Şu utanmazlığa bakın. Hem başörtü yasağının kaldırılmasını engelliyorlar.. Hem de utanmadan “Elinizde güç vardı, Niye yapmadınız?” diye soruyorlar.
Söyler misiniz, bu ülkede başörtü yasağının sürmesini isteyen en söz dinlemez kafa kimin denilse, hangi isim verilir?
Tabii ki, Emin Çölaşan..
Başörtü yasağı henüz daha genelleşmemiş iken bile, yaygınlaşması için yazılar kaleme alan o değil miydi?!
Şimdi sureti haktan görünüp AKParti iktidarına soruyor: “Bunların elinde her güç vardı. Gerektiğinde Anayasa değiştirdiler. Gerektiğinde beş dakikada yasalar çıkardılar, yandaşlarını ihya ettiler. Yandaş ve partili hırsızlarını yeni yasalarla koruma altına aldılar.
Şimdi size soruyorum:
Peki, türban konusunda ne yaptılar? Hiçbir şey! Yapamazlar mıydı? Yaparlardı, çünkü Meclis’teki büyük sayısal çoğunluk ellerindeydi. Hükümet ellerindeydi.
O halde niçin yapmadılar? Bu soruna niçin çözüm bulmadılar?
Yanıtı gayet basit!..
Çünkü türban, bunların elinde bir sömürü aracıydı. Hatta en büyük sömürü konusuydu. Buna çözüm bulsalardı, o silah ellerinden gitmiş olurdu. O yüzden sizi kullandılar ve siyaset oyununu sizin üzerinizden oynadılar... Ve oynamayı aynen sürdürüyorlar!..”
Yalancılıkta rekor böyle kırılır işte.
Hani karşınızdaki kişi hukuktan anlamayan, olayların hukuki cephesini bilmeyen birisi olsa, cahilliğine gelmiş derim.
Ama muhteremin kendi eşi Danıştay Başsavcısı.. Bu konudaki gelişmeleri ezbere biliyor.. Eşinin yengesi de, Anayasa Mahkemesi’nin eski başkanı. Bilmiyorsa eğer, sorsaydı, o da yasağın kalkmasını hangi kararları ile engellediler, birebir anlatırdı kendisine.
Ama tek sermayesi yalan olan Çölaşan, mütedeyyin insanların içinden, kandıracağı birkaç kişi olabilir düşüncesi ile, yukarıdaki ifadeleri kaleme almış.
AKParti’nin Anayasa’yı değiştirecek güçleri varmış da, yasağı kaldırmamışlar!
Yalan söylüyorsan, ne olasın?
Hem de, yazarken dahi kafanda, “Safları nasıl kafakola alıyorum ama!” tilkilikleri dolaşıyorsa..
Evet, çok iddialıyım. Bile bile yalan söylüyor Çölaşan.
“Hiçbir şey yapmadılar” dediği AKParti’li Milli EğitimBakanlığı’nın çıkardığı bir yönetmeliğin tarihini vereyim. Resmi Gazete’de yayınlanma tarihi: 14 Aralık 2005
Yönetmeliğin ismi: “Millî Eğitim Bakanlığı Açık Öğretim Lisesi Yönetmeliği”
Ve bu yönetmelikte 45. madde şöyle düzenlenmiş: “Sınavlarda, kılık kıyafetin öğrencinin rahatlıkla tanınmasını sağlayacak şekilde sade ve temiz olması esastır.”
Objektif, olması gereken bir düzenleme.
Ama yasakçı kafa yerinde durur mu hiç?
“Bu maddede başörtü yasağı niye yok?” diye, Eğitim-Sen isimli sözümona eğitimcilerin kurduğu dernek ile YÖK’ün dayatmacılarıhemen Danıştay’da dava açıyorlar.
Ve Danıştay önce yürütmeyi durdurma kararı veriyor, sonra da iptal.
Gerekçe ne, biliyor musunuz?
''Yönetmelikte başı açık olma kuralının yer alması zorunlu.”
Hukukçu olan okuyucularımız diyecekler ki; “Olur mu öyle şey? Yargı, bir yönetmelikte neyin olmadığını eleştiremez. Var olanı, yanlış bulursa iptal eder.”
Evet, haklısınız.
Türkiye dışındaki her yerde yargının fonksiyonu böyledir.. Ama Türkiye’de Çölaşan’lar var.. “Hem başörtü yasağı sürsün” diye yazılar yazarlar. Sonra da, “Başörtü yasağını kaldırmaya söz verenler, kaldırmadılar. İstismar yaptılar” diye yazılar yazarlar.
Yalancılıkları bu kadar açık yani.
Hiçbir kanunda başörtü yasağı diye bir madde yok.. Dolayısı ile “Gerekli değişikliği yapmadılar” diyenler, o açıdan da yalan söylüyorlar. Değiştirilecek kanun olmadığı için, AKParti de herhangi bir kanun değiştirmedi. Ama değişmesi gereken bir Anayasa Mahkemesi kararı var. Onun da değişmesi için, önce o mahkemedeki yasakçıların değişmesi gerekir.
O mahkemedeki yasakçıların değişmesini bir kenara bırakın, daha da katı yasakçıları oraya getiren Sezer’e alkış tutan Çölaşan, AKParti’ye “Bir şey yapmadınız” diyerek ne yapmak istiyor ki?
MHP’ye oy kazandırmaktan başka!..
“Apo idam edilmesin” diye yazan da Çölaşan’dı, hatırlarsanız.
Sonuçta her yol var bu adamda..
Bir gün gelir, Apo’ya en ağır hakareti yapar. Bir gün gelir, “Apo’yu idam etmeyelim” der.
Gün gelir, MHP’ye en ağır hakaretleri eder. Gün gelir, MHP’ye üç tane oy kazandırmak için yalan söyler. Hem de seviyesizce!