Ergenekon'da 3. iddianame de yolda
CHP, Necmettin Erbakan'ı kurtaracak!
Facebook'ta büyük tuzağa dikkat edin!
G.Kurmay başkanları yüce divanda yargılanacak
Yerel Seçim Sonuçları
Yurtiçi Hava durumu
SİYASAL KAMPANYALARDA İKNA SORUNU
Siyasal Kampanyalarda İkna Sorunu





27 Haziran 2007 09:11

Mitinglerde, televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında liderlerin vaatleri uçuşurken vatandaşlar acaba yarın kim daha büyük vaatlerde bulunacak diye merak etmektedir.

YUSUF DEVRAN'IN YAZISI

Siyasal Kampanyalarda İkna Sorunu

22 Temmuz seçimlerini bir önceki seçimlerden ayıran belli başlı özellikler var. Bunların başında ise Cem Uzan’ın mazot vaadiyle başlayan vaatler zincirleri gelmektedir. Bu noktada akıllara şu soru geliyor: Seçmenler bu vaatlere inanıyor mu? İşte bu sorunun cevabını en kestirme yoldan verebilmek için Aristo retoriğinden kısaca söz etmek gerekiyor.

Aristo, ikna ile ilgili üç önemli kavramdan söz eder: Ethos, pathos ve logos. Ethos konuşmacının kişiliği, pathos izleyicide yaratılan duygusallık, logos ise iddialarda ileri sürülen kanıtlarla ilgili kavramlardır. Siyasal kampanyalar bağlamında açacak olursak, bir adayın inandırıcılığı kendi kişiliğine ilişkin kamuoyundaki algılamalara, seçmenler nezdinde ne gibi bir duygusallık yarattığına ve verdiği vaatlerde ileri sürdüğü kanıtlara bağlıdır.

Mitinglerde, televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında liderlerin vaatleri uçuşurken vatandaşlar acaba yarın kim daha büyük vaatlerde bulunacak diye merak etmektedir. Tabii ki eğlenmek için. Medya da ağzını açmış liderlerden bu yönde gelecek açıklamaları hararetle beklemektedir. Medyanın amacı ise izleyicileri eğlendirerek daha çok reyting sağlamak. Bu noktada şu hakkı teslim etmek gerekir: Bu seçimlerde vaatlere ilişkin gündemi Cem Uzan belirlemiştir. Dolayısıyla patent vermek gerekirse bu hak Uzan’a ait olmalıdır.

Şimdi konuyu Aristo mantığıyla değerlendirmeye çalışalım: Birinci örneğimiz ethosla ilgili. Mazotun fiyatının 1 YTL olacağına ilişkin vaadin kabul görebilmesi için Cem Uzan’ın güvenilir birisi olması gerekir. Arkasında Uzan Holding ve İmar Bankası yolsuzluğu gibi iddiaların olduğu bir liderin kamuoyundaki imajı malum. O nedenle de mesajın kaynağı oldukça problemli. Bu açığı gidermek için Cem Uzan farklı ikna yöntemlerini de kendi vaatleriyle birlikte kullanabilirdi. Örneğin petrol konusunda Türkiye’nin en saygın iki uzmanı çıkıp kamuoyuna mazotun fiyatının nasıl 1 YTL olabileceğini objektif olarak kamuoyuna anlatılabilirdi. Bu açıklamalar Uzan’ı destekleyerek belli oranda inanılırlık sağlayabilirdi. Ama bu olmadı. Üstelik diğer siyasi parti liderlerinin de Cem Uzan’ın arkasına takılarak mazotun fiyatında indirim yapmaları bu vaadin inanılırlığını daha da zedeledi. Neticede mazot konusu Türk kamuoyunda bir mizah konusu haline geldi.

Pathosla ile ilgili en güzel örnek ise Abdullah Gül’ün Ak Parti Mitinglerinde adeta ağlatılarak seçmenlerin nezdinde bir acıma duygusu yaratılmaya çalışılmasıdır. Gül’e inanan ve saygı duyan seçmenler bu nedenle Ak Parti’ye oy verecekler. Ama bir şey unutulmamalı, Aynı Gül ve Ak Parti bağımsız adayların adlarının seçmen pusulalarına yazılmasına ilişkin yapılan yasal düzenlemede muhalefetle birlikte aynı yönde oy kullanarak söz konusu adaylara haksızlık yapmıştır. Dolayısıyla Gül’e seçmen nezdinde mağdur rolü oynatanlar kendilerinin de başkalarına karşı nasıl haksızlık yaptığını vicdanlarında tartmalıdırlar.

Bu bağlamda ikinci örnek ise Erdoğan’ın Batman mitinginde başlattığı ve diğer mitinglerinde de tekrar ettiği “Bize 367 milletvekili vermezseniz seçimlerden sonra cumhurbaşkanı krizi çıkabilir” şeklindeki korkutucu mesajıdır. Ya da “Bize oy vermezseniz şeriatçılar iktidara gelir”, “Bize oy vermezseniz laiklik elden gider” veya “Bize oy vermezseniz halk değil, derin devlet iktidara gelir” gibi sözler aslında seçmenlerin duygularını etkilemek ve onları yönlendirmek amacıyla iletilen mesajlardır.

Aristo retoriğindeki üçüncü kavram olan logos ise verilen vaatlerin tutarlılığı ile ilgilidir. Örneğin herkese vatandaşlık maaşı derken bunun kaynakları seçmeni yeterli ölçüde ikna edebilecek mi? Ya da ÖSS sınavı kaldırılacak derken önerilen yeni sistem seçmen tarafından uygulanabilir bir sistem olarak algılanabilecek mi? Bu konudaki deliller yeterli mi? İşte benim bu konularda kuşkularım var. Çünkü seçim bildirgeleri “cek” ve “cak”larla biten temenni cümleleriyle dolu. Nasıl olacak sorusunun cevabı ise iktidara geldikten sonra düşünülecek. Ya da bahaneler uydurulacak. Bizim ülkemizde genellikle bahaneler uydurulur. Örneğin Ak Parti 2002 seçimlerinde iktidara geldikten kısa bir süre sonra IMF ile olan ilişkilerini bitireceğini vaat etmişti ama şimdi bu iş IMF’siz olmaz diyebiliyor.

Aslında siyasal parti liderlerinin bu seçimde vaat yağmuru yapmalarına, seçmen önünde mağdur rolü oynamalarına gerek yok. Sağda veya soldaki seçmenlerin büyük bir bölümü zaten cumhurbaşkanı seçimi krizi, 27 Nisan Bildirisi ve Cumhuriyet mitingleri sonrasında kararını vermiş bulunmaktadır. Biraz tutarlı, biraz da dürüst olmanın yanı sıra medyayı iyi kullanmak yeterli olabilir.
 Özetle, siyasal kampanyalarda ikna en önemli konulardan biridir. Bu nedenle mesajın kendisi, mesajı ileten ve mesajın yöneltildiği hedef kitle dikkate alınarak kampanya yürütülürse daha akıllıca bir iş yapılmış olur. Bu arada anket firmalarının manipülasyonlarını da  unutmayalım. İlgililere duyurulur.

yusufdevran@gmail.com


Bu haber cafesyaset.com'da 184 kez okundu.
GAZETE 1. SAYFALARI
YEREL SİYASET
Ak Parti Sakarya İl Başkan Terzioğlu oldu
Ak Parti Sakarya İl Başkan Terzioğlu oldu
Beyoğlu'nda eğlence yerleri denetime karşı
Beyoğlu'nda eğlence yerleri denetime karşı
Antalya Belediyesi'nde rüşvette "casus" suçlaması
Antalya Belediyesi'nde rüşvette
AKP Yalova İl Başkanı Döğüşçü oldu
AKP Yalova İl Başkanı Döğüşçü oldu
DTP'li kadınlardan cezaevi önünde eylem
DTP'li kadınlardan cezaevi önünde eylem
Deniz Suyu Arıtma Tesisi yapılıyor
Deniz Suyu Arıtma Tesisi yapılıyor
Urfa'da adliye önünde linç girişimi
Urfa'da adliye önünde linç girişimi
Vali'ye el öptüren davranış!
Vali'ye el öptüren davranış!