Reklam    Sitene Ekle    Ana Sayfam Yap    İletişim    Künye
 
Dershane öğretmenleri Kadroya Alınacak mı? 5 Aralık Son Gelişmeler Dershaneler ne zaman kapatılacak?
Dershane öğretmenleri Kadroya Alınacak mı? 5 Aralık Son Gelişmeler Dershaneler ne zaman kapatılacak? Dershaneler kapatılacak mı? Şubat Ayı 10 Bin Öğretmen Ataması ne zaman? Dershane öğretmenleri KPSS'siz mi atanacak?Dershane Öğretmenlerinin Akıbeti Ne Olacak?Dersane Öğretmenleri Mülakatla MEB Kadrosuna Alınmalı Mı? Şubat'ta 10 bin öğretmen ataması yapılacak?Dershaneler atamayan öğretmenleri istihdam mı ediyor?
Haberi Yazdır Email Gönder
05.12.2013 09:29   Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu
 


Dershane öğretmenleri Kadroya Alınacak mı? 5 Aralık Son Gelişmeler Dershaneler ne zaman kapatılacak? Dershaneler kapatılacak mı? Şubat Ayı 10 Bin Öğretmen Ataması ne zaman? Dershane öğretmenleri KPSS'siz mi atanacak?Dershane Öğretmenlerinin Akıbeti Ne Olacak?Dersane Öğretmenleri Mülakatla MEB Kadrosuna Alınmalı Mı? Şubat'ta 10 bin öğretmen ataması yapılacak?Dershaneler atamayan öğretmenleri istihdam mı ediyor?

Başbakan Erdoğan atanamayan öğretmenlere müjdeyi verdi.. Şubat ayında MEB 10 bin öğretmenin atamasını yapacak...Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin başkanlığındaki bir heyet tarafından hazırlandığı iddia edilen yasa taslağı, eğitimde önemli değişiklikler içeriyor.Kapatılan dershanelerin işsiz kalan öğretmenleri KPSS şartı aranmaksızın MEB kadrolarına mülakatla atanacak.

 
 Başbakan Erdoğan Genel Af tartışmalarını cevapladı.
 
 KPSS Kasım ayı memur ataması tercih kılavuzu tıkla öğren! KPSS 2013 atamaları tercihleri başvuruları klavuzu
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin başkanlığındaki bir heyet tarafından hazırlandığı iddia edilen yasa taslağı, eğitime darbe vuracak değişiklikler içeriyor. Dershaneler, etüt merkezleri ve tüm kursların kapatılmasını öngören taslağın bu haliyle yasalaşması durumunda, okullardaki eğitim eksiklikleri takviye ders ve kurslarla telafi edilemeyecek. Özellikle doğu illerindeki öğrencilerin daha iyi lise ve üniversitelerde okuma imkanı da ortadan kalkacak.
 
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) müsteşarı Yusuf Tekin başkanlığında bir ekibin hazırladığı öne sürülen kanun taslağı, özel öğretim başta olmak üzere bütün eğitim sistemine darbe vuracak kritik değişiklikler öngörüyor. Bir torba yasaya eklenerek oldubittiyle Meclis’in gündemine getirilmesi planlanan taslağa göre, dershaneler ve bütün etüt merkezleri 2013-2014 eğitim-öğretim yılı bitiminde kapatılacak. Karara uymayanlara 500 bin liradan başlayan astronomik cezalar verilecek. Taslak, bakanlığın daha önce, ‘Dershaneler MEB’e bağlı olmadan eğitimi sürdürecek’ şeklindeki açıklamalarını da yalanlıyor. Taslak yasalaştığında ortaöğretime veya yükseköğretime giriş sınavlarına yönelik, evlerdeki özel dersler de dâhil, hiçbir özel kurs verilemeyecek.
 
 Önemli değişikliklerden biri de MEB’in kalbi olarak bilinen Talim ve Terbiye Kurulu (TTK) yetkilerinin feshi. Eğitim bilimciler ve akademisyenlerden oluşan TTK’nın, bütün karar verme ve denetleme yetkileri elinden alınıyor, kurul ‘bilimsel danışma ve inceleme organı’na dönüştürülüyor. Bu düzenlemeyle eğitim sisteminin tamamen denetimsiz hale geleceği belirtiliyor.
 
Kamuoyundan gelen tepkilere ve eğitim camiasının olumsuz görüşüne rağmen dershanelerin kapatılmasıyla ilgili kanun taslağı tamamlandı. Tasarıya göre ‘dershane’ kavramı kanundan tamamen çıkartılıyor. Bunun yanında kapatılan dershanelerin etüt merkezi olarak çalışmasının önüne geçilebilmesi için yasadaki ‘etüt merkezi’ bölümü de tamamen yok ediliyor. Taslakta ‘ortaöğretime ve yükseköğretime hazırlık’ içeren kurs ve benzeri yapılanmaların önünün kesilmesi de hedefleniyor. Taslağa göre dershaneler, 2013-2014 sezonunun bitimiyle kapatılacak.
 
 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na geçici maddeler eklenmek suretiyle yapılan taslakta, dershanelerin özel okula dönüşümleri için 3 yıl süre tanındı. Bu sürede dönüşemeyenler kapatılacak. Dershane olarak çalışmaya devam edenlere 500 bin ile 1 milyon lira arasında ceza verilecek. Kapatılan dershanelerin işsiz kalan öğretmenleri de KPSS şartı aranmaksızın MEB kadrolarına mülakatla atanacak.
 
Milli Eğitim Bakanlığı’nda hazırlanan taslak, kamuoyunda aylardır tartışılan dershanelerin kapatılmasının yanı sıra fakir öğrencilerin ücretsiz eğitim aldığı etüt merkezlerini de kapsıyor. Talim Terbiye Kurulu’nun bütün yetkilerini kaldıran taslak, dershane öğretmenlerinin Milli Eğitim kadrosuna dahil edilmesini ise mülakat şartına bağlıyor.
Yasa taslağında yer alan Ek-1 maddeye göre, dershane olmaya devam edenler hakkında ağır hükümler yer alıyor. Buna göre;
Bu kanuna ve kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmeliklerde gösterilen koşullara uymayan dönüşüm kapsamında kurulan eğitim kurumları ile mevzuata aykırı ya da izinsiz eğitim faaliyeti gösterenler hakkında, diğer mevzuattaki ceza hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu maddede belirtilen cezalar uygulanacak.
 
Uyarma cezasına rağmen gerekli düzenlemenin yapılmaması (kapatılmaması veya dönüşüme gidilmemesi) veya Bakanlıkça istenen bilgi veya belgelerin zamanında verilmemesi veya yanıltıcı bilgi ya da belge verilmesi halinde 500 bin lira para cezası uygulanacak.
 
Yazı, reklam, afiş, broşür ve benzeri araçlarla Bakanlığın veya müşterilerin yanıltılması veya yanıltıcı unvan kullanılması halinde 1 milyon lira para cezası uygulanacak.
Bakanlığın izni olmadan eğitim kurumunu devredenlere ise 1 milyon lira para cezası kesilecek. Aynı yıl içinde verilecek cezaların üç kez tekrarı halinde tek yerine bütün cezaların toplamı kadar para cezası uygulanacak.
Okula dönüşen kurumlarda bakanlığın belirlediği tarife dışında fiyat uygulanması halinde, fazladan alınan ücretin 20 katı ceza kesilecek.
 
Para cezalarına ilişkin ilk itiraz 7 gün içinde bakanlığa yapılabilecek. Bakanlık kararına karşı idare mahkemesinde dava açılabilecek.
Dönüşüm kapsamında kurulan eğitim kurumları, işyerini kapatıp 1 yıl içinde tekrar eğitim faaliyetine başlamazsa teşvik uygulamalarında yararlandıkları indirim tutarını devlete geri ödeyecek.
 
Bakanlar Kurulu ve Meclis Komisyonu by-pass edilecek
 
Milli Eğitim Bakanlığı’nda bir heyet tarafından hazırlandığı iddia edilen kanun taslağının içeriğinin yanı sıra yasalaşma süreci de tartışmalara yol açacak nitelikte. Alınan bilgilere göre, bu kadar kritik maddeleri barındıran taslak, Bakanlar Kurulu’na getirilmeyecek, bakanların imzasına açılmadan TBMM’ye sunulacak. Meclis Milli Eğitim Komisyonu’nda da ele alınması beklenmeyen taslak, genel kurulun gündemindeki bir torba kanuna önerge olarak eklenecek. Böylece hem hızlı bir şekilde geçirilmiş olacak hem de kamuoyunda daha fazla tartışılmadan yasalaşması sağlanacak.
 
EĞİTİME MİLLİ PİYANGO'DAN DESTEK SAĞLANACAK
 
Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı kanun taslağıyla eğitim kurumlarının ihtiyaçlarının karşılanması için şans oyunları hasılatından alınan vergi, fon ve paylardan MEB’e ödenek aktarılacak. Ayrıca mevcut kanunun 43. maddesinde yapılacak değişikliğe göre eğitim bilimleri, genel yetenek ve genel kültür ile alan bilgisi sınavlarını başarıyla geçecek olan öğretmen adayı ayrıca mülakata alınacak. Adaylar, mülakatı kazandığı takdirde öğretmen olabilecek. Böylece bir öğretmen adayı 4 ayrı sınava tabi tutulmuş olacak. Hakim ve savcı adaylarına getirilen mülakat sınavlarının ardından yurtdışında yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlamak isteyenlere de mülakat sınavı geliyor. Yasa taslağına göre öğrencinin yurtdışına gönderilmesinde ALES puanı ve mezuniyet notunun yanı sıra mülakat sınav puanı da etkili olacak. Hakim ve savcı sınavlarından sonra yapılan mülakat sınavları, özellikle CHP ve MHP tarafından yargıda kadrolaşma eleştirilerinin odağına oturmuştu.
 
ETÜT MERKEZLERİDE KAPATILACAK
 
Fakir öğrencilerin eğitim aldığı etüt merkezleri ve derse yardımcı merkezler de dershanelerle birlikte kalkıyor. 
‘Milli Eğitim’in ruhu’ olarak bilinen ve eğitim politikalarına yön veren Talim ve Terbiye Kurulu (TTK) da kanun taslağına göre by-pass ediliyor. MEB’de ders saatleri, programları, uygulamaları ve programların değerlendirilmesi ile ilgili en üst karar organı olan TTK, bir danışma kuruluna dönüştürülecek. Taslağa göre TTK’nın yetkilerinin yer aldığı 28. maddede yapılacak değişiklikle kurulun görevleri ‘görüş verme’ ve ‘inceleme’ye dönüştürülecek.
 
 Mevcut kanunda MEB’e bağlı genel müdürlükler, hazırladıkları program, eğitim araçları, ders kitapları ve araç gereçlerini TTK’ya sunuyordu. Eğitim programları bakan onayladığı takdirde hayata geçiyor, bakan isterse düzeltme yapılması için TTK’nın kararını iade edebiliyordu. Yasa taslağında, Bakanlığa bağlı müdürlüklerin yetkilerinin yer aldığı mevcut yasanın ilgili bölümünde “…hazırlamak veya hazırlatmak ve Talim ve Terbiye Kurulu’na sunmak” ifadesi “Talim ve Terbiye Kurulu’nun da görüşünü alarak hazırlamak veya hazırlatmak” şeklinde değiştirildi. Böylece müdürlüklerin hazırlayacağı ders içerikleri, kitaplar ve değişiklikler denetim dışı kalacak.
 
Bakanlığın hazırladığı taslakta TTK’nın kaldırılmasına ilişkin gerekçe olarak “Talim ve Terbiye Kurulu esasen eğitim alanında faaliyet gösteren bir vesayet kurumu niteliğindedir. TTK’nın bu yapıdan çıkarılması devlet yönetiminde sivilleşme ve demokratikleşme adımlarının bir devamı olarak görülmektedir.” ifadeleri kullanıldı. Gerekçede MEB’in en yüksek karar merciinin bakan ve müsteşar olduğu vurgulanarak, “Bir kurulun karar organı olarak öngörülmesi bakanlık organizasyonundan ziyade şirket organizasyonu yapısına uygundur.” denildi. TTK’nın varlığının Bakanlığın hiyerarşisine ters olduğu belirtildi.
 
TTK, 22 Mart 1926’da ilk Millî Eğitim Bakanı Mustafa Necati döneminde TBMM tarafından çıkarılan 789 sayılı ‘Maarif Teşkilatına Dair Kanun’a dayanılarak Millî Talim ve Terbiye Dairesi adıyla kurulmuştu. Denetleme ve karar alma organı olarak hizmet veren TTK, ders kitabı hazırlamak dahil okul ve okul dışı politikalar konusunda üretim üssü olarak Bakanlığın en hayati organı. Aynı zamanda Milli Eğitim politikalarına yön veren Milli Eğitim şûralarını da TTK düzenliyor. Halen Prof. Dr. Emin Karip’in başkanlığını yürüttüğü kurulun diğer üyeleri de alanında uzman olan şu eğitimcilerden oluşuyor: Prof. Dr. Mehmet Babayiğit, Prof. Dr. Cengiz Alacacı, Doç. Dr. Güray Kırpık, Doç. Dr. Hatice Duran Yıldız, Dr. Hüseyin Şirin, Dr. İbrahim Demirci, Abdulkadir Yılmaz ve İbrahim Bükel.
 
TASLAKTA NELER VAR?
 
İşsiz kalacak öğretmene mülakat
Taslakla, kapatılan dershanelerin işsiz kalan öğretmenlerine kadro vaadi veriliyor. Ancak, bu mülakat şartına bağlanıyor. Değişen kanun kapsamında eklenen 48. maddede ise “Aday öğretmenler sınav ve mülakatla alınacak.” hükmü getirilerek bu uygulamaya zemin hazırlanmış oluyor. KPSS sınavını derece ile kazanıp kadro açılmaması sonucu atanamayan binlerce öğretmenin durumu ise muğlak kalıyor. Ayrıca öğretmenlere, girdikleri ders saatine göre verilen ek ödemeler artacak. Yeni düzenlemeyle normal bir öğretmen kadrosunun ek ödeme oranı yüzde 100’e, uzman öğretmenin yüzde 120’ye, başöğretmenin ise yüzde 140’a çıkacak. Böylece daha önce ödeme oranı 65 olan öğretmen 468 TL ek ders ücreti alırken, yeni dönemde 252 TL’lik artışla 721 lira alacak. MEB’in önerisiyle 2009’da çıkan ancak Danıştay tarafından iptal edilen uzman ve başöğretmenlik mekanizmaları da bu kanunla yeniden getiriliyor. Öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç tip öğretmenlik sistemi geliyor.
 
İŞSİZ KALACAK DERSHANE ÖĞRETMENLERİNİN İSTEKLERİ
 
1- Dershanelerde 10 yıldır çalışan (sigortalarından tespit yapılmalı) tecrübeli öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığı Okullarına kazandırılması lazım. Buna toplumun hiç bir kesimi itiraz edemez. Bu öğretmenler kalitelerini özel sektörde 10 yıl çalışarak ispat etmiş durumdalar. Tecrübesiz öğretmenlerin Kpss ile atanması ardından yaşanan sıkıntılar malumunuzdur. Bu alımlarda gerekiyorsa tarafsız bir komisyon oluşturulmalı ve öğretmenlere örnek ders anlatımı yaptırılmalıdır. Bu gelişme devlet okullarına kalite katarak dershanelere duyulan ihtiyacı kısmen azaltacaktır.
 
2- Sınav sistemlerinde gerçekleştirilen değişiklikler de temel dayanak noktamız dershaneleri nasıl ortadan kaldırırız olmamalıdır. Bunun yerine dershanelere duyulan ihtiyacı azaltıcı ve dershaneleri şekillendirici icraatler gerçekleştirilebilir. Örneğin bir Anadolu Lisesi kazanabilmek için sınava girenler arasında ortalama % 12' ye girmek gerekiyor. Bence bu oran büyük haksızlıktır. Kanaatimce öğrencilerin ' i Fen Liselerine, %45' i Anadolu Liselerine geriye kalan % 40'si ise Meslek Liselerine yerleştirilmelidir. Düz lise uygulamasına derhal son verilmelidir. 1 ve 2 nolu icraatlerin sonucu olarak:
 
A Bir çok velinin öğrencisi hiç dershaneye gitmeden Anadolu Lisesi kazanacağı için dershanecilik bitmeyecek fakat büyük oranda küçülerek halkın tepkisini çeken bu günkü şekli ortadan kaldırılacaktır. Sadece öğrencilerin Fen lisesine girmek için bir yarışı olacak ama bu toplum geneline hiç bir zaman yayılmayacaktır. Çünkü devlet okullarındaki kadrolarda dershanelerden alınan öğretmen kadrosu ile takviye edildiği için ileride gerçekleştirilecek bir üniversite sınavı için gerekli hazırlık okullarda da verilebilecektir.
 
B Milli Eğitime bağlı tüm liselerin adını Anadolu yapın,tüm üniversitelerin adını oxford,yale yapın,çocuklara einstein adını verin uzaya çıkarsınız gibi komik ama kısmen haklı eleştirilerin önüne geçilmiş olacaktır. Nasıl mı? Yine bu vatanın evladı ve yine her türlü siyasi görüşe mensup dershane öğretmenlerinden 10 yıl tecrübesi olanların atanması ile. Bu kalite demektir, aksini iddia edecek olanların karşısına yüzlerce bölüm başkanı ve yazar öğretmen çıkardığınızda haklı çıkarsınız. Bu öğretmenlerin görev yaptığı Anadolu Liselerine girmeyi yeterli gören vatandaş asla Fen Lisesi gibi bir yarışın içine girmez. KPSS eşitlikçi olabilir ama Adaletçi değil. (Bence eşitlikçi ve alan uzmanlığını ölçen bir sınav modeli de değil)- Ben 10 yıl çalışmış bir öğretmen değilim. Bu öneri bana değil çocuklarımıza fayda sağlıyacaktır.  
 
C Okullara bu kadroların atanması, sınavlara hazırlığın okullardaki eğitim yoluyla da verilmesi anlamına geleceği için rapor almalar, okulu değil de dershaneyi tercih etmeler sona erecektir. Okullarımız gereken saygıyı ancak iyi ve yeterli bir eğitim vererek kazanacaktır.
 
D Sınavlar farklı şekillerde bir çok ülkede uygulanıyor. Çok da gerekli bir faktör sınavlar. Ülkemizdeki sıkıntı ise sınavsız hiçbir şeyin olmaması ve lise türlerinin haksız, adaletsiz ve anlamsız şekilde dağıtılmış olmasıdır. Hiçbir öğrencimize ilköğretimden itibaren mesleki yönlendirme yapılmamakta bu konuda iş çevrelerinin ihtiyaçları sorgulanmamakta Meslek Liseleri adeta hiçbir okula gidemeyecek durumda olan öğrencilerin gittiği okullar olarak varlığını sürdürmeye mahkum edilmektedir. Oysa sınavlar şu şekilde olmalı: Sınavlar 4,5,6 ve 7. sınıflarda alınan puanların toplam katkısı % 40 'ı geçmemeli. 8. sınıfta alınan puan öne çıkarılmalı. Yine aynı şekilde 9,10 ve 11 sınıflarda sınav yapılmalı ama etkisi % 30 olmalıdır.
 
Yani ağırlık son sene girilen sınava verilmelidir. Bu sınavlar iyi analiz edilmeli okul öğrencilerinin ve öğretmen kadrosunun başarıları bu sınavlarla ölçülmelidir. Her sınıfın başında bir genel sınav düzenlersek genel giriş verisini elde etmiş oluruz mesela, Ankara’ da Kanuni Lisesi 10. Sınıf öğrencilerinin matematik giriş neti 3.5, Hakkaride bir Lisede ise 2,7. Sene sonunda yapılan sınavda Hakkari 3.5, Ankara Kanuni Lisesi 3.6. Kim daha başarılı. Malesef sonuç odaklı değerlendirme yapıyoruz ve değerlendirmelerimiz sadece yavrularımızla ilgili oluyor. Eğitim sistemimizi, idarecilerini ve öğretmenleri kontrol etmek ve geliştirmek gibi bir amacımız hiç yok. Süreç odaklı olmak hiç de zor değil. Örneğin ben bu kıyasları özel dershanelerin kullandığı ders ve sınav takip programları yardımıyla yapıyor ve öğretmenlerime teşekkür ediyor veya nezaketle öneride bulunuyorum. Sbs' ye geçilmesinin sebebi bu kıyaslamaları yapmaktı ama hiç de öyle olmadı bu analizlerin hiç yapılmadığını çok iyi biliyorum.
 
Sınavların olmadığı bir sistem ancak karışıklıkları daha da artıracaktır. Unutmayalım Anadolu liseleri oranı teklif ettiğim şekilde % 40’ a çıkarılsa bile yine de Atatürk Anadolu Lisesi, İstanbul lisesi, Kabataş Lisesi, Fen liseleri gibi okullara girecek çocukların seçiminde sınav kullanılacaktır. Ankara’daki Anadolu lisesi sayısı 62 den 250’ ye çıkarılsa bile bu okulların kalitesi hemen eşitlenemeyeceği için bir sıralama yapılacak ve ona göre yerleştirme yapmak gerekecektir. Aynı şekilde üniversite sınavları olmadan Boğaziçi, Ankara vb üniversitelere kimlerin yerleştirileceği nasıl belirlenecek.1974’ ten önce her üniversite kendi sınavını yapmaktaydı. Bu gün için bu model bir çözüm olamayacağına göre sınavlar devam edecek. Ülkemiz bu gün Tıp mezunlarına sınav yapmakta. Hukuk mezunlarına HUS, diş hekimliği mezunlarına DUS vb sınavlar geliyor. Devlet memurları KPSS’ ye girerek atanıyor. Öğretmen olmak da sınavla, hesap uzmanı ve müfettiş olmakda.Demek ki liselere ve yükseköğretime girişte sınavların kaldırılması söz konusu değil. O halde dershaneleri kaldıralım mı sorusu da anlamsızlaşıyor. Kaldırsak bile saygın kurumlar ve çalışanları zarar görürken merdiven altı kaçak kurumlar devam edecektir. İşhanlarında apartmanlarda özel ders büroları çoğalacaktır. Kayıt dışılık ve işsizlik daha da artacaktır. Dershaneleri ortaya çıkaran faktörlere savaş açmalıyız. Unutmayalım genç nüfusun bu kadar çok nitelikli okulların bu kadar az olmasıdır dershaneciliği öne çıkaran. O zaman nitelikli kadroları çekelim okullara ve halkımız çocuklarını gönül rahatlığıyla bu okullara göndersin. Eğitim sistemimizi veli tarafından denetlenebilir kılalım. Okulların, il ve ilçe milli eğitim şubelerinin, öğretmenlerin denetlenebilir olduğu bir sistem geliştirelim. Okullarımızda rehberlik hizmetleri sunalım. (Kütahyada sadece 12 rehber öğretmen var!!!) Lütfen ormana odaklanalım ağaca değil.   
 
Öğretmen atamaları Kpss ile yapılmaya devam edecekse de bu şekilde devam etmemeli TUS ve KPSS A sınavlarında her türlü uzmanlığa yönelik sorular soruluyorken KPSS B’ de branşlarla ilgili hiç bir soru yer almıyor. Fizik öğretmeni İnkılap tarihi, coğrafya,anayasa ve matematik çözerek birbiri ile yarışıyor. Öğretmen adayları 100 yıl öncesinin ve de hiç anlayamayacakları (çünkü uzmanlık gerektiriyor) psikoloji konularını Formasyon adı altında ezberliyorlar. 10 yıldır öğretmenim, güzel yazı-kaligrafi- ve diksiyon yetim çok işime yaradı. Ne yazdığı ve ne konuştuğu anlaşılmayan binlerce meslektaşımıza bunları kazandıracak bir hizmet içi eğitim kursu gerekiyor. Hatta eğitim fakültelerinde ya da formasyon dersleri kadar hayatla doğrudan ilgili bu ilgi alanları da kazandırılmalı. Bu pratikler ancak tecrübe ile kazanılabilecek formasyon konularının ezberletilmesinden çok daha yararlı olacaktır.
 
Dershaneler hiç bir zaman yok olmazlar. Çalışan anne ve babalara etüt merkezi olarak çok da yararlı ve yeri doldurulamayacak hizmetler sunuyorlar çünkü. Zaten yukarıda bahsettiğimiz gelişmeler ardından dershaneler semtlerinde bir kültür merkezi gibi çalışmak zorunda kalacaklar sadece sınavlara hazırlık hizmeti sunarak ayakta kalamayacaklardır. (Resim, Müzik, çeşitli Hoby dersleri, etüt  merkezi, sürücü kursu, vs hepsine birden hazırlık imkanı sağlayan bir akademi şeklinde hizmet vereceklerdir ama asla yok olmayacaklardır. Aslında yok olmamaları sadece dönüştürülmeleri milli bünyemiz için de yararlıdır.)
 
 
 
 
 
 
 


    Ad Soyad
    Mesajınız
 
Dikkat: Yazılan yorumlardan yazanları sorumludur. Rotahaber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Adli merciler yorum yazanların IP numaralarını istediğinde yasa gereği vermek durumundayız.
 
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır...










 







Gündem   |   Partiler   |   Kulis   |   Polemik   |   Yerel   |   Magazin   |   Dünya   |   Mizah   |   STK
Tüm hakları saklıdır © 2012
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapar.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.