Terör uzun süredir görülmeyen bir sıklıkla karanlık yüzünü gösteriyor. Böyle kanlı süreçler sadece Türkiye gibi terörle mücadele ve terörle yaşama tecrübesi olanlar değil; bütün ülkeler için sıkıntılıdır.
Terör dili ile devletlerin dili arasındaki asimetri, yönetim güçlüğü ve doğal olarak kafa karışıklığı yaratır. Şimdi, Türkiye’de yaşananlar da bu doğal kuralın yansımasından başka bir şey değildir.
Doğal olmayan şey ise, şehit cenazelerinin birer siyasi gösteriye dönüşmesidir, dönüştürülmesidir. Cenazelerde bir ya da iki parti lehine sergilenen siyasi reaksiyon, partizan tavırlar terörden daha tehlikeli, daha sakıncalı bir durumun ilanıdır. Herhalde PKK bile bu kadar ciddi bir toplumsal çatlağı üretebileceğini düşünemezdi.
Terör örgütünün düşünemeyeceği ve planlayamayacağı bir çatışma; iç siyasetin sınır tanımaz iştahı yüzünden şimdi ülkenin üzerine bir kara gölge gibi çökmektedir.
Şehit cenazeleri ismi üzerinde birer cenaze törenidir. O anlar, şehitlik gibi yüksek bir makamın son uğurlama sahneleridir. Bir şehidin uğurlanması siyasi gösteriye dönüştürülemez, iktidarla muhalefetin; sistemle iktidarın hesaplaşma yeri olamaz. Sanılanın aksine, bu hesaplaşma kimsenin işine de yaramaz. Ne iktidarın oylarını düşürebilirsiniz, ne de toplumun terör siyaseti konusundaki yargısını değiştirebilirsiniz. Terör üzerinden ‘siyasi mühendislik’, sadece terör üretenlerin işine yarar.
Tablo, insanların zihninde, ‘teröre karşı gerçekten aynı safta mıyız, yoksa o safa karışıp siyasi husumetlerimizin tahakkuku için fırsat mı kollanıyor’ sorusunu sordurma eşiğine gelmiştir.
Oysa şehit cenazeleri laiklik mitingleri değildir. Laiklik mitinginin yeri de cenaze törenleri değildir.
Çünkü, terör konusunda herkes aynı saftadır ve toplumda bu konuda sınanamayacak bir birliktelik vardır.
Üç-beş oyun bir partiden başka bir partiye geçeceğini umarak bu tabloyu bozmaya çalışmak gözü dönmüşlüktür.
Sorunu açıklıkla konuşalım.
İktidar partisinin oylarından rahatsız mıyız? O oyları düşürmek için başka yollar bulalım. İktidardan oy koparmak her zaman kolaydır, bir yol bulunur.
Ya da bir başka partiyi büyütmek mi istiyoruz? Onun oylarını yükseltmek için de daha makul, daha gerilimsiz, daha demokratik bir yol üretelim.
Terör üzerine bir de siyasi çatışma ekseni ekleyip, teröristin keyfini artırmayalım.
Her şey siyaset değil, her şey 22 Temmuz’da da bitmeyecek. Türkiye’nin önünde seçim atmosferinin yaşanacağı 40 günden daha uzun zamanlar var. Telaşla şehit cenazelerine sarılanlar da rahat olsun; Türkiye çok iktidarlar, çok muhalefetler görecek. Demokrasi var oldukça toplumla bir bağı olan herkes bu yarışta kalacak.
20 yıldır yaşamakta olduğumuz, çözemediğimiz bir soruna karşı hiç olmazsa hálá muhafaza ettiğimiz toplumsal mutabakat becerisini bir saçma siyasi hesapla kaybetmeyelim.
Mitingleşen cenazelerde atılan oy çağrısı yapan sloganlar, taşkın gösteriler, sadece öfke biriktirir.
Bir süre sonra şehitlerle, şehit aileleriyle ezeli bir duygudaşlık taşıyanları da sırf bu kavgada saf tutmak istemedikleri için cami avlusunda bulamazsınız.