyor. Gerçekten bu adam inatçı; “Görevden bu yüzden alınırsam, bu benim için onurdur” diyor.