Hıncal ağzını çok fena bozdu...  -  Ufuk Uras da maçı izleyecek  -  Başbuğ'un unutamayacağı anlar..  -  CHP'li Sav da Dişli gibi istifa etmeli  -  'Vladimir Putin' gözaltına alındı  -  Ergenekon'da dehşet iddialar  -  Akman'dan Hürriyet'e yalanlama  -  Avrupa Yakası'nda son ayrılık!  -  Toptan'ın çağrısına AKP desteği  -  Kadıköy'de oy pusulaları bulundu  -  Gömülü silahlar Jitem'e mi ait?  -  Dünya bu skandalı konuşuyor!  -  Demirelli Yıllar 3 piyasaya çıktı  -  Haydar Baş'tan iddialı çıkış  -  Eruygur Büyükanıtı zehirleyecekti  -  Başbuğ şaşırtmaya devam ediyor  -  Toptan'a bir destek de DTP'den  -  Mehmet Altan tahliye bekliyor!  -  AK Parti'nin artist başkan adayı  -  Ergenekon'u yıllar önce gördü  -  





En Çok Okunanlar
Paşalara bir sürpriz ziyaret daha
İşte Başbakan'ın Bayram sürprizi
Tomanbay'ın istifasındaki gerçek
Tuğrul Türkeş'in tutarsızlığına dair
Ergenekon'u yıllar önce gördü
Tanırım, iyi generaldir
AK Parti'nin artist başkan adayı
TSK'nın yargıya müdahale skandalı
Merak edilecek bir şey yok
Kılıçdaroğlu, SSK ve OYAK
CHP'yi şok eden istifa haberi...
İlker Başbuğ'dan sivil manifesto
Elkatmış'ın son Susurluk iddiası ne
Peşimizi hiç bırakmayan o Zombiler bizi ham yapar mı?
Nasıl bir Genelkurmay Başkanı istersiniz?
Rasgele Videolar
Mehmet Ağar'ın "Düzova'da siyaset" konuşması
İşte Koç'un çıkış yaptığı o şarkı
Mehmetçik mağara bastı
12 Eylül Darbesi 3
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Genelkurmay'ın açıklamasına yanıt veriyor
En açık oturum
Üç önemli kadın Kıbrıs'ta buluştu
Tuncay Özkan: "Ben hırsızların şahıyım"
Samast'ın skandal görüntüleri
Benazir Butto
Edip Akbayram, Mehmet Gül'le canlı yayında
Mesut Yılmaz
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç
Başbakan Erdoğan'ı ağlatan imam Bilal Demiryürek
Baykal: Ayet okumak günah değil
Foto Galeri
Başbuğ şaşırtmaya devam ediyor
Baykal'a Recep İvedik esprileri
Sizce Apo'yla röportaj mı yapıyor?
En iddialı hazırlanan Başkan adayı
Bu fotoğraflar ilk kez yayınlandı..
Bu kadınların sırtındaki yük ne?
İlk kez gün yüzüne çıkan fotolar
Coşkuya yansıyan fotoğraflar
Bu fotoğraflar çok konuşulacak!
AK Partilinin gelinine 18 kg altın!
Gül'den Alevilere ritüel jesti
Protokol kurallarını deldi geçti..
Durak'ın muhalifleri vurma planı
30 araçlık konvoyla Çırağan'a geldi
Yapmayın Bakan'ım burada olmaz!
Şimdi biz soralım... Tehlikenin Farkında Mısınız?
Daha 18 Mayıs 2006'da, yani "Danıştay cinayetinden bir gün sonra" şöyle demiştik: "Yaramız yok ki, gocunalım!.. Çiğ yemedik ki, karnımız ağrısın!"...
  18 / 06 / 2007 09:26
Günün Haberleri

Bunu söylerken, "kendimizden ve okurlarımızdan emin olduğumuzu" söylemek istiyorduk... Çünkü Vakit ve "Vakit ailesi"nin birer ferdi olan okurlarımız; en başta "Türkiye"yi, sonra da "Vakit'i" ve "kendilerini" zor durumda bırakacak bir işe asla kalkışmazlar... Hele hele bir "cinayet"e asla yeltenmezler!..
Evet, biz "kendimizi" de biliyorduk, "okurlarımızı" da... Kendimizden de "emin" idik, okurlarımızdan da... İşte bu yüzden; bütün "hedef gösterme"lere ve "aynı el tarafından basılan düğme"lerle atılan "manşet"lere rağmen, "Danıştay saldırısı"nın ertesi günü, yani 18 Mayıs 2006'da şu manşetle çıktık kamuoyunun karşısına:
"Yine aynı film!"
Çünkü biz, "defalarca vizyona sokulan bu film"i, değil görmek, artık; "hangi aktörün, hangi sahnede, hangi rolü oynayacağını" adeta ezberlemiştik!..
Biz, aynı filmi "seyretmek"ten bıkmıştık!..
Ama birileri, "vizyona koymak"tan bıkmamıştı!..
CUMHURİYET'İN MALÛM ANONSLARI!
Bu vesileyle, "saldırı öncesi günler"den de söz edelim...
Hele hatırlayın, "Danıştay saldırısı"ndan bir ay önceki Cumhuriyet gazetesinin "anons"larını!..
Üstte "Cumhuriyet" logosu!..
Hemen altında, 9 sütuna 15 cm. yüksekliğinde "siyah" bir zemin!..
Ve içinde şu yazı:
"Tehlikenin farkında mısınız?"
Onun altında da, gazeteden bir sayfa ve yanında şu ifade:
"Cumhuriyet'inize sahip çıkın!"
Bu ifadeler; "sıradan bir gazete anonsu" gibi algılanmıştı o günlerde!..
Amma velâkin "kazın ayağı" hiç de öyle değildi!..
"Kapkara zemin"in içindeki "Tehlikenin farkında mısınız?" yazısı "yeşil" renkliydi!.. Üstelik de, "İslâm harflerini andıran" bir hurufatla yazılmıştı!.. Dahası, o yazı, "soldan sağa" değil de, tersine, yani "Arapça"da olduğu gibi "sağdan sola" dizilmişti!..
O günlerde, merakla sormuştuk:
Ortada "PKK terörü" varken ve gündemdeki "asıl tehlike" bu iken, "kapkara bir zemin" içerisine, "sağdan sola" olarak, "Arapça" karakterini andıran "yeşil" renkli harflerle, "Tehlikenin farkında mısınız?" demek, neyin nesi oluyordu?..
Evet, ortada bir "tehlike" vardı... O tehlikenin adı da "PKK terörü" idi!..
Diğer bir ifadeyle,
"Marksist" ve "ateist" bir örgütün terörü!..
Yani, "kızıl" terör!..
Peki, "kızıl tehlike"nin varlığını göre göre, "yeşil" renkli hurufatla, "İslâmî bir tehlike" imajı ve mesajı vermenin esbab-ı mucibesi neydi?..
Öyle ya; "Marksist!.. Ateist!.. Kızıl terör" ortalığı savaş alanına çevirecek, ama Cumhuriyet kalkacak ve hâlâ "yeşil"e dikkat çekecek!..
Bir anlamda, "boşver PKK"yı diyecek, "Sen, 'yeşil tehlike'ye(!) bak"
ÖNCE PROVOKASYON... SONRA MANİPÜLASYON!
Sonrası malûm... Bu "anons"lardan bir ay sonra, "Av. Alparslan Arslan ve Bar arkadaşları" tarafından önce "Cumhuriyet gazetesine 3 bomba" atıldı, arkasından da "Danıştay'a saldırı" düzenlenip, M. Yücel Özbilgin öldürüldü!..
"Film" devam ediyordu... Alparslan Arslan, provokasyonun hemen ardından, "kendisine ezberletildiği şekliyle konuşmaya" veya "medya, kulaklarına manipüle edildiği şekliyle manşetler atmaya" başlamışlardı!..
Öyle diyorlardı!.. Alparslan Arslan; bu eylemi "Danıştay'ın başörtüsüyle ilgili kararını protesto için"(!) yapmıştı!.. Kendisi, "namaz kılan bir mücahit"(!)ti!.. Arabasında, "Vakit gazetesinin kupürleri"(!) bulunmuştu!.. Eylemi, "Vakit'in yayınlarından etkilenerek"(!) gerçekleştirmişti!..
Bunca "linç" ve "yargısız infaz" girişimine rağmen, "Vakit'in duruşu" değişmiyordu!..
Çünkü biz;
"Çiğ" yememiştik ki, karnımız ağrısın!..
Çünkü bizim "yaramız" yoktu ki, gocunalım!..
Nitekim, olaylar "çorap söküğü" gibi birbirini izledi!.. Cumhuriyet gazetesine ve Danıştay'a saldırıların "Bar'da" plânlandığı, tetikçi Alparslan Arslan'ın da "namaz ve niyazla hiç ilgisinin olmadığı" tek tek çıktı ortaya!.. "Danıştay saldırısında adı geçenlerden biri" de, KKTC'deki bir "kumarhane hesaplaşması"nda öldürüldü!..
Ve geldik, "filmin finali"ne!..
"Geçen hafta Ümraniye'de bir gecekonduda bulunan 27 adet el bombası, TNT kalıpları ve fünyelerle ilgili olarak gözaltına alınan Astsubay Oktay Yıldırım ile iki kişi, çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklandı. Aynı olay dolayısıyla Danıştay saldırısında azmettirici olarak adı geçen emekli subay Muzaffer Tekin ile onu gizleyen emekli Astsubay Mahmut Öztürk de, soruşturma kapsamında gözaltına alındı."
"GECEKONDU"DAN... "DANIŞTAY"A!..
Şimdi de, "filmin finali"yle ilgili Nazlı Ilıcak'ın yorumunu aktaralım:
"2-3 gün önce yakalanan Oktay Yıldırım'ın sahip olduğu bombalar, 2006'da Cumhuriyet gazetesine atılanlarla aynı seri numarasını taşıyormuş.
Cumhuriyet'e ve Danıştay'a saldıran Alparslan Arslan'ı Muzaffer Tekin'in azmettirdiği ileri sürülmüştü. Oktay Yıldırım'ın Muzaffer Tekin ile iyi tanıştığı çeşitli fotoğraflarla belgelendi. Hepsinin de Veli Küçük ile irtibatı var.
McDonald's'ta patlayan bomba, Rahip Santoro cinayeti, Hrant Dink'e düzenlenen suikast, vs... Bütün bu eylemler Türkiye'yi derinden sarsmadı mı? Bazı olaylarda hükümet doğrudan suçlanmadı mı? Hayatını kaybeden Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in cenazesini hatırlayalım.
Hükümete ne büyük tepki ve öfke vardı. Tayyip Erdoğan, Danıştay'ın başörtüsü kararını eleştirdiği için, neredeyse tetikçilikle suçlandı. Ama asıl tetikçiler bu çetelerin arkasında gizleniyor.
Ulusalcılar, Kuvayı Milliyeciler, Kızılelmacılar... Ellerinde bombalar, TNT kalıpları, C4, A4 patlayıcılar... Yeni bir Kurtuluş Savaşı'na soyunmuşlar."
Bütün bunlardan sonra, söyleyecek pek fazla bir söz kalmamış olsa gerek... Ama, yine de "bombalar" ve "bombacılar"la ilgili, 2 gazete başlığını alt alta verelim:
¥ "Bu ne tesadüf!"
"El bombacı Oktay Yıldırım, Muzaffer Tekin ve silah üzerine ant içtiren Fikri Karadağ'la aynı masada!"
¥ "Kuvva evinden Danıştay çıktı!"
"Ümraniye'de, özel harpçiye ait cephanelik gibi gecekondu, Danıştay saldırısını gerçekleştiren çetenin üçüncü hücresi çıktı!.. Polis, iki hücreyi dağıttı, üçüncüsü ise boşaltıldı!.. Kayıp sekiz hücre aranıyor!"
Bu başlıklar, "17 Mayıs 2006-17 Haziran 2007" tarihleri arasındaki süreci anlamaya ve anlatmaya herhalde yeterlidir!..
Ve tabiî; "tehlikenin kaynağını" da!..
Selâm, saygı ve gönül dolusu muhabbetlerimizle...

Vakit

Tavsiye Et Yazdır Kaydet Yorum Yaz
Yorumlar - 1/1
4 18/06/2007 19:40 - AYDIN YILDIZ yazmış: hesaplar terse dondu
artık her şey alenen ortalıga cıkmasına ragmen hala kıimse üzerine bişeyler alınmıyor herkes sayın sezer gıt dıyor hıc oralı bıle degıl olayların kimle baglantısı oldugu ortaya cıkıyor yine kimsede tık yok paşalar ayrı bir alem amerikalarda gizli görüşmeler yapılıyor Türkiye üzerine senaryolar yazıyorlar yine genelkurmaydan tık yok ne oluyor bu memlekete
Ergenekon... Ne olduğu belli bir örgüt!
Hasan Karakaya
Vakit
Tuğrul Türkeş'in tutarsızlığına dair
Ahmet Hakan Coşkun
Hürriyet
Gül'ün üç dosyası
Muharrem Sarıkaya
Sabah
Hürriyet, TSK'ya ilan ettirdi: V. Küçük çeteci!
A. İhsan Karahasanoğlu
Vakit
Gül, maça gitmekle doğru adım attı
Mehmet Ali Birand
Posta
Peşimizi hiç bırakmayan o Zombiler bizi ham yapar mı?
Hasan Cemal
Milliyet
Tutuklu paşalara 'insani' ziyaret
Bülent Korucu
Zaman
Merak edilecek bir şey yok
Fehmi Koru
Yeni Şafak
Şam Zirvesi: Türkiye kendi çekim alanını oluşturuyor!
İbrahim Karagül
Yeni Şafak
Tanırım, iyi generaldir
Ahmet Kekeç
Star
TSK'nın yargıya müdahale skandalı
Hasan Celal Güzel
Radikal
Türk askeri yine savaşıyor
Oray Eğin
Akşam
Ergenekon'un televolesi!
Mehmet Tezkan
Vatan
Genelkurmay'ın cezaevi ziyaretinin anlamı
Hakan Aygün
Bugün
İslam'a Aykırı Ramazan Etkinlikleri
Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete
Nasıl bir Genelkurmay Başkanı istersiniz?
Sabahattin Önkibar
Yeniçağ
Kılıçdaroğlu, SSK ve OYAK
Nazlı Ilıcak
Sabah
AKP'lilerin işi zor!
Hasan Pulur
Milliyet
Farklı bir Genelkurmay Başkanı
Adnan Öksüz
Cafesiyaset
Vodafone, mağduru yakmayı tercih etti
Ünal Tanık
Cafesiyaset
"Zil Çalmakla Rejim Kurtulur mu?"
Celal Kazdağlı
Cafesiyaset
Ana haberde çıta yükseldi
Ersoy Dede
Cafesiyaset
"Dünyayı Yönetenler Kalem, Mürekkep Ve Kağıttır." James Howell





RSS