Başbakan meydanlarda cumhurbaşkanı seçiminin mağduru rolünü oynuyor.
Ama zaman zaman da Kasımpaşalılığın verdiği efelikle halkı krizle tehdit edip, 370 milletvekili istiyor.
BAŞBAKAN meydanlarda cumhurbaşkanı seçiminin mağduru rolünü oynuyor.
Ama zaman zaman da Kasımpaşalılığın verdiği efelikle halkı krizle tehdit edip, 370 milletvekili istiyor.
"Bize cumhurbaşkanı seçtirmediler" diye muhalefeti halka şikáyet ediyor.
Ama 353 milletvekiline sahip bir parti lideri olarak cumhurbaşkanı seçememenin beceriksizliğini ağzına almıyor.
Yardımcısı Abdullah Gül ise cumhurbaşkanlığının kıyısından dönmenin verdiği öfkeyle mikrofondan ağzına geleni söylüyor.
Meclis’e girmeyen muhalefeti kendisine oy vermedikleri için erkek olmamakla suçluyor.
Kadın dernekleri bunu kınayınca bu kez kadınlardan özür dilemek zorunda kalıyor.
Şurası bir gerçek ki hem Tayyip Bey, hem Arınç, hem de Gül cumhurbaşkanlığı seçimini yüzlerine gözlerine bulaştırdılar.
"Dindar cumhurbaşkanı" seçmek uğruna 353 sandalyeleri olmasına rağmen Meclis’ten bir cumhurbaşkanı çıkaramadılar.
Gerçek bu, gerisi boş laf.
* * *
Mehmet Ağar diyor ki: "O kadar çirkin politika yapıyorlar ki, halka bizi ’Müslüman cumhurbaşkanı seçtirmediler’ diye şikáyet ediyorlar.Politika bu kadar kalleşçe yapılmamalı."
Oysa Erdoğan ve Gül sık sık dini politikaya alet etmediklerini söylüyorlar ama tam tersini yaptıklarına tanık oluyoruz.
Mehmet Ağar, "Bu iftiranın yanıtını mutlaka alacaklar" diyor.
Gerçi Başbakan meydanlarda AKP’yi göklere çıkarıyor ama gerçekler de gün gibi ortada.
Ne yaparsanız yapın mızrak çuvala girmiyor.
Taze bir örnek verelim.
Türkiye bitti, Kuran kurslarını şimdi de Kıbrıs’a taşımaya kalkıyorlar.
Erdoğan’ın yakın arkadaşı olarak bilinen KKTC Din İşleri Dairesi Müdürü Ahmet Yönlüer’in yönlendirmesiyle KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı yaz tatilinde okullarda Kuran kursları açılması için müdürlere genelge gönderiyor.
Doğal olarak Kıbrıs sivil toplum örgütleri ve öğretmenler ayağa kalkıyor.
Kıbrıs sorununu buzdolabına kaldıran AKP iktidarı şimdi bu işlerle uğraşıyor.
* * *
Dış politikada AKP’nin Türkiye’yi getirdiği nokta hiç de parlak değil.
Bunu anlatmak için ABD eski Dışişleri Bakan Yardımcısı, Demokratlar’ın dışişleri bakan adayı Richard Holbrooke’un şu sözlerine bakmak yeter:
"Kuzey Irak, eski Kuzey Irak değil, eskiden Türkiye Kürt liderlerinin de onayıyla sınır ötesi operasyonlar yapabiliyordu. Bugün orada, bayrağı, parası, yönetimi olan bağımsız bir devlet var. Sulh, sükun var. 300 Türk müteahhidi iş yapıyor. Kürt yönetimi ABD ile iyi ilişki içinde. Bu değişimi görmek lazım."
Holbrooke bazı önemli önerilerde de bulunuyor:
"Ermeni sınırını açın, Kıbrıs’taki asker sayısını azaltın, İran’la iyi ilişkiler kurmayın çünkü siz NATO üyesisiniz ve ABD’nin dostusunuz."
Holbrooke’un söylediklerini açalım:
"Sakın Kuzey Irak’a girmeye kalkmayın, Kıbrıs sorununu Yunanlıların ve Rumların isteği doğrultuda çözün, komşularınızla bizim izin verdiğimiz kadar ilişki kurun. Ermenilerin isteklerini yerine getirin."
Tayyip Bey meydanlarda bu gerçeklere karşı çıkabilir mi?