Nasıl ve neresinden başlasam?.. “Sondan başa doğru” mu gelsem, yoksa “baştan sona doğru” mu gitsem?.. Ve ne desem?.. “Evrim” mi, “devrim” mi?.. Yoksa; “değişim” mi, “dönüşüm” mü?.. Öyle bir “patolojik vak’a” ile karşı karşıyayız ki, “tıp fakültesi” öğrencileri, bu “vak’a”yı mutlaka incelemeli!..
Hem de; organ organ, damar damar, hücre hücre!.. Hatta, “siyasî ölüm”ün ardından gelecek “biyolojik ölüm” sonrasında, “kadavra”sı masaya yatırılmalı; “gen”ler ve “kan” hücreleri mutlaka tahlil edilmeli!..
Çünkü bu vak’a; “tıp tarihi”ne geçecek “ender” vak’alardan biridir!..
Çünkü bu vak’a;
Aynı zamanda bir “aldatılmışlık hikâyesi”dir!.. Evet, Türkiye’de yaşayan insanların, özellikle de “ülkücü gençler”in aldatılmışlığının ve “nasıl gaza getirildiği”nin hikâyesi!..
Hayır, bir “tükeniş”in hikâyesi değil bu!.. Bir hareketi “tüketiş”in, “satış”ın hikâyesi!..
Aynı zamanda;
“5 bin şehit”in hikâyesi!..
Öyle der ya “ülkücü”ler;
“Komünizme karşı savaşta 5 bin şehit verdik... Bir o kadarımız da zindanlara düştü!”
İşte bu hikâye, o ülkücülere “yön” verenlerin, daha doğrusu “gaz” verenlerin hikâyesidir!..
“İnsanın kanını donduracak” bir hikâyedir bu!..
OKUYAN: CHP VE BAYKAL’IN EMRİNDEYİZ!
“Kimden” söz ettiğimi söylemeye herhalde gerek yok... Çünkü, yan taraftaki “kupür” ve “fotoğraf”tan da anlayacağınız gibi, Yaşar Okuyan’dan söz ediyorum!.. Evet, “CHP’ye iltihak” eden Hürparti’den ve onun “Baykal’ın emrine giren” Genel Başkanı Yaşar Okuyan’dan!..
Tarih, 8 Haziran 2007...
Yer, CHP Genel Merkezi...
“Kendilerinde güç vehmeden” birçoklarının yaptığı gibi; Hürparti adıyla bir “tabelâ partisi” kuran “eskilerin hızlı ülkücülerinden” Yaşar Okuyan; o gün CHP Genel Merkezi’ndedir ve Baykal’la görüşmektedir!..
Görüşmenin ardından, “kamera”ların karşısına geçilir... “Flaş”lar patlar, bu “tarihî an”ın fotoğrafları çekilir!..
Ve Yaşar Okuyan konuşmaya başlar:
“Söz konusu olan vatandır, gerisi teferruat. Milletvekilliği de, bakanlık da. Bundan sonra Atatürk’ün partisinde yurtseverlik mücadelesini sayın Genel Başkan’ın emrinde sürdüreceğiz.
Ben ve arkadaşlarım kilometreyi sıfırlıyoruz. Sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşı kimliğiyle CHP’ye ve sayın Genel Başkan’ın emrine giriyoruz.”
OKUYAN’DI... OK’A UYAN OLDU!
Lütfen unutmayın... Bu “tarihî konuşma”nın yapıldığı tarih, 8 Haziran 2007’dir!.. Yer de, “CHP Genel Merkezi”dir!..
Artık, karşımızda;
“Eski ülkücü” veya “eski ANAP’lı” Yaşar Okuyan değil, “Baykal’a teslim olan CHP’li Yaşar Okuyan” vardır!..
Artık, “bozkurt resmi”nin altında değil, “Altı Ok’un önünde” konuşmaktadır!..
Ve demektedir ki:
“CHP’ye ve sayın Genel Başkan’ın emrine giriyoruz!”
O güne kadar “Okuyan” olan bir adam, artık “Ok’a uyan” olmuştur!..
İnanın şoktayım!..
“Ülkücüler” adına şoktayım!..
“Dün yazılanlar” adına şoktayım!..
Bir insan, bu kadar “değişim”, bu kadar “dönüşüm” geçirebilir mi?..
Acayip derecede şaşkınım!..
Bir “devrim” midir bu, yoksa “evrim” mi?..
Dedim ya;
Bir “patolojik vak’a” ile karşı karşıyayız... Öldüğünde, Yaşar Okuyan’ın “kadavrası” mutlaka incelenmeli ve tıp fakültelerinde “ders” olarak okutulmalıdır!..
30 YIL ÖNCESİ, HERGÜN GAZETESİ
En iyisi mi, “bugün”ü burada bırakıp, “dün”e bir yolculuk yapalım... Dün dediysem, “30 yıl kadar öncesi”ne!..
Bugün CHP’yi yere-göğe sığdıramayan Yaşar Okuyan, bakalım “aynı CHP” hakkında “dün” neler yazmış?..
Yıl, 1980 öncesi!..
O günlerde, “Hergün” adlı bir gazete yayınlanmakta ve “ülkücü camia”ya hitap etmektedir!..
Hayli “iddialı”dır!..
O kadar iddialıdır ki; gazetenin kurmaylarından Necdet Sevinç, bir yazısında, “Bu gazete 50 bin sattığı gün; söyleyin, istediğiniz bakanı koltuğundan indireyim” demektedir!..
Bu gazetede, merhum S.Ahmet Arvasi de yazmakta ve “Türk-İslâm ülküsü”nün kavgasını vermektedir!..
Ve demektedir ki;
“Onların kızları ve oğulları “devrim nikâhları” ile yaşarken; senin eşinin, senin kızının “başörtüsü” ve iffeti ile alay edilecek!.. Olur mu?..
Onların çocukları diskoteklerde, barlarda tepinecek ve zıkkımlanacak, fakat senin çocuğunun okulunda namaz kıldığı “mescid” kilitlenecek!.. Olur mu?..
Senin çocuğunun devam edemediği yüksek okullar ve fakülteler “barış”, devam edebildikleri ise “savaş” sahası ilân edilecek!.. Olur mu?”
Dikkat edin... Daktilosunda, “yarım” kalan “son yazı”sının “son kelime”sinde “Allah” diyerek ruhunu teslim eden S.Ahmet Arvasi merhum, “bugünün Türkiye’si”nden değil, “30 yıl öncesinin Türkiye’si”nden söz etmektedir.
“CHP İKTİDARI DEMEK!”
Hasılı kelâm, böyle bir gazetedir “Hergün” gazetesi... Yaşar Okuyan da; hem bir “partili”, hem de “ülkücülerin ağabeyi” olarak, işte bu gazetede “yazı”lar yazmakta, Türkiye’nin “Meseleler”ini gündeme getirmektedir!..
“Türkiye’nin en büyük Meseleler’i”nden biri de CHP’dir ve Yaşar Okuyan, “CHP iktidarının ne demek olduğunu” bakın, nasıl anlatmaktadır?..
Buyrun, Yaşar Okuyan’ın; “CHP iktidarı demek!” başlıklı yazısını birlikte okuyalım:
“İktidar CHP’ye teslim edilemez.
Çünkü CHP’nin iktidarı demek, kin, garez ve düşmanlığın zirveleştiği bir ortama davetiye çıkarmak demektir.
CHP’nin iktidarı demek, solun iyice azgınlaşması, kurtuluş ordusu zibidilerinin iyice cüretkâr bir hale gelmesi demektir.
CHP’nin iktidarı demek, hapisteki vatan hainlerinin, komünistlerin, devlet düşmanlarının tekrar affedilip, sokaklara salıverilmesi demektir.
CHP’nin iktidarı demek, TRT’nin yeniden sola teslim edilmesi ve TRT’den Nazım Hikmet ve paralelindeki kimselerin anısına saatlerce yayının yapılması demektir.
CHP’nin iktidarı demek, sömürünün, soygunun, talanın onaylanması demektir.
CHP’nin iktidarı demek, eğitim enstitülerindeki 35 bin öğrencinin okuldan atılıp, sokaklara terk edilmesi demektir.
CHP’nin iktidarı demek, gaz, yağ, şeker, un kuyruklarının meydana gelmesi, vatandaşın bir dilim ekmeğe muhtaç olması demektir.
CHP’nin iktidarı demek, partizanlıktan memleketin inim inim inlemesi demektir.
CHP’nin iktidarı demek, bölücülerin, ayırımcıların, yıkıcıların, hain, fesat hareketlerini yoğunlaştırmaları demektir.
CHP’nin iktidarı demek, yoksul insanların horlanması, işçilerin ezilmesi, inananların sürünmesi demektir.
CHP’nin iktidarı demek, hükümetin sokakta bırakılmamasının teminatından yoksun olmak demektir.
Böyle bir iktidar için çaba sarf eden kim ve hangi düşüncede olursa olsun, tarihî bir vebali de yüklenmiş olacağı açık bir gerçektir.
CHP’yi iktidar yapacak kimseler, yukarıda özet olarak zikredilen hususlara peşinen imza atmış ve CHP ile aynı sorumluluğu paylaşmış olacaklarını iyice bilmelidirler.
CHP’ye koltuk çıkmak, solu iktidar etmek demektir.
Solu iktidar etmek ise, sola hizmet demektir.
KİM CHP’Yİ İKTİDAR YAPARSA!..
Bu gerçeğin kendini sağcı, milliyetçi, mukaddesatçı olarak kamuoyuna ilan eden parti ve şahıslar tarafından bilinmesi gerekir.
Aksine hareket, mazeret kabul etmeksizin sola kul olmak demek olacaktır.
CHP’yi iktidar etmemek için, bütün milliyetçilik iddiasında bulunan partilerin yeniden el ele vermesi millî bir görevdir.
Milliyetçi olduğunu iddia eden partiler, kendi aralarındaki sürtüşmeleri bir kenara itip, Türk milletinin yüce menfaatleri için bir araya gelmeli ve yeniden milliyetçi partiler topluluğunun iktidarını kurmalıdırlar.
Seçimler sırasında, seçim atmosferi içerisinde partilerin, birbirleri aleyhinde sarf ettikleri sözlerin üzerinde durmak ve ısrar etmek, sola davetiye çıkarmak demektir.
Türk milleti, 1977 seçimlerinde verdiği oylar ile, sol bir iktidar arzu etmediğini açıklıkla ortaya koymuştur.
Türk milleti, AP’ye 6.117.280, MSP’ye 1.271.620, MHP’ye 942.606, CGP’ye 277.059, DP’ye 273.426 oy vermiş ve toplam 8 milyon 878 bin oyla milliyetçiliği tercih ettiğini ortaya koymuşsa, milletin iradesine saygı gösterilmelidir.
Solun toplam oyundan 2.5 milyon daha fazla oy alan milliyetçi partilerden, Türk milletinin iradesine ters düşecek ve bu iradeyi çiğneyecek hareketlerde bulunması beklenemez.
Bu gerçekler karşısında kim CHP’yi iktidar yaparsa, ilk önce milliyetçilikten vazgeçmiş olacak ve sonra da Türk milletinin iradesini çiğnediği için de, siyaset sahnesinden silinmesine imza atmış olacaktır.Bizden yazması ve hatırlatması!”
“HA CHP, HA MHP” Mİ?!?
“30 yıl öncesi”nin bu satırlarından sonra, “30 yıl sonraki Yaşar Okuyan” hakkında yorum yapmaya bilmem gerek var mı?..
Görüyor musunuz “dönüşüm”ü?..
Dün, “İktidar CHP’ye teslim edilemez” diye bas bas bağıran bir adam; bugün gitti “CHP’ye teslim” oldu!..
Acaba, niye “teslim” oldu?..
“Kin, garez ve düşmanlığı zirveleştirmek” için mi?.. “Sol’un iyice azgınlaşması” için mi?.. “Hapisteki vatan hainlerinin affedilip de sokaklara salıverilmesi” için mi?.. “Partizanlıktan, memleketin inim inim inlemesi” için mi?.. “Gaz, yağ, şeker ve un kuyruklarının meydana gelmesi” için mi?..
Sahi, Yaşar Okuyan CHP’ye niye “iltihak” etti, Baykal’a niye “teslim” oldu?..
“Türk milletinin iradesi”ni artık umursamadığı için mi?..
Bana kalırsa; “kendisini bekleyen akıbet”i, tam 30 yıl önce yazmış Yaşar Okuyan:
“Kim CHP’yi iktidar yaparsa, siyaset sahnesinden silinmesine imza atmış olacaktır!”
Okuyan, işte o “imza”yı 8 Haziran 2007’de atmıştır!..
Yoksa; “Ha CHP, ha MHP?.. Yok birbirlerinden farkı” mı demek istemiştir?!?
İstemem, yan cebime koy!
Sezer'in tavrı malûm... "15 günlük yetki süresi"ni, yine "sonuna kadar" kullandı ve dün, kararını açıkladı:
"Cumhurbaşkanı, Cumhur tarafından seçilmesin!"
Peki, "Cumhur" seçmesin de, kim seçsin?..
Biliyorsunuz, "367" gibi bir dayatma icat edip, Meclis'e seçtirmediler!.. Ki, bu gidişle de, "Meclis'in seçmesi imkânsız" gibi!..
O halde ne olacak?.. "Millet" seçmesin!.. "Meclis" seçemesin!.. Peki, "kim" seçecek?..
Bana öyle geliyor ki; Sezer'in tavrı, biraz da, "İstemem, yan cebime koy" tavrına benziyor!.. Hani, "Köşk'ten sıkıldım" filân diyor ya, biraz "ironi" yapıyor gibi!.. Çünkü tavırları; "Köşk"ten değil, "halk"tan sıkıldığını gösteriyor!..
Çünkü efendim; Cumhurbaşkanı'nı "eğer halk seçmeyecek" ise, 367'yi bulup da Meclis'in seçmesi hepten imkânsız!.. 367 bulunamayınca da; yeni seçim, yine seçim!.. Tabiî, bu arada, Bay Sezer "Köşk'te oturmaya" devam edecek!..
Söyleyin hele; "Köşk'ten sıkılan" biri; hiç "Halk seçmesin" der miydi?.. "Halk seçsin" paketine basardı imzayı, kurtulurdu Köşk'ten!..
Demek ki, "Köşk"ü çok seviyor!..