Ergenekon'da 3. iddianame de yolda
CHP, Necmettin Erbakan'ı kurtaracak!
Facebook'ta büyük tuzağa dikkat edin!
G.Kurmay başkanları yüce divanda yargılanacak
Yerel Seçim Sonuçları
Yurtiçi Hava durumu
Röportajlar
POLİSLER REGL KANINI GÜLEREK İZLEDİ..
Polisler Regl kanını gülerek izledi..





24 Mart 2008 13:04

Pamuk Yıldız, 12 Eylül 1980 askeri darbesi olduğunda, Devrimci Yol (Dev Yol) sempatizanı 17 yaşında bir lise öğrencisiydi. 29 Ekim gecesi polisler onu aldı. 6 cinayetle ve bombalı eylemde bulunmakla suçlandı...

GÜLDEN AYDIN'ın röportajı

Pamuk Yıldız, 12 Eylül 1980 askeri darbesi olduğunda, Devrimci Yol (Dev Yol) sempatizanı 17 yaşında bir lise öğrencisiydi. 29 Ekim gecesi polisler onu aldı. 6 cinayetle ve bombalı eylemde bulunmakla suçlandı. Emniyet’in 12 Eylül sonrası çok meşhur olan sorgu ve işkence merkezi DAL’da başlayıp Mamak Askeri Ceza ve Tutukevi’nde 6 yıl 7 ay boyunca yaşadığı şiddeti, 20 yıl sonra "O Hep Aklımda" kitabında anlattı.

Pamuk Yıldız, 1962 Çorum doğumlu. Üç kardeşin ortancası. O üç yaşındayken ailece Ankara’nın gecekondu semti Tuzluçayır’a taşındılar. Babası bakkal, annesi ev kadını. Gittiği Tuzluçayır Lisesi sol görüşlülerin egemenliğindeydi. Birkaç yüz metre aşağıdaki Abidinpaşa Lisesi ise ülkücülerin.

12 Eylül öncesi kamplaşma had safhadaydı. 24 Aralık 1979 günü Maraş, katliamının yıldönümünü protesto eylemine Pamuk da katılmıştı. Jandarma okulu basmış, bütün öğrencileri öğretmenleriyle birlikte yere yatırıp dipçikle dövmüştü. Hayatında önemli bir dönüm noktası olmuştu bu olay. Devrimci Yol’un (Dev Yol) görüşlerine yakınlık duydu. İşçi ve Alevilerin çoğunlukta olduğu bu semtte solcu olunmuyor, adeta doğuluyordu zaten. Pamuk’un Dev Yol’culuğu, hafta sonları mahallenin kadınlarına kitap okumaktan ibaretti. Afişlemeye ve yazılamaya çıkmıyordu. Boyu 1.50 cm. olduğu için istenmiyordu. Üniversiteyi kazanmak tek hedefiydi. Ailesi ve akrabalarının söylediği gibi yoksul hayatından kurtuluşu, öğretmen ya da avukat olmasıyla mümkündü ancak.

AKDERE CANAVARI YAKALANDI DİYE GAZETELERE HABER OLDU

Cinayetler, patlamalar, olaylar tırmandıkça tırmandı. Ama kendi başına neler geleceği aklının ucundan bile geçmedi. 12 Eylül’le birlikte mahallede baskın ve gözaltı fırtınası başladı. TV’deki sıkıyönetim bildirilerinde çok sayıda cinayetin failleri arasında kendi adını duyduğunda kulaklarına inanamadı. Artık evde kalamazdı. Aynı semtteki dayısının evine gitti. 29 Ekim gecesi polis kapıdaydı. Dayısı da "yardım ve yataklık"tan kendisiyle birlikte götürüldü. Yakalandıktan tam 15 ay sonra 1981 Ocak’ında, Mamak Askeri Ceza ve Tutukevi’ndeyken yeni yakalanmış gibi gazetelere şu başlıkla haber oldu: Akdere Canavarı yakalandı... Akdere, Pamuk’un mahallesine komşu, olayların yoğun olduğu bir mahalleydi. Sıkıyönetim Mahkemesi’ndeki Akdere Davası’nda, Pamuk’la birlikte önce 38, sonra 55 kişi yargılandı. Hepsi de örgüt üyeliğinden ceza aldı. Dayısı İçişleri Bakanlığı’nda çalışıyordu. Yeğeniyle birlikte gözaltına alındığı ve Mamak’ta kaldığı için bakanlıktaki işine son verildi. Pamuk yıllarca suçluluk duydu, dayısının hayatını alt üst ettiği için! Aradan yıllar geçtiği halde, ikisi de sanki hiç yaşanmamış gibi o günleri bir kez olsun konuşmadı.

DAL’DAKİ TECAVÜZDEN SONRA BÜTÜN SUÇLAMALARI KABUL ETTİM

Yakalandıktan sonraki geceyi Akdere Polis Karakolu’nda geçirdi. Onu falakaya yatırdılar. Ekip otosu taranması, 6 kişinin öldürülmesi ve bombalı eylem suçlarını işlemişsin, itiraf et dediler. Sırtına bindiler, sözle, elle taciz ettiler. Dayısı, yeğeninin çığlıklarını sabaha kadar dinledi. 30 Ekim’de karakoldan çıkarıldığında parçalanmış ayaklarının üzerinde duramıyordu.

Beşevler’deki Emniyet Sarayı’nın beşinci katındaki 2. Şube’ye götürüldü. Gözleri bağlıydı. Üçüncü gün, "askeri karargáha götürüyoruz" deyip bir polis otosuna bindirildi, uzak bir yere götürülüyormuş gibi dolaştırıldıktan sonra Emniyet’in yanıbaşındaki DAL (Derinlemesine Araştırma Laboratuvarı)’na götürüldü. 17 gün kaldığı DAL’da onu çırılçıplak soydular, askıya çektiler, vücuduna elektrik verdiler, aç bıraktılar. Regl olduğunda, kan bacaklarından sızarken gülerek seyretti polisler. "Silah ver" diyordu polis ısrarla. İşkencelerden kurtulmak için iki kez mahallesine gitti polislerle. Ama gösterdiği yerlerde yoktu olmayan silahlar! Her eli boş dönüşte işkencenin dozu da arttı: "Anlatmak zor... Tecavüzden sonra ne diyorsanız kabul ediyorum, hepsini imzalıyorum, dedim."

ÜLKÜCÜLERİN ÖNÜNE ATIP LİNÇ ETMELERİNİ SEYRETTİLER

DAL’daki sorgulardan birinde onu kardeşi öldürülmüş sağ görüşlü bir adama götürdüler. Adam, tanımıyorum dedikçe polisler nasıl tanımazsın, kardeşini öldürdü diye ısrar ediyordu. Sonra da Pamuk’u polis aracına bindirip sağcıların hakim olduğu o mahallenin meydanına götürdüler. Sopalarla bekleyen kalabalığın önüne attılar. DAL’daki işkencelerde hiç bayılmamıştı ama burada bayıldı. Polis aracında kendine geldiğinde kafasından kan akıyordu. DAL’a döndüklerinde ayakta duramıyordu, hücresine taşıdılar. Duvardaki çengellere ellerinden bağlayarak astılar. Ertesi günlerde yine aynı mahalleye götürüp kapı kapı dolaştırdılar. Evi bombalananlara, kurşunlananlara "bakın, bu yaptı" dediler.

6 CİNAYETLE İTHAM EDİLDİ ADAMLARIN BEŞİ YAŞIYORDU

Cezaevi koğuşunda 34 yatağa karşılık 150 kadın vardı. Tuvalet için iki saat kuyrukta beklemek gerekiyordu. Askerler, sabah 6’dan gece 10’a kadar İstiklal Marşı, Atatürk’ün Gençliğe ve Orduya Hitabı’nı okutuyordu. Ani baskınlarda tüm koğuşu dayaktan geçiriyorlardı. Arkadaşları gibi Pamuk da omuzlarına patik koymayı, çıplak bacağa vurdukları için yaz günü çizme giymeyi, ayak başparmaklarını ezdikleri için büyük ayakkabı giymeyi öğrendi. İlk duruşma ancak iki yıl sonra yapıldı, Pamuk gidemedi. Çünkü hastanedeydi. Kalp hastası olmuştu. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi’nde idamla yargılandı. İşkence altında kabul ettiği altı cinayetten beşinin hiç olmadığı, o kişilerin öldürülmediği ortaya çıktı. Altıncısının ise bir kan davası olduğu ortaya çıktı. Mahkeme bittiğinde "örgüt üyeliği" suçundan 15 yıla mahkûm edildi. Bu, İnfaz Yasası’na göre 6 yıl hapis demekti. Tahliye olacağı gün, "İdam talebi nedeniyle itiraz var" dendi. Yedi ay fazladan bu itiraz nedeniyle kaldı. Pamuk, cezaevinden çıktığında kalp kapakçığı ameliyatı olabildi.

Terapi koltuğu yerine yazdım kusarak kurtulmak gibi...

Benim yaşadıklarımın benzerini arkadaşlarım da yaşadı. Ama birbirimize hiç anlatmadık. Sanki hiç olmamış gibi. Utandık çünkü. Yaşadıklarımı reddediyordum. Çok gurur kırıcıydılar, çok kötüydüler. Tek çıkış yolunu onları reddetmekte buluyordum. Reddettiğim, kabullenemediklerimle yaşamak zorunda kalıyordum. Kitabı yazdıktan sonra artık şöyle diyorum: Ben bunları yaşadım ve bunlara rağmen yaşamımı olumlu bir biçimde sürdüreceğim. Bu utancı aşmamın yolu, yazmak ve toplumla paylaşmaktı. Terapi koltuğu yerine, yazmayı tercih ettim. Kitabı yazarken bazı şeyleri yazamadığımı farkettim. Ama ısrar ettim. Onları da yavaş yavaş, zamana yayarak yazdım. Hiçbir şeyi gizlemedim. Yazarken çok ağlama krizi geçirdim, çok kábus gördüm. Haftalarca yazmayı bıraktım. Kendimde güç buldukça devam ettim. Yazdım ve geçti, olmuyor. Ama bütün bunlar midenizi rahatsız eden yiyeceklerden kusarak kurtulmak gibi, bir nesneyi içinizden atmak gibi. Yine de tam olarak arınmadım. Mide değil ruh bu. Ama yazmak, bütün topluma sunduğum anıları kitap olarak göz önüne sermek, belli bir ölçüde rahatlattı beni.

Mazgalda sakalsız bıyıksız genç bir baş bacılara selam söyle dedi

Erdal’mış, 17’sinde idam edecekleri Erdal

(...) Derinden, incecik "bacı bacı" diyen ses duydum. Sesi aramak için, kafamı çevirmeden gözlerimi oynattım. Önünde durduğum tecridin hava alınması için açık bırakılan yerdeki küçük mazgalında, sakalsız ve bıyıksız sevimli bir baş gördüm. Gördüğümü ve sesi aldığımı anlatmak için gözlerimi yumdum, açtım. Başın sahibi, sesinin geldiğini anladı. "Bacılara selam söyle" dedi. Gözlerle kimin, dedim. "Erdal’ın" dedi, mazgaldaki baş. Tamam, dedim gözlerimle.

(...) Koğuş, selamı olağandışı ilgiyle karşıladı. "Nasıldı, iyi miydi, morali nasıldı, nasıl konuştunuz?" Soruların yoğunluğu karşısında şaşırdım. Kim bu Erdal? "Erdal Eren. İdamı onaylandı, ha bugün ha yarın infaz edilecek." İnanmıyordum, çünkü gördüğüm ergenlik döneminde olan birinin başıydı. Ama o daha çocuk, dedim. Koğuşta alaylı bir gülümseme dolaştı. "Sen kaç yaşındasın?" dedi, biri. (...) Ertesi gün Erdal’ı gördüm. Sıraya girmiş tutukluların arasından, itekleyerek sıranın dışına çıkardılar. "Gel lan, çık sıradan!", "Hangi elinle ateş ettin lan!" Gerilip gerilip karnına tekme atıyor, yumrukluyor, tokatlıyor, copluyorlardı. Ağzından ne ah çıkıyor, ne de sendeliyordu. Benimle birlikte Erdal’a bakan kız, "Her sayım ve havalandırmada Erdal’ı böyle döverler" dedi. 13 Aralık 1980 gece yarısı, rap rap ve telsiz sesleri arasında, karanlıkta, kimileri uykuda, kimileri uykusuzluktayken sakalsız ve bıyıksız başın sahibini, yalnız kaldığı karanlık hücresinden alıp götürdüler.

Hürriyet


Bu haber cafesyaset.com'da 8194 kez okundu.
Yorumlar Toplam 14 Yorum Yapılmış
  • ömer alpaslan / 2008-04-14 11:27:29 anlamak icin
    o karanlik günleri ya yasamis olmak yada iyice arstirip ögrenmek gerek, vay efendim böyle de olurmuymus gibi sözlerle donkisotluk yapmasin kimse yok efendim abartiymis yok yaaaa, yasi tutmuyan yorum yazmasin buradan ders almaya calissin.ZALIMIN DINI DE YOK INSAFIDA...
  • ramazan şerif baş / 2008-04-14 01:53:58 !
    Falan görüş mensuplarına işkence müstehaktır diyenler insanlıktan nasiplenmemiş bağnaz şahsiyetlerdir. Öcalan denen bebek katiline bile işkence yapılamaz. Bırakın insanı, en zararlı hayvana bile işkence yapan mel´undur. Suç varsa ceza verilir, ama işkence ceza demek değildir. Ölüm cezası bile mahkum rencide edilmeden infaz edilmelidir. İşkenceyi savunan ne insandır, ne de müslüman.
  • nural bayrak / 2008-04-09 21:25:44 ?????????NE ABARTMASI????????
    ben o dönemin insaniyim az bile yazmis sagci solcu diye nice genclere kiydilar kimseye acimadilar allah tanimaz onlar cesitli dönemlerde cesitli kiliga girerler solcu olurlar sagci olurlar en büyük vatansever onlardi duruma göre haci duruma göre papaz mason olurlar bugün yine onlar is basinda ve bizler yinede ders alip akillanmamisz ne abartmasi kardesim ne abartisi darbeler darbeler yeter artik
  • Aydın SAY / 2008-04-09 16:14:47 12 eylül
    Yaşı uygun olanlar o cendereden geçti. Ragl kanını görüp te zevkle seyir eden ancak vampir ruhlu olabilir. Bu vesileyle yalanını da uygun bir dille uydurmuşsun. Böyle palavra Teyo dayı´da bile olmaz.
  • Suphi Uçak / 2008-04-08 11:53:22 ÇOK ABARTILI
    12 Eylül darbecilerinin işkence yaptığı doğru,kraldan fazla kralcı olunduğu,gerçekten haince ve sinsice kontrolsüz ve orantisız güç kullanıldığı da doğru.Ama bir tutuklunun mahalleye götürülüp insanlara linç ettirilmesi çok ama çok abartılı bir şey.Lütfen yalan söylerken de olsa insaflı olun.
  • hava göl / 2008-04-08 11:48:10 sonuçta insan
    kim olursa olsunneye inanırsa inansın hiç kimse ama hiç kimse böyle bir muameleyi haketmiyor. öldürürken bile güzel bir şekilde öldürün diyen bir dinin mensubu olarak böyle işkenceleri nefretle kınıyorum.Pamuk Yıldız´ın ruhunda açılan yaraların iyileşmesi dileğimle.......
  • ünal eser / 2008-04-06 10:40:31 salak
    editör adam gibi haber yap yoksa sana etbalık kurumundan kafa takıcam haberin olsun polis haftasında böyle habermi olur dev sol militanlarının neler yaptıklarını herkes biliyor
  • turhan çakır / 2008-04-05 16:24:57 işkence
    evet ama bu işkenceler sadece kominist ateist vatan hayini olanlaa degil sırf ülkenin degişik yerlerinde canlı şahidiyim g.antep kalesine kızıl rus bayragı çektıler ve bu vatan hayini bölücülere ihtilali yapan askerler güvenlik güçleri bişey demedigi için ülkesine sahip öıkan ülkücülerde işkenceye tabi tutuldular yani şimdi bu kızın zihniyetinde olanlar akp yi kapatmaya ugrşmıyormu hemde o işkencecilerle ortk hareket edrek o kızımız düşüncesini birdaha sorgulasın ALLAH ona sabır ve hidayet etsin
  • Köroğlu / 2008-04-05 14:38:19 Polis Haftası
    Sn.Editör bu hafta polis haftası,bu olayları her karesine kadar yaşayan biri olarak sayfanıza baktığımda bu haberden sıkıldım. Bu haftaya yakışır Polisimizin gerçek problemlerini yansıtan haberler yazsanız da onların yüreklerine bir nebze olsun umut verseniz daha şık olur diye düşünüyorum. O dönemde o masumları kullanan aktörler yine oyun peşinde ama aktör bulamayacaklar.Ben gençliğimize güveniyorum.Bu sefer tarih tekerrür etmeyecek.
  • er al / 2008-04-04 15:21:45 bu milletin suçu neydi?
    hep beraber yedi düvele karşı zafer kazanmış bu milletin ikinci kuşağına ne oluyor ki, 1980 öncesinde birbirine düştü.Hala bu ülkede sağ-sol diye bölücülük yapanlar varken bize fazla söz düşmez. gözü olan herkes görür, kulağı olan herkes duyar. Atatürk´ün gençliğe hitabesini her yere asıp hainleri görmek lazım. sözde Atatürkçüleri görmek lazım. gerisi laf-ı güzaf...
  • Kadir Hukuknas / 2008-04-04 14:52:37 GEÇMİŞTEN GELECEĞE
    Bu tür vahşetlere çok insan maruz kaldı. Çok canlar yandı, gencecik fidanlar koparıldı hayattan. Ancak bu gün hala bu vahşeti yaşatanlara sempati duyanlar, onlara yakakalık yapanlar, onlardan medet uman zihniyet var. Ne garip çeliştidir ki, bunlar o vahşeti yaşatan vahşilerin vahşetine maruz bile kalmışlar zamanında. Ancak geçmişten ders almak ne mümkün. O vahşilerden hesap sorulmadı, yanlarına kar kaldı. bu yüzden bu gün yine aynı cüreti gösterebilirler. Bundan kimse karlı çıkmaz. Cuntacılar bile..
  • Çakı Çakar / 2008-04-01 12:46:38 Hak etmişler...
    Bugünlere bakarak geçmişte çekmişler cezalarını. Hiç acıma hissi bırakmadılar insanda. Ne olmuşsa haketmişler bence.
  • selim sağ / 2008-03-31 03:14:28 darbeci ekip
    bunu yapanlar ile akp yi eş tutan, mantığa birşey demiyorum. yahu kadın darbe1 diyor 2 eylül diyor, işkence diyor. sen hala akp desin, yok ya bu postal yalayıcı zihniyet in okudugunu anlama yetenegide yok.
  • nejat karagöz / 2008-03-30 15:32:49 AYNI EKİP
    Edal Eren´i asanlar bugün AKP´nin şahsında demokrasiyi asmaya çalışıyorlar. Köylüye insan dışkısı yedirenler de bunlardı,teröristler saklanmasın diye yurdumun ormanlarını yakanlar da bunlardı...Görüş farklılıklarımızı bir kenara koyup,namusumuza,inançlarımıza,demokrasimize sahip çıkmazsak kendileri gibi olmayan herkesi aç bırakarak,cahil bırakarak,işsiz bırakarak veya başka şekillerde yok edecekler.
1
GAZETE 1. SAYFALARI
YEREL SİYASET
Karadeniz "HES" projesi hızlandırılıyor
Karadeniz
Vali'ye el öptüren davranış!
Vali'ye el öptüren davranış!
Kabak, karpuzun karizmasını çizdi!
Kabak, karpuzun karizmasını çizdi!
İzmir Belediyesi'nden işsize 150 TL...
İzmir Belediyesi'nden işsize 150 TL...
Gökçek yapamadı özelleştirme idaresi yapacak
Gökçek yapamadı özelleştirme idaresi yapacak
Rıdvan ve Memati'den Nazilli'ye ziyaret
Rıdvan ve Memati'den Nazilli'ye ziyaret
'Başbakana yüzümüz yok' dedi aday oldu
'Başbakana yüzümüz yok' dedi aday oldu
Celalettin Cerrah İstanbul'dan ayrıldı
Celalettin Cerrah İstanbul'dan ayrıldı