Ergenekon'da 3. iddianame de yolda
CHP, Necmettin Erbakan'ı kurtaracak!
Facebook'ta büyük tuzağa dikkat edin!
G.Kurmay başkanları yüce divanda yargılanacak
Yerel Seçim Sonuçları
Yurtiçi Hava durumu
Gündem
YILLARDIR SUSAN ŞAİR NASIL KONUŞTU?
Yıllardır susan şair nasıl konuştu?





13 Kasım 2007 17:24

İslami kesimde aşk denilince ilk akla gelen 'Mona Roza' şiirinin yazarı, efsanevi şair-yazar Sezai Karakoç uzun süredir suskundu. Kimseye konuşmuyordu, pek kimseyi de kabul etmiyordu. Karakoç, bu suskunluğunu bakın nasıl bozdu...

Efsanevi şair-yazar Sezai Karakoç, uzun süredir kimseye konuşmaması, demeç vermemesiyle biliniyor.  Ancak, Yeni Şafak yazarı Hakan Albayrak'ın da bulunduğu bir ortamda Sezai Karakoç dış politik konularda birbirinden ilginç değerlendirmelerde bulundu..

İşte bu satırlar...

HAKAN ALBAYRAK'ın yazısı

Sezai Karakoç'la ufuk turu

Tarih: 3 Kasım 2007 Cumartesi. Yer: Yüce Diriliş Partisi İstanbul İl Merkezi.

Genel Başkan Sezai Karakoç, Irak'a nasıl bakmamız gerektiğini anlatıyor. Irak'ın İngilizler tarafından kurulan suni bir devlet olduğunu, bu devletin yıkılmasından daha tabii bir şey olmadığını ifade ediyor. Irak parçalanırken “Biz Irak'ın bütünlüğünden yanayız” demenin anlamsızlığına dikkat çekiyor. Irak'ın üçe bölünmesinin kaçınılmazlığını vurguluyor. Bu üç parçadan her birinin kendi başına ayakta kalmasının imkânsızlığını da vurguluyor. İlk etapta Şii Arap ağırlıklı 'Güney Irak'ın İran'la, Sünni Arap ağırlıklı 'Orta Irak'ın Suriye ve Suudi Arabistan'la, Kürt ağırlıklı 'Kuzey Irak'ın Türkiye'yle bütünleşmesini, ikinci etapta ise Ortadoğu çapında bir birliğin kurulmasını savunuyor.

Bu arada, “Kürtleri ayıran sınırlar kalkmalıdır” diyenlere hak verdiğini, fakat Kuzey Irak'ta kurulacak bir Kürt devletinin bunu Türkiye, Suriye ve İran'la savaşarak gerçekleştirebileceğine inanmanın akıl kârı olmadığını belirtiyor Karakoç. En büyük Kürt kitlesinin Türkiye'de bulunduğunu, sonra Kuzey Irak'taki büyük kitlenin geldiğini, Türkiye-Kuzey Irak birliği sağlandığı takdirde maksadın büyük ölçüde hasıl olacağını, Suriye ile birleştiğimizde oradaki Kürtlerin de akrabalarına kavuşacağını, geriye az sayıdaki İran Kürtünün kalacağını söylüyor ve “İran'da da biraz kalsın, onun bir zararı yok. Bir gün inşaallah İran'la da birleşiriz. O zaman Kürtlerin hepsi biraraya gelir” diye ekliyor.

Dikkat! Fetihten bahsetmiyor Sezai Karakoç. Emperyalist Batı'ya kolay lokma olmamak –daha doğrusu hiç lokma olmamak- için safları sıklaştırmaktan bahsediyor. Bu toprakların tabiatına aykırı olan şovenist tavırlardan vazgeçip Müslüman kardeşliğini, İslam Birliği'ni, ortak devlet şuurunu ihya etmekten bahsediyor.

40 yıllık bir bahis bu. İslam Birliği'ne hava gibi, su gibi muhtaç olduğumuzu 40 yıldır bıkmadan, usanmadan, tekrar tekrar anlatıyor Sezai Karakoç. Kelâmının hülasası için 1995 yılında yaptığı iki konuşmanın can alıcı kısımlarına bakalım:

“Bugün güçlü olmayan devlet yaşayamaz. İki yüz elli milyondan aşağı nüfusu olan, beş milyon, on milyon kilometrekareden aşağı toprağı olan, nükleer silahı olmayan, ekonomisi zayıf olan devletler yaşayamazlar. Onlara devlet denmez. Böyleleri hep tâbi devletlerdir. Bugün birçok İslâm devleti geçinen devletçiklerin hepsi Amerika'ya, veya Avrupa'ya tâbidir. Tâbi olmaksa, İslâm gözünde, Müslümanlık gözünde, en büyük zillettir. Onun için, her kim, devlet düşmanlığı yapıyorsa onun yanında olmayın. Devlet derken, tabiidir ki, kendi medeniyetimizin, milletimizin devletini kasdediyorum. Ve yine devlet derken elbette bugünkü suni sınırları olan devletçikleri kasdetmiyorum. Ortadoğu'da Müslüman aydınların kuracağı büyük, süper devleti kasdediyorum. Ve bu devlet, bir gün mutlaka kurulacaktır. İsterseniz bunu kaydedin, not edin, tespit edin bu sözümü.” (Pendik / İstanbul, 18.6.1995. Kaynak: Çıkış Yolu III – Kutlu Millet Gerçeği, Sezai Karakoç, Diriliş Yayınları, İstanbul 2005)

“Ortadoğu'da, İslâm milletinin kendini bulması, suni sınırları atması, en az 10 milyon kilometrekare, 250 milyon nüfus ve güçlü ekonomi, güçlü devlet politikası sahibi olması, büyük siyasî ve askerî güce kavuşması, bağımsızlığımızı garantilememiz ve böylece çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini, hem maddeten, hem mânen kurtarmamızın sırası geldi. Evet, sadece maddeten değil, mânen de kurtarma garantisi bu noktada bulunuyor. Bunun için yüz bin genç yetişsin istedim. İstediğim budur, temennim budur; yüz bin şuurlu genç, Ortadoğu'da bu dediğim düzeni geri getirecektir.” (Eskişehir, 21 Ekim 1995. Kaynak: a.g.e.)

Kuvvetle hissediyorum ki, bir gün Türkiye Cumhuriyeti devleti de bundan başka çıkış yolunun olmadığını idrak edecek ve inançla değilse bile ilm-i siyasetin gereği olarak İslam Birliği hedefine yönelecek. Gülmeyin! Kendini Batı'ya karşı savaşarak gerçekleştiren bir ülkenin Batıcı olmasından daha 'acayip' bir şey değil söylediğim. Dünün maslahat-mefsedet (yarar-zarar) muhasebesinden nasıl “Varlığımızı sürdürmek için Batı'yla bütünleşmekten başka çaremiz yok” gibi 'sarsıcı' bir sonuç çıktıysa, yarının maslahat-mefsedet hesabından da “Varlığımızı sürdürmek için İslam Birliği'ni ihya etmekten başka çaremiz yok” gibi 'sarsıcı' bir sonuç çıkabilir. (Bu yönde bir eğilimin –bu şekilde ifade edilmese bile- devletin muhtelif birimlerinde çoktan belirdiğine dair iddialar var.)

Dünya dönüyor…

halbayrak@yahoo.com

Yeni Şafak
 

İŞTE SEZAİ KARAKOÇ'UN MONE ROZA İSİMLİ ŞİİRİ

 


Bu haber cafesyaset.com'da 2168 kez okundu.
Yorumlar Toplam 3 Yorum Yapılmış
  • Cevher Kara / 2007-11-14 11:32:11 ellerinden öperim ama... (devamı)
    madem modern zihniyeti karşımıza aldık, onlara uçuk gelse de ideallerimizi açıkladık, o zaman bunu oryantalistlerin ortaya attığı islam birliği gibi muğlak ve bir o kadar faydasız bir kavramla değil de hilafet gibi sahih ve tutarlı çözümleri vadeden bir kavramla ifade edelim. halizhazırda bunu yapanlar da var zaten. yine de ifade edilmekten sakınılan hakikatlerimize işaret ettiği için üstadın ellerinden öpüyorum. selam ve dua ile...
  • Cevher Kara / 2007-11-14 11:24:44 ellerinden öperim ama...
    üstadın ellerinden öperekten... genel bir bakışla bakarsak söylemlerini destekliyorum. ama şu islam birliği çok muğlak bir laf ve islami temellerden (kur´an sünnet) yoksun. avrupa birliği türünden bir birlik mi, yoksa ikö´nün genişletilmiş hali mi? acaba hilafet diyemiyor da ondan mı bu kavramsallaşmaya gitmekte! zira islami kaynaklar bu birliğin ancak hilafet ile gerçekleşeceğini haber vermekte, emretmekte. halihazırda müslümanları idare eden yapıların kendi istekleriyle hilafeti isteyecekleri yok! dev...
  • muhammet aksoy / 2007-11-13 18:23:24 epey...
    rüyalardan vergi alınsaydı, sezai beyin çoook paraya ihtiyacı olacaktı.
1
GAZETE 1. SAYFALARI
YEREL SİYASET
Beyoğlu'nda eğlence yerleri denetime karşı
Beyoğlu'nda eğlence yerleri denetime karşı
Antalya Belediyesi'nde rüşvette "casus" suçlaması
Antalya Belediyesi'nde rüşvette
AKP Yalova İl Başkanı Döğüşçü oldu
AKP Yalova İl Başkanı Döğüşçü oldu
DTP'li kadınlardan cezaevi önünde eylem
DTP'li kadınlardan cezaevi önünde eylem
Deniz Suyu Arıtma Tesisi yapılıyor
Deniz Suyu Arıtma Tesisi yapılıyor
Urfa'da adliye önünde linç girişimi
Urfa'da adliye önünde linç girişimi
Vali'ye el öptüren davranış!
Vali'ye el öptüren davranış!
Karadeniz "HES" Projesi hızlandırılıyor
Karadeniz